ÇERKES...

 
 

ŞAMİL JANE

KAFFED Eğitim ve Teşkilatlanma Sekreteri

Aşağıdaki yazı Jineps gazetesinin talebi ile hazırlanmış ve yayınlanmıştı. Yazının başlığı “Biz Kimiz” idi.  Son günlerde isim üzerinde yoğunlaşan tartışmalar nedeniyle biraz genişleterek yeniden yayınlanmasının doğru olacağını düşündüm.

 “Biz kimiz?” şeklindeki bir soru zaten problemin varlığını önemli ölçüde belirtmektedir. Bu sorunun sorulabiliyor olması, kimliğimizin tarihi gelişimi ile ilgili eksikliklerden kaynaklanmaktadır. Oysa mutlaka herkesin kim olduğu bellidir. Çünkü söz konusu “biz”, bazılarına göre Adığeleri, bazılarına göre Abazaları, bazılarına göre Adığe-Abhaz gurubunu, bazılarına göre ise Kuzey Kafkasya coğrafyasında yaşayan halkları içermelidir. Ancak “biz”in cevabı toplumsal kabul görmüş durumda değildir.

 Adığelerin, Abazaların, Çecenlerin, özellikle de Dağıstanlıların kendi içlerinde uluslaşma süreçlerini tamamlayamadıkları, nüfusun büyük bir çoğunluğunun diasporada yaşadığı bir dönemde “biz”in içeriğini tanımlamak oldukça güçtür. Bu anlamda “biz” in karşılığını farklı anlamlarda yorumlamadan sağlıklı bir cevaba ulaşmak mümkün değildir.

“Biz” Kafkasya’da yasamakta olanlar açısından ve diasporadakiler açısından bakıldığında da farklılık içermektedir :

Kafkasya’nın farklı bölgelerinden kopup gelen, ancak; yolda, yerleşirken verilen hayatta kalabilme mücadelesinde “kader birliği” yapan ve Kafkasya’da farklı bölgelerde yaşarken diasporada aynı bölgelerde yerleşebilen, Türkiye de ortak kültür içerisinde kısmen asimile olarak birbirine benzeşen Çecen, Abaza, Dağıstanlı, Adığe icin “ biz” in cevabı, bu süreci yaşamamiş olan Kafkasya’da ki kardeşlerimiz tarafından farklı cevaplandırılacaktır. Bu anlamda “diasporadaki biz”, ile  “Anavatandaki biz”  farklılıklar göstermektedir.

Genel anlamda “biz kimiz” sorusunun cevabi üzerinde şu düşünceler üretilebilir:

“Diasporadaki biz” ler Kuzey Kafkasya coğrafyası içerisinde çoğunluğu akraba etnik kökenlerden gelen ve akraba diller konuşan, bir kısmı uzun geçmişteki orijinleri ve mensup oldukları dil gurupları açısından farklılıklar gösteren (1) ancak Kafkasyalılaşmış olan ve henüz kendi içlerinde uluslaşma süreçlerini tamamlamamış olan Adığe, Abhaz, Oset, Karaçay, Balkar, Çeçen, Dağıstanlı (2) isimleri altında Kuzey Kafkasya’da yaşayan kökenlerin, diasporadaki uzantılarıyız.

Diasporada kendi içerisinde dil bütünleşmesini Anavatandakiler kadar sağlayamamış(3) olan “diasporadaki biz” ler, Anavatandakilere göre, kader birliği nedeniyle kendini birbirine daha yakin hisseden uzantılar durumundayız.

Bu karmaşık cevap, anavatanda, önemli ölçüde nüfus kaybı nedeniyle birbirinden bağları kopmuş olmak, diasporadaki koşullar nedeniyle bir benzeşme-gelişmeyi bırakın sürekli erezyona uğrayan kültürler içerisinde olmaktan kaynaklanmaktadır.

Bu karmaşanın gerçekliğini unutarak olaya bakma şansımız olabilseydi, muhtemelen biraz daha beklenen cevabı verebilecek duruma yaklaşabilirdik.

Diasporayı unutup, sadece bugünkü coğrafyaları ve bugünkü kültürel yapıları içerisindeki Anavatan´ı  değerlendirme şansına sahip olabilseydik, “Uluslaşma süreci”nin sonlarını yaşamakta olan Adığe, Abhaz, Oset, Çeçen, Karaçay ve Balkar halklarından bahsetmek mümkün olabilirdi.

