
UĞUR APİŞ

Mayıs 1864 - Mayıs 2011… Dile kolay 147 yıl, yani bir buçuk
asır geçmiş, yaklaşık 4. - 5. nesil sürgün Çerkes
çocuklarıyız. Anayurttan sürgün edileli neler kaybetmedik
ki, şeşenimizi, kafemizi, apsuvamızı, vorşerimizi,
psetluhumuzu, kaşenimizi. Daha neleri; adlarımızı,
soyadlarımızı, Çerkesçe olan köy adlarımızı, yemeklerimizi,
şıpsımızı, halujumuzu, abıstamızı, psıhaluvemizi,
volıbahımızı, neleri neleri!
Topraklarımızdan sürgün edilişimizin 147. yılı yaklaşırken
kaybettiğimiz en önemlileri ise evliliklerimizi, ana
dilimizi, Adığecemizi, Abazacamızı, Ubıhçamızı, Asetincemizi,
Çeçencemizi, örf adetlerimiz, yani tüm kültürümüzü…
21 Mayıs yaklaşırken kaybettiğimiz değerleri 147 yıldır
yaşatmak için, yok olmaması için, anavatanla bağları
koparmamak için, her şeyimizi yeniden yeşertmek için
çabalayanlara bakıyorum… Diasporaya bakıyorum… Diasporanın
en büyük temsilcisi olan KAFFED’e bakıyorum… Ardından
ABHAZFED’e, BİRKAF’a, onlarca web sitesine, 3–5 kişinin bir
araya gelip de oluşturdukları gruplara, oluşumlara
bakıyorum… Ve diyorum ki, acaba “tarih tekerrürden
ibarettir” sözü geçerli olup Çerkesler üzerinde aynı oyunlar
mı oynanıyor veya aynı oyuna mı geliyoruz, birlik içinde
olmamızı engelleyenler mi var?
Yoksa! Bizim tabiatımız mı böyle, bizler hep şeşen mi
oynuyoruz, şeşen oyundaki kızın önünü keser gibi
birbirimizin önünü mü kesiyoruz, oysa ne güzel oyundur ne
güzel birliktelik göstergesidir Vuchurey, Avraşa… Bu
oyunlardaki birlikteliği her yerde gösteremeyiz!
21 Mayıs yaklaşırken 147 yıllık Türkiye diasporasında
yaşayan sürgün Çerkeslerin, yeri geldiğinde Osmanlı
topraklarını savunmalarıyla, yeri geldiğinde tren
vagonlarında sürülmeleriyle, yeri geldiğinde bastırılamayan
iç isyanları bastırmalarıyla, yeri geldiğinde hain Çerkes
damgası yemeleriyle, yeri geldiğinde soyadlarını, hatta köy
adlarını kullanmalarının, dillerini konuşmalarının –
okumalarının - yazmalarının yasaklanmasıyla, yeri geldiğinde
dernek çıkışlarında kurşun yağmuruna tutulup
öldürülmeleriyle geçen bir buçuk asırlık yaşamları.
21 Mayıs yaklaşırken düşünüyorum bu kadar olumsuzluklara
karşı verilen mücadelelerin aşama aşama Çerkes Teavün
Cemiyeti’nden başlayıp, Türkiye’deki görüşü düşüncesi ne
olursa olsun, Adığelerin, Abazaların, Vubıhların,
Çeçenlerin, Osetlerin aynı kaderi paylaşarak aynı
asimilasyona karşı durarak aynı anavatan özlemiyle birer
birer kurdukları dernekleri, çoğalarak aynı çatıyı
oluşturdukları KAFFED’i… KAFFED’in 21 Mayıs’ta sürgünü anma
programını; İstanbul-Beşiktaş’ta yapmayı planlamış ve günler
öncesinden duyurusunu yapmış olmasına karşın bazılarının
başka başka ortamlarda alternatif programlar, mitingler
düzenlemesini düşünüyorum ve soruyorum “acaba KAFFED neden
Beşiktaş’ta sürgün anma programı düzenliyor da, Ankara
Tandoğan’da - Kızılay’da - Ulus’ta, İstanbul Avcılar’da -
Şişli’de - Kadıköy’de - Taksim’de - Aksaray’da düzenlemiyor?
Kendi kendime cevabımı buluyorum ve başka soranlara da
iletiyorum.
“Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti’nin en önemli
faaliyetlerinden biri de 1919 yılında açtıkları Çerkes Örnek
Okulu’dur. Beşiktaş Akaretler’de 52 numaralı binada açılan
ilk ve orta düzeydeki bu okulda, hem Çerkesce hem de Türkçe
eğitim veriliyordu. Okulun müdiresi Seza Hanım; başöğretmeni
ise Lami Cankat'tı. Matematik, tarih ve coğrafya derslerinin
yanı sıra Çerkesce dil-tarih dersleri de verilen okulda,
İngilizce ve Fransızca da öğretiliyordu. Çerkes Örnek Okulu
1923 yılında kapatılana kadar eğitim verdi.”
21 Mayıs yaklaşırken bu kez "Çerkesler bir araya gelemezler
diyen tarihi yanıltalım" diyorum ve Beşiktaş’tan tüm dünyaya
Sürgün edildiğimizi “Unutmadık – Unutmayacağız –
Unutturmayacağız!” diye haykıralım.
Uğur APİŞ 28.04.2011
|