DÇB 6. OLAĞAN KONGRESİNE SUNULAN FAALİYET RAPORU


 

DÜNYA ÇERKES BİRLİĞİ YÖNETİM KURULU'NUN 6.GENEL KURUL İÇİN HAZIRLADIĞI ÇALIŞMA RAPORU

Sunan : NEXUŞŞ Zawırbiy  DÇB Genel Başkanı

Genel kurulumuzun saygıdeğer üyeleri, değerli kardeşlerim!

Dünya Çerkes Birliği (DÇB)'nin[i] 6. genel kurul delegelerini, katılan tüm konukları selamlıyorum ve Adıge Halkının yararına olacak yararlı çalışmalar yapmanızı diliyorum.

Tüm dünyadaki Adıgelerin temsilcilerinin katılımıyla burada, Nalçik kentinde yapılan ilk kuruluş kongresinin üzerinden 12 yıl geçti ve DÇB o tarihte uluslararası bir örgütün kuruluş yöntemine uygun bir biçimde kuruldu. Bütün Adıgelerin içten yakınlık duydukları DÇB'nin kurucularını şükranla anarak belirtmek isterim ki, bu olayın anlam ve önemi anlatılamayacak kadar büyüktür. Bu olayın anlam ve önemini zaman ve gelecek kuşaklar takdir edeceklerdir. Ancak şu kadarını söylemeliyim ki, Adıgelerin yeniden kendilerine gelmeleri ve toparlanmaları bakımından bu olayın çok önemli bir ilk adım olduğu şu an itibariyle ortaya çıkmıştır.

Şu zamanda bizler hiç kuşku duymadan ve içtenlikle inanarak söyleyebiliriz ki, DÇB, bütün dünyadaki diğer Adıge derneklerini, her nerede iseler de, bir araya getiren güçlü bir birlik kuruluşu olmuştur.DÇB, artık, içinden çıktığı halkı için cansiperane bir anlayışla çalışma çabasındaki insanların, derneklerin örgütleyicisi olarak ayaktadır.

Bu çalışma döneminde DÇB Yönetim Kurulunda görev yapanlar, tüzüğüne göre karşı karşıya bulunduğu sorunların çözümü, belirlenmiş amaçlarının gerçekleştirilmesi doğrultusunda bu dönemde, Adıge halkının yeniden yapılanması, dilinin, törelerinin, kültürünün korunması ve geliştirilmesi, Adıge tarihinin gerçek yönleriyle ortaya çıkarılması konularında üye derneklerin çalışmalarını yönlendirme, mevcut güç ve olanakları amaçlara yöneltme konusunda ciddi çalışmalar yürütmüşlerdir. Bu çalışmalar politik ve ekonomik koşulların çok çetin olduğu bir dönemde yürütülmüştür. Buna karşın DÇB ilk genel kurulunda belirlediği sorunlardan birçoğunun çözümü doğrultusunda önemli mesafeler almıştır.

DÇB 5. genel kurulunun 2000-2003 yıllarında yapılmasını öngördüğü başlıca çalışmaları, aynı şekilde DÇB yönetim kurulunun belirlediği başlıca görevleri, belirli bir plan çerçevesinde ele aldığımızı belirtmek isterim. Bize göre bu, Adıge derneklerinin çalışmalarının koordinasyonu, bunların daha yararlı, etkili ve belirli amaçlara yönelik olarak gerçekleştirilmesi, birliğimizin barışa dayalı amaçlar doğrultusunda çaba gösterdiğinin herkes tarafından somut olarak görülüp anlaşılması bakımından büyük olanaklar vermiştir. Bu doğrultuda tüm DÇB üyelerinin dostluk anlayışı ve bağlılık içinde kalmalarını başardığımızı söyleyebilirim.

Eksiksiz bütün yerel derneklerimizin etkinlikleri artmıştır. Biz 'Derneğin' yalnızca halkı sevdiğinden söz etmenin ötesinde pek fazla bir şey yapamadığı dönemleri geride bırakmayı başardık. Nalçik ile kardeş kent olan Türkiye'nin Kayseri kentinde, DÇB ve Nalçik belediyesi temsilcilerinin de katılımıyla gerçekleştirilen Adıge Kültür Festivali, halkı sevmenin, aynı zamanda onun için çaba göstermenin somut bir örneği olarak gösterilebilir. Şu örnek de anlamı bakımından bundan daha az önemli ve değerli değildir: Khaberdey Adıge Derneği, Khaberdey-Balkar Cumhuriyeti Eğitim-Bilim Bakanlığı ve 'Adıge Psalhe/Adıge Sözü' gazetesi yönetimiyle birlikte son üç yıldır Adıge Dil ve edebiyatı öğretmenlerini, öğrencilerini 'Dilim canım, dünyam / Si bze si pse si duney' adlı yarışmaya çekmektedir. Gerçekten bu yarışmayı, Adıgecenin daha iyi öğretilmesi, korunması ve geliştirilmesi konusunda ciddi bir çalışma olarak değerlendirmek gerekir. DÇB'nin görüş ve önerileriyle üye derneklerin yürüttüğü bu türlü önemli ve değerli çalışma örnekleri az değildir. Zamanlarını esirgemeden, engellerden yılmadan böylesine önemli ve anlamlı çalışmaları yürüten değerli insanlarımız, her türlü takdir ve şükrana layıktır.