Teknik olarak, uluslaşamamış halklar ve/veya onların diasporik uzantıları  “milliyet”, uluslaşmış veya uluslaşmakta olan halkların diasporik uzantıları “ulusal azınlık” olarak kabul edilmektedir. Bu anlamda “diasporadaki biz” ler, mensubu olduğumuz ulusların devamı niteliğinde ulusal azınlıklar konumundayız.

Kafkasya’daki Adığe ulusunun uzantısı olarak Adığe ulusal azınlığının insanlarıyız ve her ne kadar diasporadaki benzeşme Anavatandaki kadar olmasa da teknik olarak “Adığe Ulusu”nun bireyleriyiz.

Ayni şekilde, Kafkasya’daki  Abaza (4), Oset, Çeçen , Karaçay ve Balkar  uluslarının uzantıları olarak bu ulusların   bireyleri diasporada yaşamaktadırlar.

Teknik  tanımlardan uzak, romantik anlamda bir “Kuzey Kafkasya Ulusu”ndan bahsetmek mümkün değildir. Ancak bu gerçek, Kuzey Kafkasya halklarının etnik ve tarihi yakınlıklarına gölge düşürmez.

İspanya´da Kuzey Kafkasyalılar gibi birbirine benzeyen - benzemeyen halklar aynı yapı içerisinde farklı parlamentoları ile birlikte yaşamaktadırlar.

İsviçre’de, kökenleri ayrı devletler halinde örgütlenmiş, Almanlar, Fransızlar, İtalyanlar ortak bir ulus ismine sahip olmadan ortak bir devlet içerisinde yaşamayı seçmişlerdir.

Ancak bu örneklerin terside geçerlidir. Kuzey Kafkasyalılardan daha fazla benzeşen Araplar, Turan kökenliler, vb, farklı devletler içerisinde yaşamayı tercih etmişlerdir. (Suriye, Mısır, Irak, Ürdün, S.Arabistan,Libya ve Türkiye, Azerbeycan, Özbekistan, Tacikistan,......)  Çünkü devlet ve ulus farklıdır. Zaten problemin özü de buradan kaynaklanmaktadır. En demokratımızın bile Türkiye´nin;  Devlet-Ulus, Üniter devlet vb. tanımları üzerine kurulu Resmi  İdeoloji ile beyinlerimiz yıkanmış durumdadır. Yani TC resmi ideolojisi alışkanlığı ile bir devlet olacaksa bunun içinde de bir tek ulus olmalıdır. ŞEMSİYE OLABİLECEK BİR DEVLET İSMİ GEREKLİ İSE BİR TEK ULUS İSMİ DE GEREKMEKTEDİR gibi bir yanlışın içerisinde buluveririz kendimizi. Konuya sağlıklı bir yaklaşım yapabilmek için öncelikle bu şartlanmışlıktan kurtulmak ve Ulus ile Devlet isimlerini birbiri ile çakıştırma alışkanlığından vazgeçmek gerekmektedir. Tabi bu zorlama Kafkasya gibi henüz uluslaşmasını tamamlayamamış halkları olan, farklı ulusal yapıları yanında çok yakında olabilen, ancak farklı olan, farklı dilleri konuşan insanlarımız söz konusu olunca iyice karmaşıklaşıyor.

Bir an için beyinlerimizi resmi ideolojinin paslarından yıkayabildiğimizi kabul edebilsek bakın neler karşımıza çıkabilecektir:

İtalyan, Fransız, İspanyol ve özellikle de Katalan, dillerinde konuşan insanlar birbirlerini Çeçen, Oset, Lzegi ve hatta Abhazca ve Adığece konuşan insanlardan daha çok anlayabiliyorlar.

Kuzey İtalya diyalektini konuşanlar ile İspanya´daki Katalanlar her biri kendi dillerini konuşarak karşılıklı anlaşabiliyorlar.

Katalan ile Fransız karşılıklı anlaşabiliyor.

Sayılamayacak kadar çok Arap ülkesi insanları karşılıklı olarak birbirlerini çok iyi anlayabiliyor.

Ama bu yakınlıklarına rağmen muhtemelen bizlerin beraber olmak istediğimiz kadar beraber olmak istememişlerdir. Mutlaka bunun da nedenleri vardır ..

Peki biz kimiz?

“Kafkas” mıyız? (ne demekse !)

Yasalar halk ismi koymayı men edince sığınılmak zorunda kalınan bir isimdir.

Herkesi kucaklayabildiği için ortak bir isimdir. Bence Nart daha akıllıca bir ortak isim olabilirdi, tabi ne olduğu pek anlaşılamayacağı için bu isme izin verilmeyecekti.

