|
Şığınım tsıxur yeğaşeraşe, akılım yeğadaxe.
Elbise adamı süsler, akıl güzelleştirir.
Шыгъыным ц1ыхур eгъащ1эращ1э, акъылым егъадахэ.
Vıkızdamışem vışığınşi, vıkızdaşem vı akılş.
Tanınmadığın yerde elbise, tanındığın yerde akılsın.
Уыкъыздамыщ1эм ущыгъынщи, укъыздащ1эм уакъылщ.
Faşem yanakh daxer vukıteş.
Elbisenin güzeli utanma duygusudur.
Фащэм я нахъ дахэр ук1ытэщ.
Daxağer zekujşi, zekujır faşeş.
Güzellik yakıştırmaktır, yakışanda elbisedir.
Дахагъэр зэк1ужьщи, зэк1ужыр фащэщ.
Bzılxuğam yi aşhi yi şhi yi faşeş.
Bayanın kolu da başı da elbisedir.
Бзылъхугъам
и ащхъи и щхъи фащэщ.
Şığınır guaşeşi, yat’er pşı vıneş.
Elbise guaşe, toprak bey evidir.
Щыгъыныр гуащэщи, ят1эр пщы унэщ.
Dünyada hiçbir millet yoktur, atalarının çok eski yıllarda
giydiği elbiseyi hiç değişikliğe uğramadan, yeni şeyler
katmadan günümüze kadar getirebilen. Belki sıcak bölgelerde
yaşayan gelişmiş giysileri olmayan kavimlerde değişiklik
olmamıştır. O şekildeki kavimlerde artık parmakla
gösterilecek kadar azdır.
Adıgeler yaşantıları boyunca giydikleri elbiseler ve başka
şeylerde zamanla değişiklikler yaparak, geliştirerek
yenileriyle yer değiştirmiştir. Bu değişimlerde komşu
milletlerden iyi şeyleri aldıkları da oldu onlara verdikleri
de oldu. Başka milletlerden gördükleri iyi şeyleri kendi
adet ve geleneklerine uydurarak, daha da güzelleştirerek
insanlarına yakıştırmasını bilmişlerdir. Kendileri de
başkalarıyla paylaşmışlardır.
Nartların zamanında giyilen elbiselerin bu gün Adıge faşe (Adıge
elbisesi) diye adlandırdığımız elbiseyle aynı olduğu
bilinmektedir.
Aradan 10 asır geçtiği halde o günlerde giyilen elbiselerle
Adıge faşelerindeki asıllarında aynılık, benzerlik bir
gerçektir. Nartlardan günümüze gelene kadar yıllar geçtikçe
ister istemez zaman her şeye, gelişim ve değişim açısından
az veya çok damgasını vurmuştur. Bayanların liderlik yaptığı
dönemler, erkeklerin liderlik yaptığı dönemler, bakır, tunç,
demir, çelik gibi madenlerin kullanılması değişimde çok
yerlerde etkili olduğu gibi, elbiselerdeki değişimde de
etkili olmuştur.
Adıgelerin en eski giydikleri elbise resimleri kazılarda
bulunan yaşlı bir sind erkeği ile genç bir savaşçıya aittir.
Bu resimler 1963 yılında Akdeniz kıyılarında Sokolski H.İ.
başkanlığında arkeolog Ekspeditse’nin bulduğudur. Yapılan
kazıda bulunan evin temelinde çıkan duvar taşlarında
oyularak çizilmiş resimlere rastlanmıştır. Burada bulunan
taşlarda genç Sind savaşçısının dizlerine kadar savaş
araçlarıyla oyularak resimlenmiş şekli görülüyordu. Bu
resimde genç savaşçının elbisesi ve silahları da belli idi.
Bulunan bu eski ev temeli birinci yüzyıldan kalma bir temel
olduğu bilinmektedir.