Adıgelerin anayurtlarına yeniden dönüşleri konusunu, DÇB'nin yürüttüğü en önemli çalışmalardan biri olarak değerlendiriyorum. Bu konunun çok karmaşık ve çetin bir sorun olduğu ve bugünden yarına çözülebilecek bir sorun olmadığı herkes tarafından biliniyor. Rusya Federasyonunun 'Rusya Federasyonu Vatandaşlığına İlişkin Yasayı' kabul etmiş olması, bu konudaki zorlukları bir kat daha arttırmıştır. Khaberdey-Balkar Cumhuriyeti, Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti, Adıgey Cumhuriyeti gibi küçük birimlerin, bu yasanın değiştirilmesi ya da kabul edilip edilmemesi konusunda fazlaca bir etkileri olmamakla birlikte biz yine de bu konudaki çabalarımızı sürdürüyoruz. Sözgelimi, bu yıl, tam olarak 2 ağustos tarihinde, DÇB Yönetim Kurulu, Nalçik kentinde 'Adıge-Abaza Halklarının Anayurtlarına Dönüşüne İlişkin Sorunlar' konulu bir bilimsel konferans yaptırmıştır. Bu konferansa, Abhazya, Adıgey, Khaberdey-Balkar, Karaçay-Çerkes Cumhuriyetlerinden, Krasnodar Eyaletinden, Suriye, Ürdün, Türkiye, Almanya gibi dış ülkelerden delegeler katılmıştır. Aynı şekilde toplantıya pasaport-vize dairelerinin yetkilileri, her üç cumhuriyetimizin sosyal bilimler araştırma enstitülerinin değerli bilim adamları, tarihçiler, yazarlar, başka ülkelerden anayurduna dönmüş olanlar da katıldılar. Konferansa katılanlar soruna bakışlarını ortaya koydular, kesin ve net olarak hakkında karar alınması gereken zamanı gelmiş konuları belirlediler.

Bu toplantıdaki çalışmalar ışığında belirli kararlar alındı ve bunlar kitle iletişim araçlarıyla duyuruldu. Konferansta Rusya Federasyonu Başkanı V.V.Putin'e çağrıda bulunma kararı alındı. Bu çağrı, 'RF. Vatandaşlık Yasasına' ilişkindi.

Çağrımız bu yasanın 43. maddesinde yapılması gereken değişikliğe ilişkindi ve bu değişiklik önerisi de aşağıdaki gibiydi: 'Rusya vatandaşlığını kazanmak isteyenler Rusçayı veya Rusya Federasyonu içinde yer alan ve kendisinin kökeni olan halkın dilini bilmelidir'.

Anayurduna geri dönenlerin (Repatriyantların) karmaşıklaşan işlerinin yeniden düzene girmesi için DÇB'nin katkılarıyla Khaberdey-Balkar, Adıgey ve Abhazya Cumhuriyetlerinde 'Repatriyantlar Hakkında' kanunlar kabul edildi ve bu kanunlar Anayurda dönenlerin işlerini, yeni yaşam koşullarına adapte olmalarını kolaylaştırmaktadır. Buna bağlı olarak bu yılın nisan ayında Khaberdey-Balkar Cumhuriyeti Hükümeti 'Başka ülkelerde yaşayan soydaşlarımızın 2003-2005 yıllarında desteklenmesine ilişkin 'Khaberdey-Balkar Cumhuriyeti Hükümetinin yerine getirmesi gereken başlıca ödevler' başlıklı bir program hazırladı ve kabul etti. Bu program oldukça geniş bir biçimde, dış ülkelerde yaşayan soydaşlarımızın anayurtla ilişkilerinin her yönünü kapsayacak biçimde hazırlandı. Bu programda kültür, tatil, ekonomi, öğrenim vb birçok temel konuya ilişkin hususlar, yasal ve yönetsel düzenlemeler ele alındı. Bunlar şu hususlara ilişkindir:

- Başka ülkelerde yaşayan soydaşlarımızla ilişkilerimizin gelecekte de geliştirilmesi;

- Vatandaşlık ve vatanda yaşama izni verilmesine ilişkin belgelerin sağlanması, anayurda dönüş yapanlara, çocuklarının okullara, çocuk yuvalarına, kendilerinin de işe yerleştirilmeleri vb konularda anayurda yardım ve destek verilmesi;

- Cumhuriyetimizle yerel yönetim/sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin ilişkilerinin geliştirilmesi, bu konudaki sorunların çözülmesi;

- Soydaşlarımızın birlik ve bütünlük içinde yaşadıkları ülkelere giden çocuk ve genç dans gruplarının, artistlerin, spor topluluklarının olanaklar ölçüsünde arttırılması;

- Soydaşlarımızın çocuklarının, sağlık kontrollerinin de sağlandığı gençlik merkezlerine davet edilmeleri, aynı şekilde başka ülkelerde yaşayan soydaşlarımızın toplum örgütlerinin özverili çalışanlarının ülkemizdeki sanatoryumlarda dinlenme ve sağlık kontrollerinin sağlanması;

- Rusya Federasyonu yüksek öğretim kurumlarında başka ülke yurttaşları için ayrılan kontenjanlardan yurt dışındaki soydaşlarımızın çocuklarının daha çok yararlanmaları;

- Anadil, Adıge tarihi ve ulusal kültüre ilişkin konularda yarışmalar düzenlenmesi;

- İki taraflı iş ortaklıklarının, işletmelerin geliştirilmesi, Cumhuriyetimiz ekonomisine yatırımların özendirilmesi, başka konularda başka ülkelerde yaşayan girişimci soydaşlarımızla Hükümetimiz arasında toplantılar düzenlenmesi...

Bu program üzerinde bu kadar durmamın nedeni şudur: Acaba her şeyi Adıgelerin yalnızca anayurtlarına dönmelerine dayandırmak yeterli midir' Sözgelimi, son on yıl içinde anavatanlarında yaşama hakkı verilenlerin sayısı Khaberdey-Balkar Cumhuriyetinde 1360, Adıgey Cumhuriyetinde 1143 kişidir ve daha da ilginci, bütün işlemleri tamamlanmış olduğu halde belgelerini ilgili dairelerden/yetkili makamlardan almamış olanların sayısı da aşağı yukarı bir o kadardır. Biz elbette her şeye karşın, anayurtlarına dönmek isteyenlere destek vereceğiz, ancak gerçeği söylemek gerekirse, böylelerinin sayısı çok azdır.