Kafkas bir halk ismi olmayıp bir coğrafya ismidir. SSCB nin dağılmasından sonra, özellikle Azerbeycan, Gürcistan, Ermenistan´ın bağımsız devletler olarak daha fazla dillendirilmesi, haberlerde yer alması nedeniyle Kafkasya ismi, aslında Güney Kafkasya olan yerler için geçerli olmaya başlamıştır. Aslında Kafkasya önüne hiçbir şey eklemeden Kafkas dağlarının kuzeyi için geçerli olup, Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan devletlerinin bulunduğu bölge Trans-Kafkasya (yani Kafkas ötesi) olarak adlandırılır dı ! Oysa şimdi durum değişti. Kafkas adı coğrafyası daha geniş daha muğlak bir tanımı içinde taşıyor artık.

Tüm bunlara ağır asimilasyon koşullarını ekleyince artık halk isimlerinin öne çıkarılması gerekiyor. Kafkas olmadığımıza göre bir halk ismimiz olması gerekmiyormu ?  Tabi ki evet.

Çeçen kendine kendi dilinde Vaynah, Galgay diyor. Ancak, onlar kendilerine Vaynah derken dünyanın Çeçen demesi, ülkelerinin Checenia olarak adlandırılması onların kim olduğunu pekte değiştirmiyor.

Asetinlere Ruslar Os diyor, Onlar kendilerine İron, Digor diyor. Ama bu Osetya´ yı herkesin bilmesini engellemiyor.

Abhazlar ülkelerine Apsnı derken uluslararası arenada Abhazya olarak tanınmış olması bir engel teşkil etmiyor. Abhazya latin kökenli dillerdeki Abkhasia ( Abhaz ülkesi anlamındadır) Apsnı dururken ve Apsuva dururken Abhaz kullanılabiliyor. Acaba inat etsek de,

“yok bu halkın ismi Apsuva, ülkenin ismi de Apsnı’dır” desek ne olur ? Bir avantaj mı elde edilir? Hayır, tam tersine insanların bildikleri yerine zorla başka bir şeyi öğretmeye kalkıştığınızdan halkınız ve ülkeniz daha az bilinir olur!

Kendilerini kendi dillerinde Euskaldinak, ülkelerini Euskal Herria olarak adlandıran halk uluslararası ortamda Bask olarak tanınıyor. Bu Baskların özgür olmalarını ve bilinmemelerini getirmiyor. (ETA nın “E” harfi bu isimden gelmektedir)

Peki “biz kimiz”

Bu soruyu sorarken “biz” den kastedilen nedir? 

Diasporamıdır ?

Adığeler midir ?

Abazalar mıdır ?

Kuzey Kafkasyalıların tamamımıdır?

Vs., vs., varyasyonlar sonsuza kadar arttırılabilir....

Dili, coğrafyası ayrı olan Kuzey Kafkasya halkları ayrı ayrı halklardır. Bu halkların hiçbirisi katıksız kendi dillerinde konuştuklarında birbirlerini hiç mi hiç anlayamazlar !  Ancak ayrı ayrı halklar olmaları onların komşu olmadıkları, benzer kültürleri, ortak kökenleri, ortak psikolojileri olmadığı anlamına gelmez.

Bir devlet içerisinde farklı dillerin, farklı halkların olamayacağı anlamına hiç gelmez.

Buyurun İspanya´ya:

Aragon´da  Aragonese dili,

Asturian´da  Asturias dili,

Castille ve Leon bölgelerinde Leonese dili,

Bask bölgesinde, ve kısmen Navarra´da  Baskça,

Galicia´da Galiçya dili

Valencia Bölgesinde  Katalan dili konuşulur.

Günümüzde Baskların özerk bölgeleri vardır,  İspanya anayasasında Katalanların ayrı bir ulus oldukları kabul edilmiştir.

 

Buyurun İsviçre´ye (aslında resmi adı İsviçre Konfederasyonu´dur):

Alman kökenliler tarafından Almanca, Fransız kökenliler tarafından Fransızca, İtalyan kökenliler tarafından İtalyanca´nın ve bunların üstüne 30.000 kişilik bir nüfusun Romenş dilini konuşulduğu İsviçre´de bu insanlar ALMANYA, FRANSA, İTALYA GİBİ, KÖKEN ULUSLARIN YAŞADIĞI  DÜNYA ÇAPINDA TANINMIŞ ve GELİŞKİN  ÜLKELERE RAĞMEN  İsviçre´de bir arada yaşamayı seçmişlerdir. Hiç kimse, yok burası X-Almanya (mesala Güney Almanya) olsun, Kuzey İtaya olsun dememiş, İsviçre adı altında ve köken ülkelerinin dışında bir arada yaşamayı tercih etmemişlerdir.