Daha önceleri 1896 yılında Kep yakınlarında yapılan
kazılarda bulunan, taşlar üzerine kazınarak yapılmış
resimlerin Sokolski’nin başkanlığında yapılan kazıda bulunan
Sind yaşlı erkeğiyle genç savaşçının resimleriyle aynı
olduğu, yapılan karşılaştırmalarda görülmüştür. Bunlarda da
resimler dizlerine yakın yerlere kadar kazınarak, oyularak
yapılmıştı. Taştan oyulmuş bu resimlerden yaşlı olanın
görüntüsünün daha önce boyalı olduğu belli idi. Elbise
olarak giydikleri: Cane ( gömlek-Kabardeylerde iç giysi),
tepkhuen-örtü, pıa-şapka. Cane’nin çok geniş olmadan kolları
var, boyun kısmı oyulmuş ve kenarları dikilmiş, tepkhue-örtü
canenin üstünde örtülü, çokça pileleri de var, üzerinde ilik
ve düğmelerinin olduğu da görülmektedir. İkinci Sind
erkeğinde uzun bir şapka (pıa lage), Sokolskinin bezetmezine
göre vıpşe pıa (keçeden yapılmış şapka), resme ön taraftan
bakıldığında şimdiki şapkalara bezemektedir, yan taraftan
bakıldığında şharıkhuen-şharık (başlık) ın üst kısmındaki
sivriliğe bezemektedir. Şapkanın bir tarafı içeri çökmüş
gibi durmaktadır. Şapkanın alt kenarında enlice bir şerit
dolanmakta, ucu da arka taraftan sarkıtılmış vaziyette
durmaktadır. O kenarında dolanana bakıldığında deriyi
andırmaktadır. Ön taraftan şapkanın altına çekilen saçların
dışarıda kalan kısmı görülmektedir. Resimde kişinin silah
taşıdığı da fark edilmekte ancak çok net değil.
Yukarda bahsettiğimiz Sind savaşçısında da aynı giysiden (cane-gömlek)
ve pantolonun üst tarafta görülen kısmın aynısını, şapkayı,
örtüyü giydiği görülmektedir. Sağ eliyle üzerinde asılı olan
büyük kılıcın sapını kavramış, sol elinde de ok ve yay
tutmaktadır. Gömleğin alt tarafları da demirden yapılmış
özel bir örtü ile kaplanmış gibi bitmektedir. Belinde iki
tane kemer var: üst taraftaki ensiz, alt taraftaki daha
enli. Şapkanın etrafında şerit dolanmış, tepesinden boynuna
kadar sarkan ayrıca parça kumaş var, iki yanında kulakları
örtecek şekilde parçalar sallanmaktadır. Savaşçının
elbiselerinde Meotlar, Skifler, Grekler ve Şermetlerden de
görüntü olarak benzerlikler gözlenmektedir. Gömlek kendi
milletine ait, büyük kemer Skiflere ait, gömleğin eteğindeki
ekleme (metal kaplama) Greklere, şapka Sindlerinkine, büyük
kılıcı Meot kılıcı (3üncü yüzyıl), büyük olmayan okta
Şermetlerinkine bezemektedir.
Yapılan kazılardan anlaşıldığına göre dördüncü yüzyılda
Sind-Meot larla, Skifler, Grekler aynı devirlerde yaşayıp
adet ve geleneklerinde etkilenmelerin olduğu, kendilerine
ait ayrı geleneklerinin de bulunduğu anlaşılmaktadır.
Adıge toprakları da bahsedilen yıllarda sınırları surlarla
çevrili değildi, yapılan savaş ve barışlarla bu sınırlardan
girenlerde çıkanlarda oldu. Savaşlar nedeniyle alınan
topraklar veya kaybedilen topraklarla birlikte yabancı
ırklarla ilişkiler kurulduğu için yaşam tarzlarında
etkileşimler olmuştur. Alışverişlerde hazır giyim, savaş
araç ve gereçleri de satın alınıyordu. Savaş sonrası
ganimetlerle de milletler birbirlerinden çeşitli şekillerde
etkileniyorlardı.
