21 MAYIS 2010


BİZ HALKIZ.

BİZ, SÜRGÜNDE BİR HALKIZ… 

Daha yüz elli yıl evvel, imparatorluklar çağının güç savaşlarına kurban olan bir halkız. Bir imparatorluğun genişleme iştahına, diğerlerinin nüfuz hevesine yenik düştük. Kimileyin cesaretin ateşinde yandık, kimileyin korkunun gölgesine sığındık. Gafleti de gördük, ihaneti de. Kahramanlığımız kadar, sancağı yere düşürmüşlüğümüz de oldu. Yenildik, kırıldık, bölündük, sürüldük. Daha dün gibi hatırladığımız, ağıtlar yakıp öyküler anlattığımız bir sürgünün çocuklarıyız. Biz halkız. Biz, sürgünde bir halkız… 

Biz halkız. Savaş da bizim içindi, sürgün de.

Kiminin toprağımızda gözü vardı. Çar hükmetti: Gidin !...

Kiminin insanımızda sözü vardı. Sultan lütfetti: Gelin !..

Kiminin stratejik hesabı vardı. Kraliçe vazgeçti: Çekilin !...

Kaybeden biz olduk. Azımız kaldı geride ‘biçare’, çoğumuz düştü yollara ‘bigane’.

Kalanlarımız der ki,

Yaralıydık, yarımdık, azdık, acizdik. Yurdumuzun koynunda dinlendik, toprağımızın cömert ellerinde şifa bulduk, ormanımızın mabedinde ruhumuzu yeniledik. Azdık ama umudumuzu biriktirdik, tutunup köklerimize yeniden ayağa kalktık. Acizdik ama cesaretimizi biriktirdik, yeni bir dünya kurduk. Nice yeni istilacılara direndik, savaştık. Direndik dişle tırnakla, inatla umutla. Yendiğimiz de oldu, yenildiğimiz de. Özgürlüğü de tattık, bağımsızlığı da. Gururu da yaşadık yeniden, onuru da. Direndik bugünlere. Tarih akar usulca. Saramadığımız tek yara, sökemediğimiz tek acı kaldı yüreğimizde. Yokluğunu çekeriz gidenlerin. Tarih akar usulca. Bekleriz dönüşünü diğer yarımızın, geleceği birlikte kurmak için. Eksiğimiz artar, bekleyişimiz artar, hasretimiz artar.  Tarih akar usulca.

Gidenlerimiz der ki,

Yeniktik, bitiktik, teslimdik. Köhne teknelerle sürüklendik Karadeniz’in hırçın dalgalarına. Bıraktıklarımızla helalleşmeden, toprağımızla vedalaşmadan düştük yollara. Hastalıktan, açlıktan, soğuktan kırıla kırıla, denize beden vere vere vardık yeni yurtlarımıza. Ve nice bedeller ödeye tutunduk yeni hayatlarımıza. Çoktuk çoğaldık, şimdi milyonlarız. Açtık açıktık, şimdi ‘karnımız toktur, sırtımız pek’. Sanki unutmuş gibi terk ettiklerimizi, sanki umursamazmış gibi yitirdiklerimizi yaşarız yeni dünyamızda kendi halimizde. Tarih akar usulca. Aklımız karıncalanır sanki, yüreğimiz paslanır gibi. Tarih akar usulca. Kökler unutmaz, bırakmaz bizi. Tutar düşüşümüzü, boşlukta kayboluşumuzu. Tutar tükenişimizi. Biliriz sürgünde bir halkız. Biliriz dönüş vakti gelir. Tarih akar usulca.  

21 MAYIS 1864

ÇERKESLERİN SÜRGÜN GÜNÜ,

YAS GÜNÜ…

Çerkesler 21 Mayıs 1864’de sona eren Rus-Kafkas Savaşı ile birlikte insanlık tarihinin en trajik sürgünlerinden birini yaşadı. Nüfusun yüzde 70’i yurtlarından edildi. Onbinlercesi sürgün yollarında can verdi. Sağ kalanlar, dönemin Osmanlı topraklarına dağıtıldı.

“sevdiklerimizle kucaklaştık ve savaşa gittik...”