Acaba niçin böyledir' Durum odur ki, Adıge diyasporası, pazar değişikliğinin gereği gibi yapılamamış olması yüzünden Rusya'da ortaya çıkmış olan ekonomik ve sosyal zorlukları çok iyi bilmektedir. Buna bağlı olarak, Adıgelerin toplu olarak yaşadıkları cumhuriyetlerimizdeki başta gelen kuruluşların/vakıfların/fondların Tüm Rusya'daki ortalamalara göre çok daha az/yetersiz olduğu ve bu yüzden insanlarımızın yaşam standartları bakımından geri kaldıkları, işsizlerimizin çok daha fazla olduğu ortaya çıktı.

Buna bağlı olarak, demokrasi kuralları çerçevesinde ülkelerarası kuruluşların birliği biçiminde oluşturulmuş bulunan DÇB'nin, insanları işini, mesleğini, edindiği servetleri bir kenara iterek, yaşadığı yerden bir başka yere göç etmeye çağırma hak ve yetkisinin bulunmadığını da unutmamak gerekir. Bu nedenle biz, onlara tam destek verme olanağından yoksun bulunmaktayız, kendileri de çoğu zaman yeterli mal varlığına sahip değiller, iyi dil bilmiyorlar, konuya da yürekten bağlı görünmüyorlar. Ben, Adıgelerin anayurtlarında toplanıp bütünleşmelerinin insanı çeken bir ulusal ideal olmadığını söylemiyorum. Ama yine de sizleri, rasgele her yöne atılmadan, sahip olduğumuz olanakları göz önünde tutarak, bütün Adıgeleri anayurtlarında toplamanın çok zor ve çetin bir iş olduğunu, uzun zaman süreci içinde gerçekleştirilmesi gereken, herkesin kendi güç ve olanaklarını ortaya koymasını gerektiren bir iş olduğunu unutmamaya, bütün Adıgeleri ulusal kültüre yönelik ortak çalışmaların içine çekmeyi esas alan, ulusu yeniden yapılandırmaya yönelik çalışmalara ağırlık vermeye çağırıyorum. Bu konuda, Khaberdey-Balkar Cumhuriyeti Hükümetinin hazırlayıp kabul ettiği ve ta başından beri DÇB yönetiminin destekleyip, birlikte oluşturduğu yukarıda sözünü ettiğim programın tüm DÇB birimlerine rehber olabileceğini düşünüyorum.

Bu programın, öteki cumhuriyetlerimizde aynı doğrultuda hazırlanıp kabul edilen diğer programların uygulanması, başka ülkelerde yaşayan soydaşlarımızın anayurtlarındaki gerçek durumu daha yakından ve doğru biçimde kavramaları, bunu bizzat gözlemlemeleri, onların cumhuriyetlerimizde yaşayan insanlarla akrabalık ve dostluk ilişkileri kurmaları, anayurdun güzelliklerini görmeleri vb bakımlardan büyük olanaklar verecektir. Onların topraklarımıza karşı duydukları sevgi ve bağlılık, yüreklerindeki kutsal idealdir ve bu toprakları bizzat kendi gözüyle görenlerin anayurda dönüş konusundaki amaç ve hedefleri açıkça ortaya çıkacaktır.

Benim kanıma göre bugün özellikle dikkat etmemiz gereken bir başka büyük konu da anadilin korunması ve geliştirilmesi sorunudur.

Bu konunun, DÇB'nin her zaman özenle ve önemle üzerinde durduğu konulardan biri olduğunu belirtmek gerekir. Ama bana öyle geliyor ki, bu konunun taşıdığı özel önem, bu sorunun bilimsel yöntemlerle ele alınarak somut kararlara bağlanması gerektiği hususu herkes tarafından ancak şimdilerde anlaşılabilmiştir.

Adıgey ve Khaberdey-Balkar Cumhuriyetlerinde 'Dillere ilişkin yasalar' kabul edildikten sonra, anadilin korunması ve geliştirilmesi için gerekli olanaklar devletin gücü ve koruyucu gölgesi altında değerlendirilmeye başlanmıştır.

Anadil konusu yönetim kurulunda birçok kez ele alındı. Halkımızın dilini, kültürünü, tarihini daha iyi öğrenebilmeye yönelik olarak Khaberdey-Balkar Cumhuriyetinde yürütülen çeşitli yarışmalar, bunların etkisi ve katkısıyla kotarılan önemli işlerdendir. Ki biz, bunlardan daha önce söz etmiştik. Adıgey ve Karaçay-Çerkes Cumhuriyetleri de bu tür yarışmalar düzenleme kararındadır. Bildiğim kadarıyla Adıgelerin bir arada yaşadıkları diğer ülkelerde de konu, iyiye doğru bir gelişme göstermektedir. Örneğin anadil öğrenimi Suriye ve Ürdün'de bir esasa bağlanmıştır. Öte yandan Türkiye'de de, son zamanlara kadar küçük halklara kendi anadillerini kullanma hak ve özgürlüğü tanınmamış olmasına karşın, artık şimdi böyle haklar tanınmıştır. Bununla da kalmayıp, böylesi küçük halklara radyo ve televizyon programları hazırlayıp yayınlama haklarının verilmiş olması sevinilmeyecek bir gelişme değildir.

Belirtmek gerekir ki, anadil öğrenimine ilişkin konular bize de, başka ülkelerde yaşayan soydaşlarımıza da yükümlülükler getirmektedir. Ama bu konuda kim ne söylerse söylesin, gerçek şudur : anadil evde, ailede kullanılmadıkça çocuk anadilinin gücünü ve güzelliğini içselleştiremez ve anadilini iyi öğrenemez. Her şeyin başı budur ve bizim en çok dikkate almamız gereken husus da budur. Anadil öğreniminin temel çıkış noktası budur ve biz bunu her fırsatta, her yerde usanmadan dile getirmeli, anımsatmalıyız.