Bu gün biz Adıge faşe (Adıge elbisesi) dediğimiz giysinin
altıncı yüzyıllarda kendini gösterdiği söylenmektedir.
Bu dönem Adıgelerin Hıristiyanlık dinini kabul ettikleri
yıllara rastlamaktadır. Adıge faşesinin bu günkü şekline tam
uygun olduğu yıllar 18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılın
başlarıdır.
Elbiselerin en iyi korunmuş hali ile (8.,9. yüzyıllara ait)
Labeşxue ırmağına dökülen küçük ırmak Balken’in bulunduğu
yerde (Molşevaye Balke) bulunan (hadağua yi kha-kurumuş ölü
mezarı) mezarda çıkan ölüde görülmüştür. Bu kazı 1970’li
yıllarda yapıldı. Bu kazı yapılan yer Sençar belindeki
geçidi koruyan kalenin mezarlığıdır. Bu yeri bulan adam
Kurjinova köyünün lise müdürü Milovanov E.A. dır.
O mezarlığın toprak yapısından dolayı ölülerin giysileri,
eşyaları mezarlıkta fazla bozulmadan kazılar sonucu ele
geçmiştir. Bulunanlar arasında erkek, bayan ve çocukların
elbiseleri, çocukların oyuncakları, şapkalar, yazmalar,
elbise üst giysileri, elbise alt giysiler, pantolonlar,
çoraplar, l’eyxer (dizlik)ler çıkmıştır. Çıkan elbiselerde
devrinde bulunan her türlü kumaşlar kullanılmış, kendi el
yapmaları kumaşlarda kullanılmıştır.
Bu kazıda çıkan erkek giysileri üzerindeki çalışmalar
metinlere girmiş olup Adıgelerin giysilerine tsey, kaptal,
cane (pantolaon, gömlek, gömlek alt giysisi) lere
benzemektedir.
Bu mezarda Alanlara ait giysilerde vardı çünkü o dönemde
alanlar Adıgelerin arasında oturuyordu.
Kasogların elbiselerinden ilk bahseden Arap araştırmacı (10.
yüzyıl) Masudiydir. Adıge bayanlarını elbiselerinin beyaz,
kırmızı renkli Rum ipeklerinden yapıldığından
bahsetmektedir. Elbiselerinde altın süslerle donatıldığından
da anlatmaktadır.
Masudi’nin yazılarında Adıgeler limanlarına yanaşan
gemilerden kumaşlar alırlardı ancak kendileri de onlara
ürettikleri değişik kumaşlar satarlardı diyor.
Alışverişlerde hem alırlar hem de satarlardı. Çok kaliteli
keten kumaşların dokunduğundan da bahsetmektedir.
1896 yıllarında Veselovski grubunun (Şhaguaşe-Beloreçenski)
de yaptıkları kazılarda bulanan elbiselerin ( 14-16. yüzyıl)
son şeklini almış Adıge giysilerine bezediği görülmüştür.
Orada bulunan tyubetey şapkası (tyubetey pıa) yuvarlak,
kıymetli kumaştan ve dört parçadan yapılmıştı, ayrıca
tepesine yuvarlak bir parça eklenirdi. Astarlı olup
parçaların eklendiği yerler süslenirdi.
Bayan şapkaları genelde sivri olup, tepesinde yuvarlak süs
dikili, ayrıca yarım ay şeklinde süste üstünde veya asılı
olurdu. Bazılarında da armut resimleri simgelenmiş olarak
asılırdı. Şapkalar ipekten, keçeden yapılır süslerle
donatılırdı. Şapkaların tepesi bazen ince gümüşten
yapılırdı. Kemerler erkek ve bayanlarınki günümüzdeki
kemerleri andırmakta, ancak erkeklerin kemerlerinde asılı
olanlar kemeri güzelleştiren aksesuarlar değil aynı zamanda
her gün kullandıkları aletleri (kama, kılıç, v.s.) de asılı
idi.
