
Her kanadında ayrı bir renk, ayrı bir güzellik
olduğuna inanılan Zümrüdüanka'nın Kafdağı'nın ardında yaşadığı rivayet
edilir masallarda. İyi şeylerin olacağının müjdeleyicisi ve akıttığı
gözyaşlarıyla yaraların iyileştiricisidir. Öldüğü zaman küllerinden
yeniden doğar, kötü günler geçiren insanların yeniden huzura
kavuşacağını, iyi günlerin geleceğini sembolize eder. Bu masal kuşunun
yaşadığı dağlarımızda onun gözyaşları gibi şifalı bin bir çeşit bitki
yetişiyor.
ÇETAO NADİR YAĞAN
Nart Dergisi 70. Sayı
Avrupa
Birliği Çevre Örgütü'nün Maykop'ta düzenlediği konferansta bitki ve
hayvan çeşitliliği bakımından dünyanın en zengin beş bölgesinden biri
olduğunu bildirdiği Kuzey Kafkasya gerçekten de doğal bitki örtüsü
açısından oldukça zengin bir bölge. O kadar ki Rusya Federasyonu`ndaki
bitkisel kökenli ilaçların % 80'inin hammaddesi buradan sağlanmaktadır.
Bilindiği gibi eczacılığın ilerlemesiyle bitkilerin
içerisindeki çoğu etken madde ortaya çıkarıldı ve hangi hastalıklara ne
derece faydalı oldukları büyük ölçüde anlaşıldı. Kimyasal ilaçların yan
etkilerinin ortaya çıkmasıyla da dünyada bitkisel ilaçlara dönüş
başladı. Artık birçok ülkenin eczacılık ve tıp fakültelerinde bitkisel
tedavi eğitimleri de verilmektedir.
Sovyetler Birliği döneminde bölgede devlete ait
fabrikalar ve eczaneler tarafından organize edilen şifalı bitkileri
toplama işi bugün tamamen özel şirketler tarafından yürütülmektedir.
Doğanın tamamen kar altında kalmadığı bütün zamanlarda ilaç üreticileri
tarafından papatyadan, kafkas ayazına, altın kökten melissaya, civan
perçeminden ceviz yaprağına yüz binlerce ton çok çeşitli bitki, kök,
meyve, yaprak doğru zamanda, uygun yerde ve gerektiği biçimde
toplatılıyor.
Sovyetler
Birliği döneminde Adıgey Cumhuriyeti Maykop şehrindeki eczanelerin
bitkilerini temin eden bir tanıdığım konuya ilgimi görünce beni bitki
temin ettiği eczanelerden biri olan 5 Numaralı Eczane'nin müdürü
Zavurbiy Tembotovic Tliap ile tanıştırdı. Eczane müdürü Tliap ona
Rusca'da kral demek olan "Karol" diye hitap ediyor. Sebebini sorduğumda
onun bitki temininde bir kral olduğunu, en zor bulunan bitki köklerinin
ve bitkilerin onun tarafından rahatlıkla temin edildiğini, halen yılda
90 bin ton bitki toplamaya devam ettiğini söylüyor.
Şifalı bitkileri toplayabilmek için onları iyi
tanımak, doğru zamanda ve gerektiği biçimde toplamak gerekir.
Tliap Zavurbiy, Kafkasya'daki halkların uzun bir
geçmişten beri bu bölgede yetişen her türlü bitkiyi çok iyi tanıdığını,
hangisinin ne zaman toplanacağını çok iyi bildiğini düşünüyor.
Kafkas halkları çiçekli bitkilerin çiçeklenme
başlangıcında, yaprakların çiçeklenme öncesinde ya da sırasında,
köklerin ilkbahar ya da sonbaharda, meyvelerinse olgunluk zamanında
toplanacağını binyıllardır geleneksel olarak biliyorlar.
5 numaralı eczanenin Karol'den aldığı bitkileri nasıl
ve nerede değerlendirdiğini soruyorum. Kendi eczanelerinde ilaca
dönüştürdüklerini, Rusya`da bir eczanenin kendi kendine ilaç yapabilmesi
için sağlık bakanlığının belirlediği çok sıkı normlar olduğunu ve bu
normlara uygun olunması halinde o eczaneye belirli ilaçları üretebilme
lisansı verildiğini öğreniyorum. Karol'den aldıkları bitkilerle
ürettikleri ilaçların karışımlarının doktor reçetesine bağlı olarak
hastaya özel olduğunu, raf ömrünün kısa ve ticari şekle uygun olmadığını
da.