Bunlardan ve anadil öğrenimine ilişkin başka konulardan söz edebilmek için DÇB yönetim kurulu bu yıl 12 ağustosta Nalçik kentinde 'Adıgelerin anadil bilgileri ve gelişimi' konulu bir bilimsel konferans düzenledi. Bu konferansa Abhazya, Kıyıboyu Şapsığ bölgesi, Adıgey, Karaçay-Çerkes, Khaberdey-Balkar, Türkiye, Suriye, Ürdün, Almanya ve ABD'den gelen temsilciler katıldılar. Konferansta eğitimle ilgili bakanlık ve birim temsilcileri, orta ve yüksek öğretim kurumlarında görev yapan öğretmenler, bilim adamları, yazarlar ve gazeteciler de vardı. Yapılan konuşmalar, anadilin öğrenilmesine ve korunmasına ilişkin bazı eksikliklerle, hatta büyük eksikliklerle birlikte bazı sevindirici gelişmeleri de ortaya koydu. Konuşmacılar, bu olumlu gelişmeleri sevinç ve umutla ifade ettiler. Bunlardan bazıları, anadilin daha iyi öğretilebilmesine ilişkin yarışmalar, festivaller, dilin değişmesine ve gelişmesine ilişkin araştırmalar ve anadil gününün kutlanmasına ilişkin çalışmalardı.

Konferansta anadilin öğrenilmesine ve korunmasına ilişkin olarak cumhuriyetlerimizin hükümetlerinde alınan kararların uygulanmasını izlemek ve denetlemek üzere özel bir komisyon seçilmesi de kararlaştırıldı. Konferansta alınan kararlarda bugün bizleri tedirgin eden hemen bütün temel konular layık oldukları biçimde yer aldı. Burada benim kısaca söz edeceklerim, bunlardan yalnızca bazılarıdır. Sözgelimi, kararda şunlara yer verildi:

- Büyük olmayan halkların dillerini koruma yükümlülüğüyle karşı karşıya kalmış ve bunu önemli ölçüde başarmış başka devletlerin deneyimlerinin öğrenilmesi;

- Adıge (Çerkes) dilinin kullanımına ilişkin sosyolojik araştırmalar yapılması, hangi ülkede ne kadar insanın bu dili kullandığının saptanması;

- Binaların, işyerlerinin, firmaların, dükkanların vb başka yapıların girişlerindeki tabelaların Adıgece olarak yazılması konusunda, bu konuda görevli resmi daire yetkilileriyle görüşmeler yapılması;

- Başka ülkelerden gelerek üniversite ve yüksek okullarımızda öğrenim görmekte olan gençlerimize anadilin daha iyi bir biçimde öğretilmesi;

- Çocuklar ve gençler için kitle iletişim araçlarında/kitle sanatlarında anadilin, ulusal kültürün, tarihin öğretilmesi amacıyla özel komiteler kurulması;

- Adıgey, Karaçay-Çerkes ve Khaberdey-Balkar cumhuriyetlerinin üniversite ve yüksek okullarında, başka ülkelerdeki soydaşlarımıza anadil eğitimi verecek öğreticilerin yetiştirilmesi;

- Televizyonda anadille yapılan yayınların arttırılması ve daha içerikli hale getirilmesi;

- Adıgelerin yoğun olarak yaşadığı yerlerde her yıl anadil gününün kutlanması ve değerlendirilmesi vs...

Konferansta bunlar gibi tam 22 konu karara bağlandı. Bütün bunların gerçekleştirilmesi DÇB yönetim kuruluna, Adıgey, Khaberdey-Balkar, Karaçay-Çerkes cumhuriyetleri sosyal bilimler enstitülerine, bu cumhuriyetlerdeki Adıge Derneklerine düşmektedir.

Bu bölümde son söz olarak anadile ilişkin bir başka konuyu da gündeme getirmek istiyorum ki o da şudur: Adıgey ve Khaberdey dillerinin birbirine daha yakın hale getirilmesine ilişkin talepler. Benim kanaatime göre bu, özü olmayan ve uğrunda ayrıca zaman harcamaya gerek olmayan bir konudur. Bildiğim kadarıyla bütün dünyada böyle bir olay hiç gerçekleşmiş değildir. Böyle olunca bizim de bu konuda bir şeyler düşünmemize gerek olmasa gerektir. Bu iki dil, birbirini güçlendirerek birlikte gelişip ilerliyor. Elbette alfabelerinin ve yazım kurallarının birleştirilmesine ilişkin sorunlar vardır ve bunların çözümü için bilim adamlarımız çalışmaktadırlar.

Saygıdeğer delegeler!

Geçen dönem içinde yayın ve iletişim komitesi son derece başarılı bir çalışma gösterdi.

'Nart' gazetesinin 11 sayısı ('Adıge Maq/Adıge Sesi', 'Adıge Psalhe/Adıge Sözü' ve 'Şerces Xeku/Çerkes Yurdu' gazeteleri ile birlikte) yayımlandı. Bu gazetede yer alan yazılar, daha çok diyasporaya, Dünya Adıge Bilimler Akademisine, halkımızın ünlü kültür çalışanlarına, çocukların eğitimine, 12 Adıge boyuna ve anadile ilişkin konulardır. Bugün sizler 'Nart' gazetesinin DÇB 6. genel kuruluna rastlayan yeni bir sayısını almış olmalısınız. Bunların yanı sıra gazetelerimizin, dergilerimizin gerek sayıları, gerek yayımlandıkları periyodik süreler ve gerekse tirajları itibariyle durumumuzu yeterli görmediğimizi önemle belirtmeliyiz.