Buyurun İngilizlerin ve Fransızların yaşadığı Kanada´ya. İngiliz ve Fransız isimlerinin her ikisinden de çok farklı bir isim altında Kanada ülke adı altında yaşamaktadırlar.

Buyurun İngilizlerin, Welshlerin İskoçların Great Britain´e (özellikle İngiltere demiyorum)

Beynimizi Ulus ve Devlet konusunda rahatlattığımıza göre şimdi daha rahat düşünebilir, karar alabiliriz.

Peki biz “Çerkes”miyiz, ve Çerkes kimleri kapsamaktadır?

Halklara isimleri sonradan verilmez. İsimler tarih içinde oluşur. Tarihi süreç içerisinde Kafkasya’daki otokton halklar kendi kendilerini Çerkes olarak tanımlamamışlardır.

Diasporada, Abaza “ben Abazayım”, Adığeleri göstererek “diğerleri Çerkes”, Lezgi “ben Dağıstanlıyım, digerleri Çerkes” derken, Çerkes ismi en çok Adığeler tarafından kabul görmüştür. Çünkü dünyada Çerkes ismi en çok Adığeler için, bu arada Adığe kimliği içinde kalmayı tercih etmiş olan Vubıhlar, coğrafi olarak Apsuvalardan kopuk ancak Adığelerle hem  anavatanda hem de diasporada içli dışlı yaşayan Aşuva ve Aşkaruvalar bu tanım içinde,  Çerkes adı altında görmüşlerdir.

Peki Çerkes ismi sonradan (bu sonradan daha çok Adığelerin Osmanlı ile ilişkilerinin başladığı dönemler  kastedilerek) Osmanlılar tarafından verilmiştir de bizler Türkçe bir isim ve çok yeni yapay bir isimle mi karşı karşıyayız?

Hayır!

Çerkes ismi, benim bulabildiğim kadarıyla, kayıtlı belgelere göre 1200 yılında bir İtalyan diplomat tarafından Sirkas ve bazıları tarafından da de Cirkas olarak kullanılmıştır. Tabi bir diplomatın 3 günlük bir ismi kullanması düşünülemeyeceğine göre 1200 yılında bilinen bir ad olan “Çerkes”in kökeni muhtemelen bu tarihten yüzlerce yıl önce oluşmuştur. İşte Çerkes değil ama Sirkas kelimesinin ad olması nedeniyledir ki günümüzde latin kökenli Fransızca, İngilizce, Almanca, İspanyolca, vs.... tüm dillerde halkımıza “Sirkaslı” anlamına gelen Circassien (okunuşu sirkassiyen) demektedir. Yani hiç kimse Türkçe kökenli Çerkez isminden hareketle Çerkezistanlı veya benzeri bir şey dememektedir. Ancak Türkler Sirkas´ın zaman içinde Türkçeleşmiş hali olan Çerkez´i kullanmaktadırlar.

Peki Adığe ismi ne kadar eskidir?

Adığelerin kökenlerinde bulunan Sindler, Meotlar, Sarmatlar, Kimmerler, Kerketler, vs. dönemlerinde Adığe ismi yoktur!  Bulabildiğim kadarıyla MS 2. Yüzyılda henüz Adığe adı ortaya çıkmamıştır. Yine de Adığe adının Çerkes adına göre çok çok daha eski olduğunu ve halk tarafından kendi ismi olarak benimsendiğinin altını kalın bir çizgi ile çizmekte yarar vardır.

Bütün problem gelip de,

-ya peki biz kardeş halklarız farklı isimler takıp ta bizi bir daha bölmeyin!

itirazlarına dayanır.

Aslında kimsenin kimseyi böldüğü yok. Zaten farklı olan halkların yapay bir isim altına sokulma çabaları kabul görmüyor.  Hepimiz birbirinden farklı olan kendi isimlerimizle bir arada olabiliriz. Olması gerekende budur!

İsviçre, Kanada, İspanya, vs örneklerinin de gösterdiği gibi farklı halk isimlerinin bir tek devlet adı altında toplanmasına bir engel bulunmamaktadır. Yakın bir gelecekte belki de bu örneklerimizin içerisine Avrupa Birliğini de koyabileceğiz.