Kafkasya, yüzyıllardır emperyal güçlerin çekişme alanı oldu. 1800’lerin başında Rusya İmparatorluğu’nun genişleme isteği ve buna karşın başta İngiltere İmparatorluğu olmak üzere büyük Avrupa devletleri, Osmanlı İmparatorluğu ve İran’ın  Kafkasya’yı Rusya’ya bırakmama stratejileri yüzünden yaşanan savaşlar on yıllarca sürdü. Kafkas halkları özgürlüklerini korumak ve yurtlarını savunmak için olağanüstü direniş gösterdi. Çeçenistan, Dağıstan, Kuzeybatı Kafkasya  ve Abhazya’da yaşanan savaşlarda, Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupalı büyük devletlerin önce destekliyor gözüktüğü sonra yalnız bıraktığı Kafkas halkları, Rusya İmparatorluğu’nun büyük askeri gücü karşısında çaresiz kaldı.

Rus-Kafkas Savaşı 21 Mayıs 1864’de, Soçi yakınlarında Kbaada vadisinde (şimdiki adıyla Krasnaya Polyana) Çerkeslerin ağır yenilgisiyle bitti. Böylece yüzyıllık savaş, Rusya’nın Kuzey Kafkasya’yı tamamen ele geçirmesiyle sona erdi. Bu savaşlarda 500 bin Kuzey Kafkasyalı’nın öldüğü tahmin ediliyor.

“toprağımızla kucaklaştık ve sürgüne gittik...”

Savaş boyunca yurtlarını terke zorlanan Çerkesler savaşın bitimi ile birlikte insanlık tarihinin en büyük ve en dramatik  sürgününe maruz kaldılar. Tarihi kayıtlara göre 1.500.000’e yakın Çerkes Kuzey Kafkasya’daki yurtlarından sürülerek Osmanlı topraklarına gönderildi. Başka bir değişle, Çerkes nüfusunun yüzde 70’i sürgün edildi. Bu trajik sürgün, Tuapse, Soçi ve Sohum gibi liman kentlerine toplanan yüzbinlerin gemilerle Varna, Samsun, Sinop, Trabzon gibi Osmanlı liman kentlerine nakledilmesi, oradan da Osmanlı topraklarına (Anadolu’ya, Ortadoğu’ya ve Balkanlar’a) dağıtılması ile sonuçlandı. Onbinlerce kişi yollarda açlıktan, hastalıktan ve soğuktan can verdi.

Osmanlı topraklarına dağıtılan bu büyük Çerkes nüfusu, 150 yıla yakın süredir  Osmanlı, Türkiye, Ortadoğu ve Balkanlar’ın tarihinde pişerek varlıklarını sürdürmeye çalışıyor. Bugün itibariyle anavatanları Kuzey Kafkasya’da nüfusları 800 binle sınırlı olan Çerkeslerin diyasporadaki toplam nüfusları Türkiye ve diğer ülkerle birlikte 5-6 milyona ulaşıyor.

güzel yurtlarımız vardı... ve rüzgar kanatlı atlarımız...

güzel şarkılarımız vardı... ve sonsuz düşlerimiz...

GEÇMIŞI UNUTMADAN GELECEĞI DÜŞÜNMEK

Trajik bir sürgünün çocukları olan bizler yaşadıklarımızı unutmadık. Unutmayacağız.

Anavatanımız Kafkasya bugün de uluslararası güç oyunlarının merkezi halinde; hala savaşlar ve sürgünler yaşıyoruz. Diyasporada asimilasyona karşı kimliğimizi korumakta zorluk çekiyoruz. Dilimizi, kültürümüzü, kimliğimizi her geçen gün biraz daha yitiriyoruz.

Diyasporadaki Çerkesler adına, dünyaya (tüm halklara, ülkelere ve uluslararası örgütlere) sesleniyoruz: Varlığımızı (dilimizi, kültürümüzü ve kimliğimizi) korumamız için bize destek olun. Vubıhça gibi diğer Kafkas dillerinin de  yok olmasına izin vermeyin.