Son iki yıl içinde yayımlanmış kitaplardan da söz etmek isterim. DÇB, Khaberdey-Balkar Adıge Derneği, 'Adıge Psalhe/Adıge Sözü', 'Nart' gazeteleri, 'Çerkes Dünyası' dergisi yönetimlerinin katkılarıyla halkımız için büyük önem taşıyan ilginç kitaplar yayımladı. Bunlardan bazıları şunlardır:

'Kur'an' Khaberdey-çerkes diliyle (çevirenler Huvaj Muhammed-Xheyr, Boliy Mustefar, Nalo Zawır).

'Adıgeler Koca Dünyada Darmadağın' Haf'ıts'e Muhamed'in başka ülkelerde yaşayan Adıgelere ilişkin olarak kaleme aldığı kitap.

'Adıge Töresi ve eğitim kapsamındaki ilk sosyalleşmeler' Albore Lide'nin kaleme aldığı kitap.

'Adıgeler: yaşamları ve tarihsel yolculukları'. Şşocents'ık'u Aliy, Profesör Lhosten Vladimir, ressam Ç'ışş Muhadin vb. kişilere ilişkindir. (Yazanlar Kotlyarovlardan Mariya ve Viktor).

'Adıge Töresi. Adıgeler : töreleri ve yaşamları'. Mef'edz Serebiy'in kitabı.

'Kimmerlerden Kafkas Savaşına kadar Çerkeslerin tarihine ilişkin yazılar'Hatque Samir tarafından yazılmış olup Sankt-Peterburg'da yayımlandı.

Çerkesskli usta bilim adamı Haqun Boris'in Adıgelerin bitkibilime ilişkin töreleri hakkındaki harika araştırması kitapçı dükkanlarında boy gösterdi. Khaberdey-Balkar Adıge Derneği Başkan yardımcısı Cerıce Arsen kitabı yayına hazırladı. DÇB de ekonomik olarak destek verdi.

Şimdi de yayına hazır hale gelmiş olup, yakında yayımlanacak kitaplardan söz edelim.

Haf'ıts'e Mıhamed ve tarih bilimleri kandidatı Berezc Barasbiy 'Adıge Ansiklopedisi' (Genel redaktörü akademik Qumaxue Muhadindir) için300 kadar yazı hazırladılar. Başka ülkelerde yaşayan Adıge yazarların ürünlerini derleyen 'Kalıt', 'Muhaceret Müziği', 'Muhaceret Dünyası'(söylence), 'Özgürlük Gecesi'(Rusca) adlı kitaplar DÇB ile Khaberdey-Balkar Adıge Derneği'nin ortak girişimleriyle yayınlanmak üzere hazırlanmaktadır. Bu kitapları Haf'ıts'e Muhamed ile T'ımıjj Hamışe hazırladılar ve redakte ettiler.

Halkımızın gururu olan ünlü yazarımız Ç'IŞŞOQUE Alim hakkındaki kitabın adı 'Onur Süvarisi'. Kitap 2003 yılında 'Elbrus' basımevinin hazırladığı plan çerçevesinde yayımlandı (derleyen Haf'ıts'e Muhamed). Qeremırze Farizet'in çalışmalarını içeren albüm (aile armaları) kitabı DÇB damgası altında yayınlanacaktır. Greko-Romen sitilde Olimpiyat şampiyonu olan Qarden Murat'ın sporda gösterdiği başarıları yansıtan albüm, 'Başka ülkelerde yaşayan 100 Adıge ünlüsü', 'Adıgeler: Kim, kimdir:' adlı bibliyografya çalışmaları da yayına hazırlanmaktadır.

Son yıllarda komite başkanı Haf'ıts'e Muhamed 'Başka ülkelerde yaşayan Adıgeler' ana başlığı altında Khaberdey-Balkar, Karaçay-Çerkes ve Adıgey cumhuriyetleri televizyonlarında 30 kadar program yayınladı. Aynı şekilde DÇB'nin çalışmaları hakkında da Khaberdey-Balkar radyosunda başka ülkelerde yaşayan Adıgelere yönelik olarak yarımşar saatlik dört program yaptı.

Abhazya kahramanı Şora Muayed anısına şimdiye kadar üç kez yapılmış olan ve birkaç ülke sporcularının da katıldığı judo-samba turnuvalarına, Khaberdey-Balkar sanat müzesinde Ürdünlü hemşehrilerimizden K'uaşş Nefın'in resim sergisine, büyük yetenek, genç şarkıcı Apenes Astemir'in ORT'deki 'Sabah Yıldızı' programına, şarkıcı Kazan Seteney'in 'Yıldızlar Fabrikası' programında yer almasına gerek enformasyon, gerekse ekonomik olarak destek verdik. İstanbul'daki Adıge Derneği'nin (Başkanı Şurdum Günsel) yardımlarıyla Khaberdey-Balkarın saygın artisti Nexuşş Çerim Türkiye'deki soydaşlarımızın huzuruna başarıyla çıktı.

'Başka ülkelerde yaşayan Adıgeler' konulu sergi (Rusya Federasyonu yazarlar birliği üyesi Haf'ıts'e Muhamed'in kişisel kolleksiyonu) Nalçık ve Çerkessk kentlerinde sergilendi. Bu arada söz arasında belirtmek isterim ki, bugün buradaki delegeler ve konuklar olarak sizler, 'Bizi hep Çerkes olarak anarlar' adlı sergiyi izleyebilirsiniz. Bunu, Khaberdey-Balkar Kültür Bakanlığının, Khaberdey-Balkar Adıge Derneğinin ve sanat müzesinin katkılarıyla biz düzenledik.