Bu durumda  “biz kimiz” sorusunun cevabı : Biz, Adığe yiz, Abaza yız, Oset iz, Cecen iz, Karacay ız,... Bunun ötesinde ortak yaşam koşulları süreç içerisinde oluştuğunda, belki de bir gün  İspanya halkları veya İsviçreliler gibi bir çatı altında yaşayabilecek Kuzey Kafkasyalı akrabalarız demekten geçer. Hatta bunun da ötesine geçip tüm halklarla birlikte, karşılıklı saygı ve barış içerisinde yaşayalım demekten geçer.

Aslında gerçeği gören, sahada halkı yakından tanıyan herkes bilir ki, Anavatanda Adığeler, Vubıhlar, Aşuva ve Aşkaruvalar için ve diasporada kendisini bu tanım içerisinde gören herkes için Çerkes ismi geçerlidir ve bu ismin kullanılmasının bilinen politik ve pratik nedenleri bulunmaktadır.  Baskları unutmayalım!

Şamil JANE

(1)   Oset, Karaçay, Kumuk vb diller Kafkas dil gurubundan değildir. Ancak çok uzun yıllar Kafkasya’da bir arada yaşayan bu halklar Kafkasyalıdırlar.

(2)   Dağıstanlı, bir ulus veya halk ismi değildir. Aynı coğrafyada yaşayan farklı diller konuşan etnik gurupları tanımlamaktadır.

(3)   Adığeyibze; Abzeh, Hatıkoy, Cemguy, Bjeduğ vb. batı Adığe lehçelerini birleştirebilmiştir. Ancak Kabardeyce bunun dışında kalmıştır. Karaçay-Çerkes sınırlarında kalan Abazin dili ile Abazacanın bütünleşmesi sağlanamamıştır vb. Ancak diasporada tüm diyalektler yaşatılmaktadır. 

(4)   Her ne kadar diasporanın bir kısmı tarafında Abaza adı içine Apsuva, Aşuva ve Aşkaruvalar sığdırılsa da,  diasporada ve Kafkasya´daki herkesin bu ismi aynı anlamda kullandığı söylenemez.

 


 

 

Yazı hakkındaki görüşlerinizin burada yayınlanması için info@kafkasfederasyonu.org adresine mail atınız.

 

YORUMLAR

Merhaba Şamil,
Derneklerimizin adları Adığe - Apsuva olmalı veya değiştirilmemelidir.Adığe-Apsuva iki ayrı etnik kökenin biraraya gelmesi gibi algılanabilir çekincesi varsa, bu durumda bazı arkadaşlarımızın önerdiği NART adı alınmalıdır. Dünya Almanlara German, Nemse derken onlar kendilerine' Doch 'diyor.Türklere de Turkish deniyor. Kısaca bir halk, bir ulus başkaları tarafından farklı isimlerle adlandırılabilir. Doğaldır. Doğal olmayan başka uluslarca verilen adı o halkın kendi adı dururken tercih etmesidir. Bize 'Çerkes' denebilir. Bizim 'Çerkes' sözcüğünü ad olarak seçmemizin anlaşılır yanı yoktur. Kendi adımızı almak inat etmekle değil onurlu olmakla açıklanabilir. Abhaz yerine Apsnı, Abhaz yerine de Apsuva adlarını kullanırsak kendi adımızı kullanmanın onurunu yaşarız. Olması gerekeni yaptık deriz. Diğer ülkelerin sizden çıkarı varsa adınız ne olursa olsun, sizi tanır, gündeme oturturlar. Doğru olanı, bizim insanlarımızın bildiği kendi adımızı kullanmalıyız.Başkaları bunu ister öğrenir, ister eski hitap şekline devam eder. O bizim sorunumuz değildir. Anavatanda hiç kimse kendine 'Çerkes' demez. Ben Nalçik'te yaşarken nüfus kağıtlarındaki milliyet hanesine' Çerkes ' yazmalıyız, çünkü dünyada  Çerkes olarak tanınıyoruz çalışması yapılıyordu. Anlaşılan bugüne kadar bir hayli yol kat etmişler. Anavatanda baskı olmaksızın hiç bir Adığenin Çerkes adını almak isteyeceğine inanmıyorum.Türkiye dede durumun aynı olacağı kanısında ve umudundayım.
Selamlar.
Doğbı Afitap Altan

Sn. Yılmaz Beştepe,

Yazıyı destekleyici,  Anavatan´da yayınlanmış yazıların tercümesini göndererek bilgi dağarcığımızı arttırdığınız ve değerli destekleriniz için teşekkür ederiz.


