|
Altmış yıl… Az değil ama
çokta değil. Otuz yedi yaşında kaybettiğimiz Ruslan yaşamış
olsaydı bu gün altmış yaşında olacaktı.
Bu sayfalarımızı Seman
Ruslan’ın anısına ayırdık. Bastığımız resimler şairin kendi
elleriyle yaptığı resimlerdir. Kız kardeşleri Ruslan’ın
yaptığı resimlerini kaybetmediler, bir araya getirerek yeni
bir kitap bastırdılar. Bu kitapta Ruslan’ı her yönüyle
tanıyabiliyorsun. Şair Thağazit Zubeyr böyle bir günde
Ruslan ile ilgili hatıralarını yazdı.
Psıne
Dergisi No:5 -
2008
Thağazit Zuber
Çeviri Atalık Rafet
kafkasfederasyonu.org

Seman Ruslan
Yıl 1962 durmak bilmeyen hayat devam ediyor.
Arkadaşım Kuadzokua Hasan ile beraber
«Sovyetska
gençliği»
isimli gazetede çalışıyorduk. Bizlere bir şeyler danışmak
için her gün, yazmaya başlayan gençlerden gelenler olurdu.
Gelenleri Hasan’la aramızda paylaşır düz yazıları Hasan,
şiirleri ben okurdum. Elimizden geldiği kadar onlara
tavsiyelerde bulunurduk. Sonra düşündük yapılan işlerin iyi
ve planlı olması için, yeni yazmaya başlayanlar için ayrı
bir yer ve zaman ayırdık.

Yazar arkadaşları ile birlikte. Ruslan sağ başta ayakta
duran.
Bir gün bayanın biri çocuğunun elinden
tutarak, işyerimizde çalıştığımız odaya bizlerle görüşmek
üzere gelir:
- Biz Nartan’dan geldik, bu çocuk benim
oğlum, sekizinci sınıfta okuyor. Çoktan beri şiirler
karalıyor, sizlere göstermeyi de çok arzu ediyor, ancak
utandığı için tek başına gelmeyi kabul etmedi.
Kadıncağız o sözlerin akabinde, içi şiir dolu
ince bir defterİ elime tutuşturdu.
—Ancak okuduğu okulda Adıge dili
okutmadıklarından, şiirlerini Rusça yazdı…
Şiirlerini okuyorum, çoğunun getirdikleri
gibi. Ancak şiirlerinde çocuğun bu konuda kabiliyetli
olduğunu gösterir, dikkat çeken yönleri fark ediliyor.
Defterin son taraflarında, içinden atılması gereken veya
eklenmesi gereken durumda olmayan birkaç tane şiiri vardı.
Çocukla annesini yanıma alarak, redaktörün yanına girip,
tanıştırıyorum...
Böylece bir hafta geçmeden Ruslan’ın şiirleri
gazeteye basılıyor.
Seman Ruslan bu şekilde edebiyatımıza,
benimde hayatıma girmiş oluyor.
Ruslan üniversiteyi bitirince, Kabardey
Balkar basımevinde redaktör olarak çalışmaya başladı. Artık
çalıştığı işyerine yazılarını, şiirlerini okutmak, ilgili
görüş ve düşüncelerini almak üzere gençler onu ziyaret
etmeye başlamışlardı. Şiirlerini topladığı yıldızların
caddesi(вагъуэхэм и уэрам) adlı ilk kitabını bastırıyor.
Daha sonraları iki kitabı daha çıkıyor. (1974 yılında
«krona»,
1983 yılında
«şiirler»)
Ruslan’ın şiirleri geniş alanlara yayılıyor.
Şiirleri
«Don
Dergisi»
ve yazarlarımızın
seçkin şiirlerinin bir araya getirildiği
«Rukopojatiye»,
«Svidaniye»,
«Orbita»,
«Den
yi trud»,
«Perepute»,
«Possiyi»
isimli kitaplar matbaalarımızda basıldı. Şair öldükten
sonra en iyi yazıları bir araya getirilerek
«yüz’ün
dersleri»
adlı yeni kitabı basıldı.