Resim, heykel, grafik, kitap, gazete, dergi, fotoğraf, bayrak, flama, harita, buklet, kaset vb. gibi burada sergilenen 1500 kadar eser, tümüyle Adıge diyasporasının dününe ve bugününe ilişkindi. Bugüne kadar sergi 15 binden çok kimse tarafından gezildi. Bunların arasında ABD, Almanya, Ürdün, Suriye, Türkiye ve İsrail'den gelenler de vardı. 2003-2004 yıllarında bu sergi Sohum, Maykop, Moskova ve Kuzey Kafkasya'nın başka kentlerinde de sergilenecektir.

Yayın komitesi halkımızın tarihine ve kültürüne ilişkin olarak çevrilip yayınlanmak üzere çok sayıda ilginç kitap hazırladı. Her halde yeni seçilecek yönetim kurulu, bu konuya özel bir ilgi göstermesi için komiteyi yönlendirecektir.

DÇB çalışmalarının yöneldiği alanlardan biri de başka ülkelerle olan ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine, çeşitli alanlarda çift taraflı ekonomik organizasyonlar, işletmeler kurulmasına, ekonomik girişimlere yardımcı olmaktır. Bugün itibariyle Khaberdey-Balkar Cumhuriyeti'nde 43 adet yabancı ortaklı, iki taraflı ekonomik işletme faaliyet göstermektedir. Bunlardan 23'ü Türkiye, 9'u ABD, 6'sı Almanya, 4'ü Suriye ve biri Ürdünlülerle ortaklaşa işletilmektedir. Adıgey Cumhuriyetinde de bu tür 14 işletme vardır. Bunlardan 7'si Türkiye, 3'ü Almanya, 2'si ABD, biri Suriye ve Biri de Ürdünlülerle ortaklaşa işletilmektedir.

Görüldüğü üzere bu sayılar o kadar da sevindirici düzeylerde değildir. Bu alanda bizim yetişemediğimiz çok iş vardır. DÇB yönetim kurulu da diğer Adıge organizasyonları da girişimcilerimizin birlikte iş yapmalarını, gerektiği düzeyde başaramamışlardır. Başka ülkelerdeki soydaşlarımızı ülkemizdeki yatırım alanlarına ilişkin projelerden sık sık haberdar etmiş olmamıza, her iki yandan kimi girişimcilerin zaman zaman bir araya gelmiş olmalarına karşın, belki de belirli somut konularda yatırım ve işbirliği konusunda yeterince hazırlıklı ve kararlı olunmaması yüzünden olsa gerek ki, bu ilişkilerden pek olumlu sonuçlar çıkmamıştır. Biz çok daha fazla sayıda işletmeler kurabilmeliydik. Ne yazık ki, ülkemizde ekonomik istikrar sağlanamadığından, başka ülkelerdeki yatırımcılar, Rusya'daki girişimcilerle iş yapma konusunda pek istekli ve cesaretli davranamamaktadırlar. Bu, özellikle de Kuzey Kafkasya için böyledir. Gerçi yatırımların Rusya'nın başka yerlerine yapılmasının da zararı yoktur. Zira sonuçta bu da ekonomimize ve halklar arasındaki ilişkilerin gelişmesine katkıdır.

Bu konuda İstanbul'daki iş adamları örgütünün temsilcisi Nihat Yılmaz'ın kısa bir süre önce Khaberdey-Balkar Cumhuriyeti'nde yaptığı görüşmelerle ilgili olarak sizleri bilgilendirmek isterim. Bu birlik 13 yıldır faaliyet göstermektedir. Amacı, yaşamın ekonomik ve sosyal alanlarında Adıge iş adamlarının sahip olduğu önemi ve değeri arttırmaktır. Görüşmemiz sırasında, ekonomik alanda birlikte iş yapma konusunu her yönüyle ele almak ve değerlendirmek üzere önümüzdeki sonbaharda Türkiye'den 30 kadar iş adamını Khaberdey-Balkar Cumhuriyeti'ne davet etmeye karar verdik. Onlar cumhuriyetimizdeki iş adamlarıyla görüşecek ve birlikte yapabilecekleri işleri somutlaştıracaklar. Biz 19 ağustos 2003 tarihinde Türkiyeli iş adamlarıyla görüşeceğiz ve bu konuları biraz daha derinlemesine ele alacağız. Biz bu çalışmaların iki yanlı yeni işletmelerin açılması bakımından çok yararlı ve önemli bir adım olacağına inanıyoruz. Bu arada belirteyim ki, iki yanlı işletmeler açarken seçecekleri ortağın mutlaka bizim soydaşımız olması da şart değildir. Hatta başka ülkelerdeki derneklerimiz, başka halklardan olan uygun iş adamlarını ülkemize yönlendirme ve özendirme konusunda özellikle çaba göstermelidirler.

Saygıdeğer delegeler!

Bu bölümde DÇB ile Dünya Adıge Bilimler Akademisinin (DABA) ortak çalışmaları hakkında bilgi vermek istiyorum.

Bizim konularımız hepimizin ortak konularıdır. Bu nedenle DÇB yönetim kurulu ile DABA başkanlık divanı sık sık ortak toplantılar yapmaktadır. DABA, DÇB'nin üzerinde çalıştığı konuları bilimsel olarak ele alıp inceliyor, oluşturuyor.

DABA'nın son yıllardaki çalışmalarını sizlere sunmak istiyorum. Teknolojik konulara ilişkin olarak DABA'nin yürüttüğü çalışmalar üzerinde fazlaca durmadan, doğrudan Adıge halkına ilişkin konulardaki çalışmalarını ön plana çıkarmak istiyorum.

Akademi üyelerinin yürüttükleri büyük çalışmalar sonucunda Türkiye, Mısır, Suriye, Ürdün, ABD ve Fransa'da yaşayan saygıdeğer soydaşlarımızın çok değerli arşivleri ne mutlu ki, yeniden anayurda dönüyor. Bilim adamları, antropoloji ve etnografyadan tutun da Kafkasya'daki halklar/devletler arasındaki ilişkilerin çözümlenmesine kadar pek çok konuyu gündeme getiriyorlar.

