|

Osmanlı
İmparatorluğu
Sağlık Kurulu’na Rapor.
Samsun, 20
Mayıs 1864
Baylar, Samsun’a 6 gün önce
geldim. Kentin ve talihsiz göçmenlerin içinde bulundukları
durumu tarif etmeye sözcükler yeterli değil. Kentin
hanlarında, harabe binalarında ve ahırlarında yığılan
Çerkeslerden (8.000 ila 10.000 kadar) gayri, Irmak ve
Dervent’teki kamptan gelen 30.000’i aşkın insan meydanları
doldurmakta, caddeleri tıkamakta, sahipli arazilere
girmekte, her yeri işgal etmekte ve gün boyu buralarda
kaldıktan sonra ancak gün batımından sonra ortalıktan
çekilmektedir. Kapı eşiklerinde, dükkân önlerinde,
yolların-meydanların orta yerlerinde, bahçelerde, ağaç
diplerinde, her yerde, hasta, ölmek üzere ve ölmüş insanlar
dolu. Göçmenlerin bulunduğu her yer, her sokak köşesi,
uğradıkları her bir nokta bir enfeksiyon yatağı haline
gelmiştir. Karantina bürosunun birkaç adım ötesindeki ancak
30 kişi alabilecek bir depo binası önceki güne kadar hepsi
hasta veya ölmek üzere olan 207 kişiyi barındırıyordu. Ben
bu bulaşıcı hastalık yuvasını boşaltmayı üstlendim. Bu
korkunç izbenin içine girmeyi hamallar bile reddetti.
Oradan, değerli iş arkadaşım Ali Efendi’nin yardımı ile
çürüme halinde birçok ceset çıkarttım. Bu olay kentte
kalmalarına izin verilen göçmenlerin acıklı durumu hakkında
bir nebze fikir verebilir. Trabzon’da gördüklerim Samsun
kentinin sergilediği ürkünç manzara ile kıyas kabul etmez.
Kamplar ise bundan daha az
iğrenç bir manzara sergilemiyor. 40.000 ila 50.000 kişi,
kesin bir yoksulluk içinde, hastalıkların saldırısı altında,
büyük kısmı ölüp giderek, başlarının üzerinde bir çatıdan,
ekmekten ve mezardan bile mahrum, buraya atılmış durumdadır.
Mutasarrıfı, donup kalmış ve
böylesi bir acil durumda ne yapacağını bilemez durumda
buldum. Ata Bey’in ne parası var ne de kredisi. Ölüleri
kaldıran adamlara ödeyecek parası bile yok. Pazarda ona
peşin parasız hiçbir şey verilmiyor. Kefen için birkaç metre
kaput bezi bile. Göçmenlerle ilgilenecek hiç kimse yok.
Ölüleri gömmek için bir düzenleme yok. At yok, araba yok,
tekne yok, hiçbir şey yok.
Büyük çoğunluğu günlerdir bir
şey yememiş olan göçmenleri beslemek için derhal çare bulmak
gerekiyordu. Birçok mısır tüccarına ve özellikle de Bay
Serkis Kirorkyan’a başvurdum. Onları Mutasarrıfla bir araya
getirdim. Şimdi onların sağladığı unu kullanmaktayız.
Benimle birlikte buraya gelen İsmail Bey her bir göçmene
günde 50 Dram (yaklaşık 200 gr. Ç.N ) ekmek verilmesini
gözetiyor. Ayrıca, bir miktar da hint mısır unu buldum ve bu
kısıtlı olanaklarla 70.000 ila 80.000 sürgüne biraz rahatlık
sağlayabildik.
İkinci sorumluluğum ölülerin
kaldırılması için bir düzenleme yapmaktı. Bunun için
karantina bürosunun sandığına başvurmam gerekti. Orada
birkaç yüz lira buldum. Sonra kentin boşaltılması ve
limandaki 11 gemi ve 7 büyük sandalda bekletmekte olduğum
Çerkeslerin karaya çıkarılması için girişimde bulundum.
Yolcular kentten birkaç mil uzaktaki Kumcuca’da karaya
çıktılar. Buraya son üç günde kentteki kovuklardan
çıkardığım 3.000 ila 4.000 kişiyi yolladım. Kentin
boşaltılmasına devam ediliyor, ancak sandığın kaynakları da
tükenmek üzeredir.
Çözmek zorunda olduğumuz sorun
mutlak para ve polis gücü yokluğudur. Hükümet kargaşayı
önlemek için parasal desteği ve bir polis gücünü sağlamakta
acele etmelidir. Şu an burada, yiyecek ekmeği olmayan 70.000
ila 80.000 kişi bulunmaktadır ve bunların kargaşa
yaratabilecek davranışlarını denetim altına alabilecek hiç
kimse yoktur. Keşke Ekselans Büyük Vezir buraya gelip bu
kadersiz kentin ve kampların sergilediği manzarayı
görebilseydi.
Türk Hükümetinin bu kadar büyük
bir nüfusu başka bir yere çabucak taşımasının kolay
olmadığının bilincindeyim. Ne var ki, göçmenler için gerekli
para miktarını yollayarak Mutasarrıfa yardımcı olabilecek de
yalnızca Hükümettir. Parayla kent ve Irmak boşaltılır,
göçmenler Kumcuca veya Dervent’te sağlıklı kamplara
yerleştirilebilir, giyecek, çamaşır, sabun hemen satın
alınabilir, erzak temini garanti edilebilir. Bir kez daha
yineliyorum: Burada 70.000 ila 80.000 göçmen var. Birkaç
güne kadar bu sayı ikiye katlanacaktır. Böylesine büyük bir
insan kitlesi nasıl denetlenebilir? Nasıl beslenir ve
gereksinmeleri nasıl karşılanabilir? Bu göçün bu şekilde
kendi haline bırakılması gerçek bir felaket olacaktır.
Limanda,10.000 Çerkes’i İstanbul
Boğazı ağzındaki büyük limana taşıtmak amacıyla kiralamaya
teşebbüs ettiğim 10 ila 20 büyük tekne var. Kaynak
yetersizliği nedeniyle yola çıkmalarını ertelemek zorunda
kaldım.
Sonuç olarak, Mutasarrıfın hiç
parasının olmadığını belirtiyorum. Burada günlük ekmeğe
gereksinimi olan 70.000 ila 80.000 kişi vardır ve burada
yeterli unumuz olsa bile mevcut fırınlar yeterli
olmayacaktır; peksimete gereksinimiz vardır. Açlıktan
ölenler vardır ve dört gündür günlük tayınlarını
alamayanların sayısı da çok fazladır.
Görevli sağlık müfettişi,
Barozzi ,
“Çerkes Göçü”, The Times, 13 Haziran 1864, Sayfa
10
Report to the Board of Health
of the Ottoman Empire, Samsun, May 20, 1864
http://www.circassianworld.com/Circassian_Emigrants.html
|