Enteresan bir durum bizim pantolon diye bildiğimiz eskiden
yoktu. O zamanlar giyilen pantolon bacak arası dikilmemiş
iki parça şeklinde idi. Başka bir deyişle bacak arası
dikilmemiş bele kadar gelen iki çorap gibi. Şhaguşede
yapılan kazılarda bulunan pantolonlarda bunlar gibidir.
Bayan elbiselerinde: alt giysi, cane, üstünde kemer olan
bexutsey, pantolon (ğuenşec) iki parça halinde, çizme, uzun
şapka olurdu. Kışında üstüne kürk (gedug) giyerlerdi.
Kumaş olarak genelde kullandıkları Perslerden, İtalya dan,
Çin’den gelen dari, dane, şıle (bez ve ipekler) idi.
Adıgelerin afecaneleri (giysi) vardı, afecane çok sağlam
derilerden yapılırdı gömüşlede süslenirdi. Afecane de insan
için önemli olan yerler iki kat yapılırdı çünkü o bölgeler
kurşu geçirmezdi.
Kurşun geçirmemesi için yapılan afecaneler ağır olduğu için
herkes tarafından giyilemezdi.
İnsanları kurşundan koruyan madenlerden yapılan giysiler
icat edilmeden önce kendilerini kurşundan afecane ile
korurlardı. Güçlü büyük hayvan derilerinden yapılırdı.
Erkek giysisi olarak kullanılan yüz atkısı (ne urıdze),
eldiven, diz örtüleri de deriden yapılırdı.
Erkek giysileri olarak: alt giysileri, tsey (yün iplikle
dokunmuş üst giysi), kaptal-gömlek, cane-alt giysi, ğuenşec-pantolon,
kemer, şapka(vupşe pıa), dizlik (l’ey), deri ayakkabı veya
çizme, uzun çorap, (kışın keçe şapka, afe ayakkabı), dize
kadar çorap veya bilekten dize kadar dizlik (dizlikte ayak
tabanından geçen, çorabın alt iki yanağını birleştiren bir
şerit dikilir çorabın yukarıya çıkması önlenirdi).
Afecane kullandıkları zaman onun altına kolsuz, arasına
pamuk konarak köpünerek yapılmış teceley giyilirdi. Bu
kurşunun insan vücuduna girmesine mani olurdu. Afe cane ile
teseley giyildiğinde zırh gibi olurdu. Bayanlarda, alt
giysiler, cane-alt giysi, bexutsey-üst giysi, düğmesi olan
pler, ğuenşec lape kıh-pantolon uzun, dizlik, çorap,
ayakkabı, şapka giyerlerdi. Kısa şapkayı kızlar giyer, uzun
taclı şapkayı gelinler çocuk buluncaya kadar giyer, çocuk
sahibi olan anne hiç şapka giymezdi. Anneler yazma örter
veya başlarını sararlar (şıhafepxik), kış olunca da xuate
(evli bayanların giydiği şapka) takarlardı.
Kış aylarında erkekler için çok çeşitli kürkler dikilirdi:
Tencedug (ten-bober in kürkünden yapılır) tenkürkü, kurt
derisinden yapılan kürk (dığujıfe cedug), (bu kürkü hiç
kimse eskitemezmiş, ömür boyu giyer eskitemeden ömrü dolar
kendinden sonrakilere kalırmış), biraz yaşlılar için beli
geniş kürk dikilirmiş (Cedug bgı lale-tulup), gençler için
dikilen kürk (bdzızeğale), dıj cedug. Dıj: kürkü veya
dıjıfe bu kürkte 3-4 yaşını geçmiş tekelerin kürkünden
yapılırdı, dıj : Adıge dilinde 3-4 yaşını geçmiş teke ye
verilen ad olduğu için kürke de o isim verildi. Bu kürk hem
sıcak hem de daha ağırdı, derinin kalın olmasından dolayı.