Adıge alfabeleri ile yazım kurallarının birleştirilmesine ilişkin projelerin ilk bölümü kapsamındaki çalışmaları tamamladılar. Ulusal tarih çalışmalarına ilişkin temel prensipleri belirlediler. 1750-1836 yılları arasında Khaberdey topraklarında yaşamış olan Adıgelerdeki nüfus değişimlerini çok az hata paylarıyla saptadılar. Adıge söylencelerinin çevrilmesi bakımından büyük önem taşıyan adımlar attılar. Bu konulardaki çalışmalarını Rusya Bilimler Akademisinin 2001 yılı çalışma raporunda ortaya koydular.

Khaberdey-Çerkes Sözlüğü, Adıge Edebiyatı Tarihi ve akademisyen Bırsır Batırbiy'in monografik çalışması olan 'Adıgecedeki fiil köklerinin yapıları ve tarihleri' adlı kitapların yayımlanması, yapılan önemli çalışmalar arasında sayılabilir. Yakın geçmişte aramızdan ayrılmış olan araştırmacı ve yazarlarımızdan Awılhe M.Ğ.'nin 'Çağımın Yaşamı' adlı çalışması ile Gug R.H.'nin '18. yüzyılda Khaberdeyler ve Balkarlar; aralarındaki ilişkiler' adlı araştırması kitlelere ulaştı ve büyük ilgi gördü.

Başka ülkelerde yaşayan soydaşlarımız da başarılı çalışmalar yaptılar. Suriyeli bilim adamı Prof.Dr. Adil Abdu's-Selam Yakın Doğu Coğrafyasına ilişkin çalışmalarını Şam, Paris ve Beyrut'ta yayımladı. Khandur Muhadin (Ürdün) 'Kafkas' ve 'Devrim' adlı üçlemelerini, iki romanını ve kendi bestelerini yayınladı. Belağ-Khandur Lube de 'Ş'eplhıp'e' almanağının üç sayısını, şiir kitaplarını Adıgece ve Rusça olarak yayınladı. Şapsığ Ashad (İsrail) 'Adıge Halkının Tarihi' adlı iki cilt kitabını İbranice ve Arapça olarak yayımladı. Akademisyen Batıray Özbek (Almanya) Nartlar ve bibliyografya ile ilgili dört monografik kitap yayınladı.

DABA'nin yöneltmeleri ile kısa sürede benzer başka örnekleri görmemiz de mümkün olacaktır. Bu örgütün devletin elinde olmadığını dikkate alarak, yönetim kuruluna yeni seçilecek üyeler, Adıge diasporasının daha güçlü olduğu yerlerde DABA'nın şube açması konusunda yardımcı olmayı her halde değerlendireceklerdir.

DÇB, DABA'nin raporlarının yayınlanma giderlerine ekonomik olarak katkıda bulunma görevini üstlenmiş ve bu yıl bu anlamda akademi üyesi bilim adamlarına katkılarda bulunmuştur.

Hiç kuşku duymadan söylenebilir ki, gelecek zamanlarda (2-3 yıl içerisinde) DABA ile yapacağımız ortak çalışmalara ilişkin planların hazırlanması halkımız için somut yararlar sağlayacaktır.

Yayınlara ilişkin bu bölümün kapsamında olmak üzere, Adıge tarihinin yeniden gerçek yanlarıyla ortaya konması konusunun cumhuriyetimizde uzun zamandan beri gündemde olduğunu anımsatmak isterim. Bugün hala, en eski zamanlardan günümüze kadar halkımızın kat ettiği uzun tarihsel dönemin temel bölümlerini olduğu gibi ele alıp anlatan somut bir çalışma bulunmamaktadır. Bu yüzden DÇB'nin kararı ile 2001 yılından beri Khaberdey-Balkar'da Adıge halkının tarihini yazmak üzere bir komite görevlendirilmiştir.

Bu süre içinde komitede yer alan bilim adamları, Adıge halkının kökenini, Önasya ve Avrupa uygarlıklarıyla ilişkilerini, Antik dönemde Adıge devletinin yapısını ve karakteristik özelliklerini ortaya çıkaran önemli çalışmalar yaptılar. Gerçekten de 16-18.yüzyıllardaki Adıge uygarlığının (ekonomi, sosyal yapı ve sosyal çalışma alanlarının düzenlenmesi, politik organizasyonlar, kültür, yerleşim, ulusal düşünce yapısı ve dünya görüşü, vb. gibi) bazı temel noktalarını ortaya koyan bölümlerini tamamladılar.

Kafkas savaşlarına ilişkin hususların araştırılması, 18.yy sonları ile 19. yüzyılın ilk yarısında Khaberdey'deki ve Batı Çerkesya'daki sosyal-politik gelişmeleri araştırma, feodalizmin kuruluşunun incelenmesi, Adıge halkının düştüğü zor durumların nedenlerinin ortaya çıkarılması ve çözümlenmesi gibi konulara da özel bir dikkat ve özen gösterdiler.

En eski dönemlerden 1864 yılına kadar geçen dönemi kapsayan 'Adıge Tarihi'nin ilk cildi bu yol sonuna kadar hazır olacak. Ama bunun için gerekli tüm olanakların hazırlanması gerekiyor. Her şeyden önce bilimsel proje için gerekli olan paranın bulunması bunlardan biridir. Cumhuriyet bütçesinden bu iş için ayrılan miktarın yetersiz olduğu anlaşıldı.

DÇB bu önemli çalışma ile ilgili olarak 2003 yılı içinde Türkiye, Suriye ve Ürdün'e Adıge Tarihi ile ilgili materyaller toplamak üzere beş kişilik bir araştırma grubu göndermek istemektedir. Ama bu ülkelerde yaşayan soydaşlarımız destek vermezlerse onların çalışmaları arzu edilen yararları sağlamayacaktır.