Eczanenin
laboratuarları çok modern görünmüyor ama steril ve çok sıkı denetlenen
bir alan. Kapıdan bir kare fotoğraf çekmeme izin veriyorlar. Otuz kişi
çalışıyor bu eczanede. Bunlardan on kişi kullanılan aktif madde ve
bitkilerin, kullanılan makinelerin uygunluğunu denetlemekten sorumlu.
Yedi kişilik denetimden geçen malzemeden gerekli karışımları yapıyorlar.
Tamamı eczacılık eğitimi almış kişiler. Kalan personel idare, satış ve
hizmetten sorumlu. Bütün personel her üç ayda bir sağlık kontrolünden
geçiriliyor. Bizim bildiğimiz kalfalık sistemi yok. Çalışanların
çalıştığı konuda mutlaka eğitim görmüş olması ve diploma sahibi olması
gerekiyor.
"RF'de eczacı olabilmek için dört yıllık bir
üniversite eğitimi alınıyor." diyor Tliap Zavurbiy. Her yerde olduğu
gibi burada da diğerlerine göre daha iyi olduğu düşünülen ünlü
fakülteler var.
Tliap
Zavurbiy bir yandan benden Türkiye'de Adığe akrabaları olup olmadığını
öğrenmeye çalışırken bir yandan da eczacılık alanında en iyilerden
sayılan kendisinin de mezun olduğu Pyatigorsk Eczacılık Fakültesi'ni
anlatıyor. Fakültenin kendisine ait botanik bahçesi varmış. Verdiği
bilgilere göre öğrenciler eğitim sırasında ilaç yapımında kullanılan ama
bölgede yetişmeyen diğer bitkileri bu bahçede tanıyorlar. Eğitim süreci
içinde öğrenciler uzun süreli doğa gezilerine götürülerek bitkiler doğal
ortamlarında tanıtılıyor. Her yıl değişik konularda ya mevcut
eczanelerde ya da fabrikalarda pratik yapmak zorundalar.
Üniversite iki farklı alanda eğitim veriyor. Eğer
öğrenci mezun olunca ilaç fabrikalarında çalışmayı düşünüyorsa bu konuda
eğitim veren fakülteler ayrı. Onlar bir kısım mühendislik dersleri de
alıyorlar. Eczacılık yapmak istiyorsa mühendislik konularından muaf
oluyor. Eğitim sürecinde belli alanlarda uzmanlaşma olanakları mevcut.
Örneğin fitoterapi (bitkisel ilaçlarla tedavi) konusunda uzmanlaşıp
isterlerse fitoterapi merkezlerinde çalışabiliyorlar.
Aslında
fitoterapi konusunda Kafkasya'daki birçok sanatoryum ve tedavi merkezi
Rusya çapında ün yapmış durumda. En popüler olanların başında Krasnodar
"Kafkas Otları Tedavi Merkezi" geliyor. Bu merkez astım, böbrek
rahatsızlıkları, çocuk hastalıkları, alerjik hastalıklar, omurilik
hastalıkları, egzama, onkolojik rahatsızlıklar ve daha birçok konuda
RF'nin dört bir yanından gelen geniş bir hasta profiline hizmet veren
tanınmış bir yer.
Adıgey Cumhuriyeti Labinsk şehrinde de
şubesi bulunan merkez 2007 yazında Hannover'de yapılan 6.Uluslararası
Tıp Kongresi'ne de davet edilmiştir.
RF'daki
eczanelerin hepsinde olduğu gibi Adıgey eczanelerinde de bizim hiç
alışkın olmadığımız bir görüntü var. Rafların hatırı sayılır bir
bölümünü güzel paketlenmiş üzerinde nasıl kullanılacağı yazılı bitki
çayları kaplıyor. Bunlar fabrikalar tarafından işlenip paketlenip
eczanelere dağıtılıyorlar. Bu bir alternatif tedavi biçimi olarak
görülmüyor burada. Hastanede ya da poliklinikte bir doktor reçetesine
yazdığı ilaçların yanına değişik bitki çaylarını günde kaç kez nasıl
kullanacağını da açıklayarak ekliyor genellikle. Yani sistemdeki bir
boşluktan ya da cehaletten kaynaklanan bir durum değil, çok sıradan bir
hastane faaliyeti. Devlet tarafından da vatandaş tarafından da tedavi
sisteminin bir parçası olarak görülmektedir. Vatandaşlar bitkilerden
medet umup tıbbi ilaçları göz ardı etmiyorlar. Zaten bitki çayları ve
karışımlar yukarda sözünü ettiğimiz gibi eczanelerde ya da fabrikalarda
üretildiği için devlet kontrolü altındadır.