HEM ADIĞEYİZ HEM ÇERKES

UERIŞ Hurhaliy
Adığe Psale Gazetesi, 25 Eylül 2010
Çeviri: BEŞTO Yılmaz Beştepe

Adığe ulusunun birkaç kolu vardır. Natukuay, Şapsığ, Abdzax, Wubıh, Hatukuey, Besleney, Kemırguey başkaları da söylenebilir. Ancak, onlar hepsi kendilerini Adığe olarak isimlendiriyorlar. Cumhuriyetimizde en çok sayısal Adığe nüfusa sahip Kabardeylerde buna dahildir. Abhazlar ile Abazalar, bize en yakın halklardır. Farklı yerleşim yerlerinde yaşıyor isek de aynı ulusuz, kan kardeşiyiz. Üzüldüğümüz odur ki, zaman ve yaşam birbirimizden ayırdı, ayrı bir ulus olarak taban buldu.

• Şimdi en büyük düşüncemiz, umudumuz Adığe halkını tek bir ulus haline getirmemiz, birbirimize destek olmamız, xabzemizi korumamız, dilimizi geliştirmemiz, beraber birlikte yaşamamızdır. Bütün bunlar anlamsız umutlar, hiçbir zaman gerçekleştirilemeyecek şeyler değildir. Ancak, hedeflediğimiz umutlarımıza ulaşmak için, azim ve beraberlik içinde ortak çalışmamız gerekiyor. Kim bilir, her bir yerde yaşayan bütün Adığeler tek bir ulus olduğumuzda, hiç şüphe yoktur ki biz yine kendimizi Adığe olarak isimlendireceğiz. Ancak, başka uluslar bizi nasıl isimlendirecek? Şüphesiz eskiden beri olduğu gibi “Çerkes” diyeceklerdir..

• Nerden çıktı bu Çerkes sözü? Bazıların söylediğine göre, Moğol-Tatar baskını döneminde Türkler tarafından Adığelerin Çerkes olarak isimlendirildiği söylenmektedir. Ancak, bu inandırıcı olmaktan uzaktır. Ben daha doğru olduğuna inanıyorum “Çerkes” isminin Adığeler kendilerini “Kerket” ismiyle adlandırdıkları dönemde ortaya çıktığına. Buna tarihçilerde şahit oluyor. Adığeler eskiden beri savaşıp yaşamış oldukları yerlere Çerkes coğrafyası (Çerkesya) olarak isimlendirilirdi. O nedenle biz kendimize Adığe olarak isimlendirirken, başka uluslarda Çerkes olarak isimlendirmişlerdir. Kafkasya'da yaşayan halklar, Rusya ve başka devletlerde bin seneye yakındır Adığeleri “Çerkes” ismiyle tanımlamışlardır. Bununla ilgili örnekleri yazalım:

• Çok eski tarihlerden beri Rusya'dan ve başka ülkelerden tarihçiler, yazarlar, seyyahlar Adığe ülkesine gelerek, yaşayışları, kültürleri, xabzeleri konusunda bilgi edinirlerdi. Onlar edindikleri bilgileri, gördüklerini ilginç bularak yazarlardı, anlatırlardı. Ancak, onların hiç biri hiçbir zaman Adığe, Kabardey, Şapsığ veya başka bir isim altında yazmamışlardır ”Çerkes” dışında.

• 1837 yılında Londra’da yayınlanan Times gazetesi çalışanı gazeteci John Longworth, Kafkasya'ya gelerek bütün yerleşim yerlerini dolaşmıştı. O kadar Adığeleri benimsemişti ki, bir yıl süresince içlerinde yaşadı. İngiliz gazeteci ülkesine döndükten sonra, Adığelerin yaşam tarzlarını, xabzelerinin işleyişi, yemeklerini, misafirperverliklerini ve ulusumuzla ilgili edindiği bilgileri birkaç yıl süresince yazıp yayınlamıştır. “Çerkeslerle Bir Yıl” adıyla iki ciltlik eser yayınlamıştır. Ancak, onun yazdıklarının hiçbir yerinde Çerkes dışında Adığe olarak yer almamıştır.

