|
Prof. Dr. Marr, A. Başmakof, Prof. Montandan, F. Vbodensteds,
J. Morgan, S. Piggot ve Sir Maclyean gibi birçok seyyah ve
bilim adamı, ”Kafkasya çok eski ve gizemli bir ülke, en eski
kültür ocağı, Çerkesler de Kafkasya’nın birinci ve en eski
halklarıdırlar. M.Ö.3000’li yıllarda demir, altın ve gümüşü
işlemiş, atı eğitmiş, daha sonraları Ege, Anadolu, Ön Asya
ve Küçük Asya’ya taşımış ve dünya uygarlığına katkılar
sağlamışlardır…” demektedirler.
Evliya Çelebi de dahil 17 ayrı seyyah, Çerkesleri
”Konuksever, samimi, güzel giyimli, medeni ve seçkin bir
ırk” olarak tanımlamaktadırlar. Masallar diyarı Kafdağı
eteklerinde, binlerce yıl çok dilli ve çok kültürlü olarak,
sadece “Saygı, sevgi ve ayıp” sözcükleri üzerine kurulu
yönetim sistemiyle, hapishaneye ihtiyaç duymadan, ideal bir
toplum düzenini kurup özgürce yaşamış olan Çerkesler;
günümüzden 4800–4300 yıl önce Anadolu’da yaratılan arkaik
kültürlere de önemli katkılar sağlamışlardır. Ancak
okunamayan arkeolojik eserlerin gün ışığına çıkmasına
anahtar olabilecek bu dillerden henüz
yararlanılmamaktadır.
Günümüzdeki gibi eski dönemlerinde de stratejik öneme sahip
olan Kuzey Kafkasya, defalarca işgal girişimlerine sahne
olmuşsa da, Çerkesler ülkelerinin sürekli işgaline izin
vermemişlerdir.
Altınordu Devleti yıkıldıktan sonra Rus Çarları’nın en büyük
hedefi sıcak denizlere, Karadeniz’e inmek olmuştur. Bu da,
Kırım ve Çerkesya’nın fethi ile mümkün olabilecektir. Bu
düşüncelerle Çar I. Petro projesini hazırladı ve tüm Çarlar
da bu projeye uydular. Sayı ve teknik olarak çok üstün Rus
ordusu, Çerkeslerle (kısa kesintileri saymazsak) tam 300 yıl
savaştı. Çerkesler teslim olmadı ve ölümüne karşı koydular.
Sonuçta Kuzey Kafkasya, köyleri tek tek yakılıp yıkılarak,
bir milyonu aşkın masum insan katledilerek, 21 Mayıs 1864
tarihinde tamamen Rusların eline geçti. Yenilgiye razı olup
vatanlarında kalmak isteyen halkın istekleri reddedildi ve
bir ay içinde ülkeyi terk etmeleri istendi. Bir buçuk
milyonu aşkın insan Osmanlı topraklarına sürgün edildi.
Açlık, hastalık, batan gemiler ve 500.000’ e yakın kayıpla
yerleşme yerlerine ancak ulaşıldı. .
Büyük bölümü sorunlu yörelere tampon bölge teşkil etmek
üzere yerleştirildiler. Birçoğu zamanla ikinci ve üçüncü kez
sürgünü yaşamak zorunda kaldılar. Bugün dağınık olarak 6
milyon Çerkes, 40’a yakın ülkede sorunlarıyla birlikte
yaşamaya devam ediyor.
TARİHİ GERÇEKLER BÖYLE İKEN;
1- Yaklaşık 300 yıl süren Rus-Kafkas Savaşları, o güne
kadar yaşanmış en çok insan katlini, yerli Çerkes halkının
köklerinden koparılıp başka yerlere zorla nakledilmesini
içeren bir programdır ve uygulanmıştır. Literatürde bunun
adı SOYKIRIMDIR, SÜRGÜNDÜR”. Bu husus UNPO Genel
Kurulu’nca 1997 yılında kabul edilip tebliğ edildiğinde,
Rusya Federasyonu Başkanı Boris Yeltsin “kararın gereği
yapılacaktır” cevabını verdiği halde, bu güne kadar hiçbir
işlem yapılmamış ve karara uyulmamıştır.
3- Hükümetlerimiz, aydınlarımız, medyamız ve uygar dünya,
1991’den beri ülke ve dünya gündemine taşımaya çalıştığımız,
Çerkes dramına ne yazık ki hep duyarsız kalmıştır.
4- 21 MAYIS 1864 tarihi Çerkes halkları için resmen
sürgündür, soykırımdır, ayrıca kültürel, sosyal, ekonomik
gelişimlerine ve politik birlikteliklerine indirilmiş bir
darbedir. Bir insanlık dramıdır. İlgisiz kalan uygar
dünyanın yaklaşımı da bir insanlık ayıbıdır. Bu gün 6 milyon
Çerkes insanı bölünmüş aileler halinde Kuzey Kafkasya,
Türkiye, Ürdün, Suriye başta olmak üzere 40 civarında ülkede
kültürel yok oluş sürecini yaşamaktadırlar. Nitekim 83 ses
ve harften oluşan Ubıh dili Anadolu’da tarihe gömülmüştür.
Şimdi sıra diğerlerindedir.
Değerli medya mensupları, sizleri; kamuoyunun gözü kulağı
olmanız nedeniyle, 14 yıldır yeterince duyuramadığımız
Çerkes sürgününü, soykırımını, dramını ve insani
taleplerimizi dünya kamuoyuna duyurmaya davet ediyoruz.
21.05.2005
Saygılarımızla
KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU
|