Bu derilerden yaşlılara pantolonda dikilirdi. (Dıjıfe) –teke
derisi den yapılan pantolon iyi ısıttığı için yaşlılar soğuk
havalarda hiç üşümeden sokaklarda, taş üstünde oturarak
sohbet ederlerdi.
Adıge yamçısından (şakue) aynı zamanda genelde çobanlar için
kollu giysilerde yapılırdı. Böyle giyildiğinde kişinin iş
yapma, hareket etme durumu daha rahat oluyordu. Bu giysinin
Adıge dilinde adı губэнэч-gubeneç idi. Gubeneç’e soğuk
işlemez, yağmur geçmez çobanında hareket serbestisi
çoğalırdı. Gubeneç’i yapamayanlar işlenmiş koyun derisini
ters yüz ederek aynı görevi yapan giysiyi dikerlerdi. Bunu
giyenlerde soğuktan korkmazlardı.
Bayanlara da khurıfe-хъурыфэ, bjafe-бжьафэ, dzıdzafe-дзыдзафэ
dikerlerdi. Bunlarda hayvan derilerinden yapılmış kürkler
olup bayanların kürklerini kol ağızları, etekleri, kıymetli
kürklerle çevrilmiş ve değişik şekillerde de süsler
yapılırdı.
Erkek elbiselerine pek süs yapmazlardı sadece kenarlar ince
dikişlerle kapatılırdı. Hangi elbise olursa olsun ilik
açmazlar birbiriyle iliklenecek şekilde düğmeler dikilirdi.
Derinin üstünden iliklenirdi. Demir ve benzeri şeylerden
yapılan düğmeleri erkekler güneşte parlayarak işaret verdiği
içi istemezlerdi. Bu tip düğmeleri kullananlar bayanlardı.
Metal düğmelerden erkekler kullanacak olursa o düğmelerin
üstü kumaşla yada iplikle kapatılırdı.
Erkekler kullandıkları kılıç, kama gibi savaş aletlerinin
parlamaması için koyulaştırırlardı.Onu içinde (mılıdın
şıhake savut xırağalhat) siyah renkle kapatırlardı.
Adıgeler her zaman altından çok gümüşe değer vermişlerdir.
Altın genelde bayanlar kullanırdı.
Genç kızların kullandığı düğmeler (бгъэ щ1ы1у-bığa şıu-
göğüs düğmeleri), kemerler daha süslü olurdu (ğaferışat-гъэфэрыщ1ат).
Altın suyuna batırırlar, ortalarına kıymetli taşlar
yapıştırırlar, başka takılarda yapılırdı. Genç kızların
kemerleri diğerlerinden ensiz olurdu.
Evlenen bayanın taktığı kemer daha kalın olurdu. Kaşıda
(bıj) büyük, süsleri de az olurdu. Giydikleri giysilerde
sade olurdu.
Bayanların giydikleri üst giysinin adı bexutsey (бэхуцей)
dir. Giysinin göğüs tarafına düğmeler dikilirdi, bu düğmeler
kumaşın üstünden iliklenecek şekilde olurdu. Bu düğmelerin
sayısı sınırlı değildi, zevklerine göre 10 ila 17 arasında
değişebiliyordu. Maddi gücü yeterli olanlar bu düğmelerin
yanına içi boş, özel olarak gümüşten yapılmış düğmeyi
andıran süsler dikerlerdi. Bu süsler düğmelerin iki yanında
çift taraflı dikilirdi.bayan hareket ettiğinde bunlar çok
yumuşak hoşa giden seslerde çıkarırdı.
Bayanların giydiği pınе (п1ынэ) adında değişik bir şapkada
yaparlardı. Bu şapka parça kumaşlar bir araya getirilerek
dikilirdi. Ev içinde giyilir, işte diğer şapkaların uygun
olmadığı zamanlarda giyilirdi. Genelde genç kızlar giyerdi.