• Gerber Yoran-Gustav, Alman'dır. 1710 yılında Rus ordusunda göreve başlamıştır. 1722- 1723 yıllarında Kafkasya da bulunmuştur. Şu şekilde yazmıştır: “Kabardey Çerkes oblastı büyük bir yer değildir. Ancak burada yaşayan Çerkesler cesurlar, geri çekilmeyi bilmezler, ata binmede ve silah kullanmakta son derece pratikler. Çerkes bayanları kadar güzel zor bulunur.”

• İskoçyalı cerrah John Kok, 1737 yılında Rusya'ya gelmiştir. Rus-Türk savaşında yer alıp, sonra Astrahan'da yaşamıştır, Kabardey'de de bulunmuştur. Şu şekilde yazmıştır: “Küçük ve Büyük Kabardey'de yaşayan Çerkesler, Kafkasya'da yaşayan diğer halklardan çok bariz bir şekilde farklılık göstermekteler. Onun için o halkların çok beğendikleri kendi kişilerini, yaşam şekillerini beğendikleri Çerkeslerle ölçümlendirmekteler.”

• Biz Kabardey'de yaşayan Adığeleri, Kabardey halkı olarak yazılmaya Sovyetler döneminde başlanmıştır. Öyle bir halk ismi yoktu. “Kabardey” coğrafi yer ismidir. Bu da örnek değil mi? Adığe faşe giysisini Kazaklar ve Kafkasya'da yaşayan diğer halklarda giymekteler ve Çerkeska olarak isimlendirmekteler.

• Bütün Adığelerin Çerkes olarak isimlendirilmiş olduğu şu örneklerle de açıklanabilir. Kabardey'den, Adığey'den ve başka yerlerden de olsa Rusya'da görev almış, isim yapmış Adığelerin hepsi Çerkes adıyla anılmıştır. Mihail Cherkassky (Başkomutan), Alexei Cherkassky (Başbakan) başkaları da..

• Ben bütün bunları tekrar doğrulamamız için, bundan sonra şu şekilde yazılması gerektiğini düşünüyorum: Kabardey-Balkar'da yaşayan Adığeler, (Kabardey Çerkes), Adığey Cumhuriyeti’nde yaşayan Adığeler (Adığey Çerkes), Şapsığlar (Şapsığ Çerkes)

• Doğrudur, sözünü ettiğimiz doğrudan olabilirliği görünmüyor. Buna zaman gerekecektir. Onun için, Adığelerin yaşadığı her bölgede açıklıkla konuşulmalı ve biz hepimizin hem Adığe hem de Çerkes olduğumuzun hakkımız olduğuna inanmalılar.

 


 ULUSUMUZUN İSMİ İLE İLGİLİ

TEMIR Pae
Karaçay-Çerkes Sosyal Araştırma Enstitüsü
Adığece Bölüm Başkanı
Çeviri: BEŞTO Yılmaz Beştepe

Bugün için Çerkes ismi, Kafkas savaşlarında sağ kalıp, Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’nde Psıj (Kuban) kıyısında oturan az sayıda Adığeler tarafından kullanılmaktadır. Adığe kabilelerinden Kabardeyler ile Besleneyler her yönüyle, dil dahil birbirlerine çok yakındır. Bu iki kabiledir Kafkas savaşının bedelini ilk önce ödeyenler. Psıj ırmağının sağ yakasında yerleşik olarak yaşayan Besleneyler yazılı kaynaklara göre 70 – 100 bin nüfusa sahiptiler. Besleneylerin pşıleri  (Prensleri) Kanokua’lardı. Onlardan sonra Şolekhu’ler, Beçmırze’lerdir. Köy yerleşim yerleri sayısı 100’ün üzerindeydi. Bu gün Besleney köyü olarak kalan sadece dört tanedir.

Kafkas savaşı yayılana kadar, Kabardeylerle Besleneyler birbirlerine yakın yerlerde yaşadılar.  Onların birbirlerinden uzaklaşmalarının başlangıcı 1774 yılıdır. Yurdumuzu Rusya ile Osmanlının paylaştığı dönem. (Böyle bir şeye hakları olmamış olsa da)

Hanceriy’in yazmış olduğu «Çerkesya ile ilgili notlar» kitabında Hadokşokua, Kasey, İslam, hamırza, ajdjeri, keysin, Beslenıkua sülale isimleri yer alıyor. Kitapta geçen köy isimlerin bazıları, bu gün için cumhuriyetimizde Adığe köy isimleri olarak yer almaktadır. Jakue (Alaskırey) Aliberdıkua (Hağundukuey), Habaz (Kaseyhable), Zeyikua (Hadıkşukuey) İncıjışhua (Belenıkun i kuje). Bugün bir çok Pşı ve worklerin isimleri yer ismi olarak veya soy ismi olarak kullanılmaktadır: Aşabexe, Aşabexe pınarı, Şıpşırıkue, Karmızey hable, Berzedjen xable, Şıd’lerin toprağı, başkaları da. En çok şu sülale isimleri korundu: Vıkhe, Tau, Jeraştı, Alescır, Tıj, Djate, Der, Djatej, Hağundokua, Toktamış, Şıd başkaları da.