Bunun dışında Adıgey'de vatandaşların halk hekimliği
kategorisinde saydığı uygulamalar da mevcut. Örneğin şehir pazarının bir
bölümü bir tur aktar gibi çalışıyor. Buralarda satıcılardan hangi
bitkinin hangi hastalığa iyi geldiğini öğrenebiliyorsunuz. Yalnız hiçbir
zaman buralarda çaresiz, derdine mucizevî bir ilaç arayan hastalara
rastlanmaz. Uykusuzluk, sindirim bozukluğu, fazla kilo, öksürük gibi
sorunlarla başvururlar genelde pazarlardaki halk hekimlerine.
İlaç yapımında kullanılmak üzere her yıl Kuzey
Kafkasya'da toplanan yüz binlerce ton yeşil bitkinin çoğu Moskova'daki
borsada ilaç üreticilerine satılmakta, bir kısmı da Kafkasya'daki
sanatoryumlarda yıl boyunca kalan turistler için tedavi amaçlı
değerlendirilmektedir.
Bu bölgede başta Kislovodsk, Nalçik, Soçi olmak üzere
birçok şehirde kalp hastalıklarından göz hastalıklarına kadar değişik
sağlık hizmetleri konusunda uzmanlaşmış fazla sayıda sanatoryum vardır
ve bu sanatoryumlara Rusya'nın her yerinden insanlar gelmektedirler.
Hastalar doktorlar tarafından sanatoryumlara
genellikle hastane sonrasında nekahat döneminde gönderiliyorlar.
Sanatoryumlar bir otel gibi de hizmet verebildiği için insanlar
sağlıklarına iyi geleceğine inandıkları sanatoryumlara kendi kendilerine
de gidip kalabiliyorlar. Sovyetler Birliği döneminden kalma bir
gelenekle bazı şirketler çalışanlarını bütün masraflarını karşılayarak
sanatoryumlara dinlenme amaçlı gönderebilmekteler.
Kislovodsk
(ekşi su), Minvodi (mineral suyu), Jeleznivodsk (demir su) gibi şehir
adlarından da anlaşılacağı gibi Kuzey Kafkasya'nın iyileştirici doğal
zenginliklerinden, şifa kaynaklarından biri de maden sularıdır.
Böbreklerde ve idrar yollarında taş oluşumunu önlemekten iltihabı
geriletici özelliğine kadar insan sağlığına sayısız faydaları bulunan
doğal maden sularının bol olduğu bu bölgeye Adığeler "Psıfabe (sıcak
su)" diyorlar. Bölgenin RF çapında en tanınmış maden sularından Arhız,
ismini eski bir Abaza yerleşim yerinden alıyor. Karaçay- Çerkes
Cumhuriyeti sınırları içindeki Arhız, Abazacada "Ordunun kesildiği yer"
anlamına geliyor.
Kafkas coğrafyası, doğal güzellikleri ve
zenginlikleri, doğayla iç içe inşa edilmiş sanatoryumlarıyla göz
kamaştırıyor ve sağlık turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip.
Kafdağı'nın ardında elbette ki mucizeler yok ancak doğa ana en büyük
doğal ilaç fabrikası ve sağlıklı yaşam kaynağı olarak kucak açıyor
insanoğluna.
Ölümden döndüğünü iddia eden bazı insanlar, gökyüzünde
büyük, tüyleri rengarenk, inanılmaz güzellikte bir kuş gördüklerine,
onun gözyaşlarıyla iyileştiklerine bildikleri her şey üzerine yemin
ederlermiş. Ve o kuş masallara göre Kafdağı'nın ardında yaşıyor.
Zümrüdüanka kendini küllerinden yaratmasıyla
masallarda var olsa da bin kere dibe vurup yine de ısrarla yukarılara
tırmanan, hayata bir ucundan inatla tutunmaktan vazgeçmeyen insanlar
için oldukça ilgi duyulan bir sembol olmuştur