Bu şapkanın başka bir görevi daha vardı. Erkeklerden
yapmamsı gerekirken utanılacak bir davranışı yapan, soyunu
küçük düşürecek davranışta bulunan şahsa bu şapkayı
giydirirlerdi. Şapkayı giyen kişi o hatasını affettirecek
biçimde bir kahramanlık yapıncaya kadar o şapkayı
çıkaramazdı. Bu şahıs o şapkayı giydiği sürece bekarsa
evlenemez, evli ise eşi de çocuklarıyla terk eder, babasının
evine giderdi. Böyle kişilere toplumun her kesimi kötü gözle
bakarlardı (şenekale yaşt-yafeşenekalet).
Beylerle varlıklılar kızlarına, guşelerine odundan ayakkabı
(pkha faka) yaptırırlardı. Çok sağlam ağaçlardan yaparlardı:
zuval-zey, armut-kujey, ceviz-deşxuvey gibi ağaçlar.
Ayakkabıları süsleyip(ц1ыгъуанэк1э ягъэщ1эращ1эт-tsığuaneke
yağaşeraşet), ayakkabıyı özel olarak yumuşak ince deriden
yapılmış yuvarlak ayakkabı ile giyerlerdi. Bu ayakkabıların
giyilmesindeki amaç, bayanların yürüyüşlerinde erkekler gibi
büyük adımlar atarak kaba bir yürüyüşleri sahip olmayıp,
kibar, nazik yürüyüş alışkanlığı kazandırmaktı.
Bayan ayakkabısı, ley-dizlik, mest, çorap gibi giyeceklerin
yanında evin içinde giydikleri papış dedikleri terliklerde
yaparlardı. Papışlarda çok büyük olmayan ökçelerde olurdu.
Genelde ayakkabılar giyilirken, ayaklarında ince deriden
yapılmış yuvarlak ayakkabılar olurdu. Yuvarlak ayakkabıların
giymesi çıkartması çok kolay olduğu için kullanışlı idi.
Adıgelerde erkeklerin giydiği şapkalarda çok değişikliklere
uğradı. Başlık gibi sarılan şapkalar, yukarıya doğru uzun
taçlı şapkalar, keçeden kenarsız yuvarlak şapkalar, büyük
kenarlı şapkalar kullanılmıştır. Bunlardan başka deriden
yapılmış çeşitli şapkalarda dikilirdi. Bizden örnek alarak
kazakların kullandığı tüylü şapkalar. Bu şapkalarda da
kenarlı kenarsız olanları vardı. Adıgelerin yukardan aşağıya
doğru sıyrılarak giydikleri şapkaları olmadı, bunun yerine
başlık(şharıkhuene) kullandılar. Yaşlıların geceleri
giydikleri küçük yuvarlak şapkaları da vardı. Bu şapkayı
bazıları diğer şapkaların altına da giyerlerdi.
Bütün bu şapkaların içinde kalan khurıfe (хъурыфэ)
dedikleri yuvarlak şapka ile, vupşe pıa (уп1щ1э пы1э) dır.
Birde sonraları ortaya çıkarılan verk pıa lage (уэркъ пы1э
лъагэ) kullanılmaktadır.
Kazaklar Adıge elbisesini 1828 yılında aldılar. Savaş
araçlarını (kılıç, kama v.s) daha önceleri alıp kullandılar.
General Leytenant Amanuvel kazakların giydiği düzensiz
giysileri beğenmeyerek herkesin Adıgelerin elbise ve
silahlarını kullanmasına karar aldılar (yıl 1831). Bu
tarihte kral 2.Alexsandrda aynı kararı imzalayarak
yürürlüğe koydular
Adıge elbisesine de 1861 yılında Ruslar tarafından Çerkesk
ismi verildi.