Karamırza Ali’den başlayarak Hatokşokua Muhamed Aşe, Kasey İsmail, Hamırza kardeşler, Ajdjeri Kuşıku başka birçokların isimleri unutulmadı bu güne kadar. Bunlar at sırtında  savaşın içerisinde yaşamlarını  sürdürdüklerini bir çok ağıtlarda geçiyor.

Bugüne kadar cumhuriyetimizdeki Adığeler «Hajret», «Kabardey Hajret» diye nitelendiriliyor. Onlar canlarını Adığe halkı için vermediler mi? Öyle insanlara «Hajret» denirse, savaştıkları vatan için «Hajret» denirse  geriye ne kalıyor? Onlar yiğitçe savaşmaları dışında saklanarak, kendi canlarını kurtarmak için Psıj’ı geçip gelmediler. Bu günkü Çerkesya’daki  Adığeler kendilerini hiçbir zaman  kabardey olarak nitelendirmediler. Bizde  Besleney köyü de vardır, Şapsığların önderi Abatlerin köyü olan Ersakon (Abate Hable) vardır. Sülale isimlerden bahsedersek  bir çok Adığenin izine rastlanır: Mamxeğxe,Agueyxe, Vepsınexe, Hatıkueyxe, Kempıguxe,Janexe.

2010 yılında yapılacak nüfus samında Rusya Federasyonu’nda yaşayan Adığelerin Çerkes olarak yazılmasıyla ilgili bir çok şey yazılmıştır. Dünyanın birçok yerinde yaşayıp kendimizi Adığe olarak tanımlıyorsak, aynı dili konuşuyorsak, hepimiz Adığeyiz.

Başka milletler, dünyadaki bütün Adığeleri Çerkes olarak, ülkelerini de Çerkesya olarak tanımladıkları dönem çok eski değil. Bu günkü Çerkes ismi çok eskiden beri Adığelerden «Kerket» diye bahsedildiği döneme dayandırıldı düşüncesi de vardır. Bu gün canları da yüreklerine vatanlarına dönük 50 nin üzerinde ülkede yaşayan Adığeleri herkes Çerkes halkı olarak bilirler.

Eski uluslar ve büyük uluslar birçok kabileden oluştuğu bilinir.

Bizde, Kabardey, Besleney, Abzeh, Kemırguey, Janey, Hatıkuey, Bjeduğ, Maxueş, Mamxeğ, Hımış, Hathuedj, Şapsığ dediğimiz kabile isimlerden oluşan birçok diyalektimiz vardı. 

Bilim adamları, çok diyalektli olan halkların en eski ve gelişmiş ulus olduğu görüşündeler.

Çerkes sözü de buna uygun düşmektedir.

Dünyadaki demokratik gelişmeler, farklı yerlerde yaşıyor olsak da, ulusal sorunlarımızı konuşmaya,  ulusal ismimizi almamıza olanak vermektedir. Bu konuyu düşünüp gündeme getirenler, doğru ve samimi güzel düşünceleriyle halkımızın geleceği için uygun olacağını umuyorlar. Onun için saygı duyulmayı hak ediyorlar.

Şunu da hatırlatmak isterim, ХVI. yy’da Moskova ya giden Adığe Prensleri için Çerkesya’dan geldiği söylenmiştir. O zamanlar Çerkesya denen yer Karadeniz kıyısında oturan Jeney Adığe prensliğinden başlayarak, Kabardey’in doğusuna kadar olan yeri kapsıyordu. Hiçbir eski halk  yoktur, kendilerini isimlendirdikleri ile ülke isimlerinin aynı olduğu.

Buda bir xabzedir.


 

YAZARIN (ŞAMİL JANE) DİĞER YAZILARI

HERKES DÖNÜŞÇÜ MÜ OLDU?KEŞKE ! Fakat HAYIR !

ÇERKES NÜFUSU İÇİN YAKLAŞIMLAR, KAPIMIZDAKİ TEHLİKE….

- NART AKADEMİSİ

 

 

 

 

..
...