Diyasporadaki Çerkesler adına, bu sürgünde rol oynayan imparatorlukların bugünkü mirasçılarına, özellikle Rusya ve Türkiye’ye sesleniyoruz: Uğradığımız bu tarihi haksızlığı sona erdirin ve anavatanımızla yeniden kucaklaşmamızı sağlamak için önümüzü açın. Anavatana dönüşümüzü kolaylaştırın. Bize çifte vatandaşlık verin. Türkiye’den Abhazya’ya, Türkiye’den Kuzey Kafkasya’ya doğrudan ve rahat ulaşımımızı sağlayın. Kafkasya’da barış ve istikrar içinde yaşamamıza fırsat tanıyın...

Diyasporadaki Çerkesler adına, Kafkasya’yı bugün de rekabet ve çekişme alanı haline getiren Batılı emperyal güçlere (ABD ve Avrupa) sesleniyoruz: Kafkasya’dan elinizi çekin !.. Artık çıkar hesaplarınızın kurbanı olmak istemiyoruz.

Diyasporadaki Çerkesler adına, Kafkasya’yı dini yayılma ve mücadele alanı görenlere sesleniyoruz: Bizi rahat bırakın !.. Bırakın Çerkesler kendi inanış ve yaşam tarzlarını özgürce belirlesin.

Diyasporadaki Çerkesler adına, Rusya Federasyonu’na sesleniyoruz: 2014’de Kış Olimpiyatları’nın yapılacağı Soçi’nin Çerkeslerin tarihi vatanı olduğunu unutmayın. Olimpiyatların yapıldığı bütün ülkeler otokton halkları nasıl onurlandırıyorsa siz de Soçi Olimpiyatları’nda Çerkesleri  onurlandırın.

Artık tarihle barışmak isteriz. Geçmişi unutmadan geleceğe bakmak isteriz.

Artık sürgün ağıtlarımıza dönüş şarkılarımızı eklemek isteriz.

Vakit gelmiştir, biliriz. Hasret birikmiştir. Birikmiştir gereklilik, mecburiyet. Dönüş vakti gelmiştir, biliriz. Biz, sürgünde bir halkız…

Yolumuz açık olsun. Şans ve cesaret bizimle olsun…

Artık şarkılarımızı ve düşlerimizi geri isteriz. Rüzgar kanatlarımızı ve güzel yurtlarımızı. Geleceğimizi isteriz, geçmişi unutmadan…

. . .

SÜR ATINI GECENİN İÇİNDEN

(Kafkasya’yı Geceleyin Boydan Boya Geçerken*)

 

Sür atını! Gecenin ortasından sür!

Sür; gecenin içinden.

 

Görüntüler...  Anılar

Gök gürültüsünden süzülen yankılar.

Şimşekler, kahkahalar...

Binlerce güvercinin sesinde çığlıklar.

 

Sür atını! Gecenin ortasından sür!

Sür; gecenin içinden.

 

Karanlığın kadife örtüsü,

Sessiz ağaçların belirsiz görüntüsü...

Durmuş bakıyorlar.

Ki, yaşamın gizine ermiş sessiz tanıklar onlar

 

Sür atını! Gecenin ortasından sür!

Sür; gecenin içinden.

 

Mahmur tepelerde balkıyan yıldızlar,

Raks ederek, ta denize dökülüyorlar.

Sen, atını koştururken dörtnala ülkende,

Onun yumuşak eli hep üzerinde.

Nereye gidersen git,

Çizer kaderini de.

 

Sür atını! Gecenin ortasından sür!

Sür; gecenin içinden.

 

Beni de al, beni de al gezine,

Götür beni de zamanın ötesine.

Sözcükler yitip gitti,

Sığındı sesler orman mabedine.

 

Yanıtlar bul, sorular sor.

Ulaş köklerine o antik ağacın,

Al götür beni danslara, şarkılara

Süreceğim atımı denizin Ay’la buluştuğu ufuklara...

 

Sür atını! Gecenin ortasından sür!

Sür; gecenin içinden.

 

*Loreena McKennitt’in “The Book Of Secrets” albümündeki “Night Ride Across The Caucasus” şarkısının sözleri. Çeviren : Çetin Öner

 

www.kafkasfederasyonu.org

 
 

 

..
...