Bu gün Adıge faşeyi kullanan kalmadı bizlerden çok, bizden
1831 yılında alan kazaklar daha çok kullanmaktadırlar.
Günlük yaşantımızda kullanılmadığı gibi düğünlerde de tek
tük kullanılıyor. Dünya milletlerinin imrenerek izledikleri
Adıge faşe (elbise) si ekiplerin milli kıyafetleri olarak
kullanılıyor ve müzelerde de saklanmak üzere bulunuyor,
kısaca elbise ekip ve müzelere kaldı. Özellikle bayanlar
için o güzel Adıge faşesi her ailenin evinde olup, genç
kızları düğünlerde giyebilirler.
Sonucun
böyle olmasına etki eden sebepler:
1. Yüzyıl süren Kafkas savaşlarında Ruslar iyi olan her
şeyin düşmanı oldular, her tarafı yaktılar, yıktılar,
çaldılar Adıgeleri yerlerinden etiler.
Adıge kültürünü yok etmek için ellerinden gelen her şeyi
yapmayı planladılar. Adıgelerin aralarına kazakları
yerleştirdiler. Yerleştirirken de en iyi toprakları on kat
fazla olarak onlara dağıttılar, Adıgeleri eritmeye
kültürlerini yok etmeye çalışıyorlardı ki tam o sırada 1917
Ekim devrimi küçük halkların kültürlerini yaşamalarına bir
fırsat verdi. Ekim devrimi o kötü niyetli insanları
amaçlarına tam olarak ulaştırmadı.
2. Devrimden sonra çıkan Grajdan savaşında da nüfus olarak
zaten az olan Adıgelerin elinde kalan kültürel varlıkları
kırmızılarda, beyazlarda ellerinden geldiğince kapıştılar.
3. Bütün o zorluklardan çıkan insanlar ve kültürel
varlıklardan bir kısmı da 1933 yılında olan kıtlıkta yok
oldu. O kıtlık döneminde bir parça yiyecek, biraz giyecek
için ellerinde bulunan gümüş kemer, kama, altın gibi
varlıkları da kaybolup gitti.
4. Sovyet dönemi kurulduktan sonrada dünyaya yayılan
yenilikler, Avrupa’dan gelen değişimler kılık kıyafet ve
adetlere de etkili olmaya başladı. Zaman geçtikçe giysilerde
dünyada bezerlikler, ortaklıklar çoğalmaya başladı.
5. Artık günümüzde insanlar kendi değerlerine sahip çıkmaya
başladılar. Adıge elbiselerinin dikildiği yerleri açmaya
başladılar. Ekonomik yönden zayıf olan insanlarımızın Adıge
elbiselerinin maliyetlerine güçleri yetmezse de bir gayret
içerisindeler. Zaman hep böyle gitmez eski kültürel
değerleri yapmaya, almaya da güçlerinin yettiği dönemlerde
olacaktır.
Ekonomik yönden ne kadar zayıf olsalar da insanlarımız
diline, xabzelerine, kültürel değerlerine sahip çıkmaya
başlamıştır.
Bu işi kendileri için birilerin yapmayacağını, kendilerinin
görevi olduğunu bilmektedirler. (Zedeşe şexşi, zedeşxe afş)
birlikte çalışmak çabuk olur, birlikte yemek yemekte tatlı
olur diyen milletimiz bütün bu zorlukların üstesinden gelir,
bütün zorlukları aşabilir. Varolan şartlarda, kültürel
değerlerin toparlanmasında öğrenilmesinde geliştirilmesinde
mani değil, aksine lehimizedir. Bu günkü şartların çok
ağırlarının altından kalkan milletimiz bu şartların altından
da kalkar! O başkalarının imrenerek izlediği kültürel
değerleri yeniden içine sindirir, yeniden yaşar.
Adıge
Xabzeleri
Çeviren:
Atalık Rafet
kafkasfederasyonu.org
|