|
Kadınlarımıza…
Saygın ve sevecen analarımız, bacılarımız!
Şu koca dünyada Çerkes halkı varolalı beri ulusal ocağımızı
tüttüren ateşimizi söndürmeyen, bebelere anadilimizi ilk
dinleten ve öğreten, halkımızın törelerini, güzel
değerlerini, yurt ve insan sevgisini onlara aşılayan aile
mutluluğumuza, ulusal onur, gurur ve huzurumuza temel harcı
olagelenler hep sizlersiniz; kadınlarımız analarımızdır.
Eşsiz Çerkes töremizin yurt sevgisinden sonra en anlamlı ve
önemli ilkesi olarak kendini gösteren yaşam pratiği, kadına
verilen değer ve ona gösterilen saygıdır. Bilge Nart
yiğitlerinin içlerine sindirerek her zaman Seteney Guaşe'ye
danışma gereği duymaları, atalarımızın, (kadın lehine en
önemi şeyden bile fedakarlık edilir, anlamında; kadını
yücelten) "Bzılhxuğhem pşherıh xuşhane" söylemindeki
anlayışın gereğidir. Erkeğin, evladın, köyün, hatta yurdun
mutluluk ve esenliği, dün olduğu gibi bugün de kadının
şiddetsiz ama sınırsız gücüne, tatlı diline, beşikteki
ninnisine, tükenmeyen sevgi¬sine bağlıdır.
Dünyada darmadağın, kendi anayurdumuzda bölük pörçük
olduğumuz, büyük ulusların gölgeleri altında kaldığımız, pek
çoğumuzun anadilimizi, ulusal kültürümüzü ve değerlerimizi
neredeyse kaybeder hale geldiğimiz, günümüzün bu acımasız ve
karmaşık ortamında, halkımızın yeniden derlenip
toparlanması, sağlıklı kuşaklar yetiştirebilmesi, ulusal
varlığın ve değerlerin korunması bakımından güvenilebilecek
tek güç sizlersiniz, kadınlarımızdır! Her zaman üzerimize
titreyen analarımızdır.
Kendimizi ne denli büyük görürsek görelim, ne denli yüksek
makamlara ulaşmış olursak olalım, içimizde bir kadının,
ananın hayat vermediği, onun beşikte kundaklamadığı kimse
yoktur.
Ailede dünyaya gelen her bebeğin nasıl bir insan olacağı, en
çok annesinin anlayışına, onun kalbinden verebildiği gönül
sıcaklığına bağlıdır. Halkımızın varlığını sürdürmesi de yok
olup gitmesi de, kahramanlar yetiştirmemiz de içimizden
korkak birilerinin çıkması da sizin elinizdedir.
Dünya Çerkes Birliği III. Olağan Genel Kurul delegeleri
olarak bizler, yukarıda belirttiğimiz ulusal kültürümüz,
gelenek ve göreneklerimiz çerçevesinde, sizin gücünüze ve
becerinize inanıp güvenerek, halkımız için bugüne değin
yapageldiğiniz, halen de yapmakta olduğunuz büyük
fedakârlıklar karşısında saygıyla eğilerek yalvarıyor ve
diyoruz ki; “Şu yer yuvarlağının hangi köşesinde yaşıyor
olursanız olunuz, ama anadilimizi çocuklarınızın ağzından
düşürmeyiniz! Zira hangi ulusal adla anılıyor olursa olsun,
anadilini kaybeden ulus, ulus kalamaz. Dikkat edin ve
anadilinden yoksun kalan evlatlarınızın ahından kendinizi
koruyun. Ulusumuzun huzurunda, herhalde cevabı ondan daha
zor bir sorgu, cezası ondan daha ödenemez bir suç
düşünülemez.
Sizden, Çerkes ulusal onurumuzu yeni kuşaklara aktarmanızı
diliyoruz, Zira, bizi diğer halklardan ayıran en belirgin
özelliklerden biri, kendine hakim olmayı bilmesi, güzel ve
onurlu yaşama geleneği, özsaygısı, aynı saygıyı başkalarına
da gösterebilmesidir. Sizler ve evlatlarınız, nerede doğmuş,
nerede yaşıyor olursanız olunuz, şunu asla unutmayınız ki;
dünya üzerinde "Bu benim ata yurdumdur" diyebileceğiniz
yegane toprak parçası Kafkasya'dır, Oşhamaxue’nin
etekleridir, üç denizin çevrelediği vadilerdir. Sizleri hep
kendi canından birer parça olarak gören soydaşlarınız, her
zaman sizleri orada hasretle beklemektedir.
Şu koca dünyada adı hep iyilikle, saygıyla, onurla anılan
kadınlarımız! Sizlere sesleniyor ve diyoruz ki; binlerce
yıllık tarihinde kendi öz gücü ve kahramanlıklarına, bizleri
bugünlere kadar getirmiş olan ecdadımıza layık olabilmek;
birleşip bütünleşmiş, çoğalıp güçlenmiş, onlara layık yeni
kuşaklar olarak tarihteki yerimizi yeniden alabilmek ve bu
yeri koruyabilmek için tüm gücümüzü ve olanaklarımızı
seferber edelim!
Bu konuda sizlere, yüce Tanrı’nın da yardımcı olmasını
diliyoruz.
|