—Seman Ruslanı, hiçbir ciddi rahatsızlığı da
olmadan, aniden genç yaşta kaybettik. Öldüğünü bildiğimiz
halde inanamıyorduk.

Ruslan ile kız kardeşi
Svete
Şiirlerinde işlediği temalar hangi tür olursa
olsun başkalarından farklı olarak yeni şeyler katabiliyordu.
Zaten şairleri farklı kılanda budur. Yeni tema deyip
duruyoruz. Nedir yeni tema? Vatan için yazmak – yeni temamı?
Adıgelik, dağlar, ormanlara, sular, ay, güneş v.s kimin
şiirinin konusu olmamıştır? Toprakla ilgili çok şairlerin
şiirlerini okuduk. Toprak için R. Gazmatov şöyle yazıyor:
Жа1эр дэ дыл1эмэ
Щ1ым щыщ дыхъужыну.
Jaar de dileme
Şım şış dıkhujınu.
«Ölürsek
toprak olacağız diyorlar».
Şair burada gerçek anlamı şiirinde temel olarak alıyor.
Bakın Ruslan’ın bir şiirinde bu düşünceyi nasıl ifade
ediyor: Vatanına hainlik yapmış bir kişi için, düz yazı
olarak ifade ediyoruz.
«Sen
adam öldürmedin,
ama vatanını
satanlardansın, bundan dolayı sen, yerin altında da toprak
olamazsın»!
Kötü insanlara karşı sözün kurşun gibi olabileceğini
gösteriyor.
Ruslanın şiirlerinde mert, yiğit olarak geçen
erkekler, vatanın topraklarına yürekten gelen güçlü bağlarla
bağlı olanlardır. Şairin kalbi öyle insanlara dönüktür,
bulduğu en güzel anlamlı sözleri onlar için söyler, onların
amaçlarını destekler, onlarla birlikte olur. Ruslan onlara
yönelik yazdığı bir şiirini şöyle bitiriyor:
|
Зигу,
зипсэр хьэлэлхэ!
Фи
щ1акхъуэ 1ыхьэр
Сэрк1э
нахъ 1эф1щ
Ухътыншэ
гъащ1эм нахърэ! |
Zigu, zipse halelxe!
Fi şakhua ıhar
Serke nakh afş
Vaktınşe ğaşem
nakhre! |
Şair dizelerinde: kalbi, düşünceleri temiz,
dürüst insanların bir dilim ekmeği, benim için anlamsız(işe
yaramayan) bir ömürden daha tatlıdır diyor.
Seman Ruslan edebiyatımızda yaptığı
çevirilerle dikkat çekmiştir. Adıge atasözleriyle ilgili
olarak Rusçaya çok güzel çevirileri yapmıştır. Yazdığı
eserlerini okuduğunuz zaman sizi kendine çekiyor, hayret
ederek
okuyorsunuz. Öldükten sonra onu her
andığımızda ilgili çok hatıraları kafamızda canlanıyor,
duygulanıyoruz.
Bir zamanlar 1983 yılıydı, Ruslan
tipografyadan çıkmak üzereyken karşılaştık. O gün yeni
basılan bir kitabını kendisine vermişlerdi.
—Ne iyi oldu karşılaştığımız, yoksa yanına
uğrayacaktım dedi.
O gün üzerine güzel sözler yazarak bana
verdiği şiir kitabını saklıyorum. Şiirlerini okuduğum zaman
karşımda duruyor sanıyorum.
Yirmi üç yıl tanışıklığımız oldu Ruslan’la. O
yıllar içinde onun her gün gelişerek yeni, yeni şiirler
yazdığını gördüm.
Bugün yaşamış olsaydı 60 yaşında olacaktı.
Ruslan! Amaçlarının çoğunu
gerçekleştiremedinse de hayat için, insanlar için yazdığın o
güzel anlamlı şiirler ve yazılar insanların ellerinde
dolaşıyor, okuyorlar. Hepsinden çokta gençler okuyor.
Gerilerde el emeklerini bıraktın, kendine özgü bir iz
bıraktın!


Bu kısa
yazımı, Ruslan için yazdığım şiirlerle bitirmek istiyorum.
Seman
Ruslan’ın anısına...
|
1
Щигъэхуабэнут и апл1эм
Щ1ы1эм
исыжь мы дунер
Гъэмахуэ
шылэр жьы хуэл1эм-
Жьауэ
хуэхъунт дунейм.
Хамэм и
гуащ1эщ химы1эу,
1уэху
дахэм ар хуэхьэлэлт.
Дэхагъэр
ипсэм къемы1эу
Щ1ым
щызэмык1уэу и хьалт.
Ауэ
ажалыр мыупщ1э.
Ар
къыпхуоблагъэ щыхуейм.
Уелъэ1упами-
Ещ1
1упщ1э,
Щ1эупщ1эркъым мысэ е хей?
2
Уэ уи
анэм псысэу жи1эм
Псэуэ уэ
ухэлъщ.
Уэ уи
щыпхъхэм я нэ псы1эм
Псэууэ уэ
ущ1этщ.
3
Уэ
ук1уамэ хамэ лъахэ,
Куэдрэ
псэм хуэмыхьт:
1уащхьэмахуэ нахъ дахэ
Уи нэм
щ1эмыжьыхт.
4
Гъащ1э
гъогур уухами,
Укъак1уауэ лъагъунлъагъу,
Къурщ
тхьамадэу 1уащхьэмахуэ
Уэ утету
сыф1ощ1 услъагъу,
Уэ уи
макъыр зыхызохыр:
«Сыт уи
махуэ, си лъэпкъ ц1ык1у?
Гъащ1э
т1эк1ур сыуха сэ,
Къазмыхьауэ уи емык1у?»
5
Уи
ныбжьэгъухэм ягу укъак1ыу
Куэдрэ
ящ1 уи гугъу:
«Уипсэм
хэлъыр п1эщ1эк1ыну,
Ди тхьэ
сыту гугъу!
Ауэ дэри
дыпсоухк1э
Ди гум
ущопсоу.
...ууахътынщэщ уэ-
Пхуэхъуащи
Уи
уысыгъэр псэ!». |
1
Kucağında
ısıtacaktı
Soğuktan kavrulan
bu dünyayı,
Yazın serinlik
arayan toprağı,
Gölge olmak isterdi
dünyaya.
Başkalarının
emekleri demezdi,
Güzel işlere saygı
duyardı.
Güzellik olmadan
içinde
Gezmezdi toprak
üzerinde.
Ancak ecel
sormuyor.
O istediği zaman
geliyor.
Ne kadar içten
yalvarsan da
Dudak büküyor,
Yakın uzak onun
için fark etmiyor.
2
Annenin söylediği
masallara
Can katıyorsun.
Kız kardeşlerinin
gözyaşlarında
Ayakta duruyorsun.
3
Sen yabancı
topraklara gittiğinde,
Bu can
dayanamıyordu hasretine:
Oaşhamaxueden daha
güzeli
Dona kalmazdı
gözlerinde.
4
Bitirdiysen de
yaşamın yolunu,
Bizlerle
görüşmek
için,
Dağların ulusu
Oaşhamaxue’nin
Zirvesinde, duruyor
gibisin.
Senin sesini
duyuyorum:
«Nasılsın,
ey küçük milletim?
Bitirdim mi azıcık
ömrümü ben?
Seni utandırmadan?»
5
Arkadaşların seni
özlüyorlar
Adından sıkça söz
ediyorlar:
«Canından
bir parçayı kaybetmek,
Tanrım ne kadar
zor!
Bizler yaşadığımız
sürece
Sende yaşıyorsun
gönlümüzde.
…zamansız gittin
sen-
Can oldu
Sana şiirlerin!»
|
PSINE-ПСЫНЭ
www.kafkasfederasyonu.org |