Kültürel-ulusal sorunlara, başka ülkelerde yaşayan soydaşlarımızla olan kültürel ilişkilerimize ilişkin birkaç söz.

DÇB Yönetim Kurulu üyeleri, gerek ülkemizde, gerekse başka ülkelerde bulunan ve derneğimizi oluşturan kuruluşlara içten ve sıcak duygularla bakmaktadırlar. Yönetim Kurulu üyeleri, Kuzey Kafkasya'daki yönetim birimlerimizde, Türkiye ve Suriye'de bulundular ve buralardaki bazı anlaşmazlıkları inceleyip layık olduğu gibi sonuçlandırmaya, derneklerimiz arasındaki bazı görüş ve değerlendirme farklılıklarını gidermeye çalıştılar.

Sözgelimi; Yürütme Kurulu üyesi Khuedzokhue Anatoliy'in Suriye ve Ürdün ziyaretleri sayesinde başka ülkelerde yer alan ve DÇB'ne üye olan derneklerimizin kaydedilmesi ve ardından da RF.Adalet Bakanlığı tarafından derneğimizin uluslar arası niteliğinin bir kez daha tescil edilmesi sağlanmıştır. DÇB Yürütme kurulu üyelerinin Türkiye'de bulunduğu sırada İstanbul'daki Adıge dernekleri ile 'Kaf-Der' arasındaki ilişkileri incelemişler ve bu ilişkilerin olumlu biçimde gelişmesine katkıda bulunmuşlardır. Şu sıralarda Türkiye'de önemi anlatılamayacak kadar büyük bir gelişme yaşanmıştır; 5 milyonun üzerinde insanımızın yaşadığı, 89 derneğin bulunduğu ülkede bu örgütlerin çoğunluğunu bir araya getiren bir Federasyon kurulmuştur.

Türkiye'deki küçük etnik gruplar adına hazırlanacak programların yayınlanması için Radyo ve Televizyonda belirli sürelerin ayrılması konusunu, Avrupa Birliği ve Avrupa Parlamentosunun tavsiyeleri doğrultusunda Türkiye Parlamentosunun ele alacak olması gelecek için ümit verici bir gelişmedir. Bu karar alındıktan sonra elbette biz de Türkiye radyo ve televizyonları için çeşitli programların hazırlanmasına yardımcı olacağız.

Bilim ve sanat adamlarımızın temsilcileri, halk oyunları toplulukları ve artistler Adıgelerin yoğun olarak yaşadığı ülkeleri ziyaret ettiler. Son iki yıl içinde DÇB Yönetim Kurulunun davetlisi olarak Türkiye'den genç turist grupları her üç cumhuriyetimizi ziyaret ettiler.

Her yaz biz Khaberdey-Balkar ve Adıgey cumhuriyetlerimizdeki gençlik merkezlerinde, başka ülkelerdeki soydaşlarımızın çocuklarının dinlenmelerini sağlıyoruz.

Adıgelerle ilgili olarak başka ülkelerde yayımlanan bilim ve sanat ürünlerinin elimize geçmesi gittikçe gelişme göstermeye başladı. DÇB'nin kuruluş amaçlarından birinin - Adıge ve Abazalarla ilgili arşiv materyallerinin anayurda getirilmesi ' gerçekleştirilmesine ilişkin örnekler oluşmaya başladı. Bu yılın neqığe') ayında Khaberdey-Balkar Üniversitesinden iki bilim adamının Suriye'yi ziyaret etmiş olması, anayurttaki Adıgelerle başka ülkelerde yaşayan Adıgeler arasındaki işbirliğinin somut örneklerinden biridir. Onlar, Çerkes Memlükleriyle ilgili henüz yayınlanmamış bazı el yazması eserleri, Suriyeli kardeşlerimizin yardımıyla Hafız Esat kütüphanesinden bir hafta içinde alabildiler. Onlar, bu belgelerin mikrofilmlerini çekerek Khaberdey-Balkar Üniversitesi kütüphanesine verdiler. Bu yöntemle Çerkes Memlüklerin tarihine ilişkin bilgiler içeren 70 ciltten fazla kitabın katılmasıyla üniversitemiz kütüphanesinin başka ülkelerde yayınlanmış ve zor bulunan çeşitli kitapların korunduğu bölümü zenginleşmeye başladı. Şam'daki Çerkes Kültür ve Yardımlaşma Derneği yöneticilerinin yardımları olmasaydı bunun sağlanamayacağını özellikle belirtmek isterim.

Biz de başka ülkelerdeki derneklerimize Adıgece olarak hazırlanmış çeşitli karton filmler, tiyatro oyunları gönderiyoruz.

Genç soydaşlarımız, Khaberdey-Balkar Devlet Üniversitesinde Khaberdey-Balkar Tarım Akademisinde, Adıgey Cumhuriyeti Devlet Üniversitesinde ücretsiz olarak okumayı sürdürüyorlar. Son iki yıl içinde sözünü ettiğimiz bu yüksek öğretim kurumlarına 100'den çok öğrenci alındı. DÇB, Rusya Federasyonunun diğer birimlerinde toplu halde yaşayan Adıgelere yardım konusunda da elinden geleni yapmaktadır. Sözgelimi, biz Krasnodar eyaletinin Uspenske rayonunda, nüfusunun büyük çoğunluğu Adıge olan iki köyü ziyaret ettik. Orada bulunduğumuz süre içinde sosyal bakımdan anlamı olan birkaç sorunun çözümüne katkıda bulunduk. Aynı şekilde Kıyıboyu Şapsığ bölgesindeki Derneğimizin toplantısına katılmamızın da büyük yararı olmuştur. Mezdegu Adıgeleri ile ilişkilerimiz de gittikçe gelişmektedir.

Biz aynı zamanda anayurda dönmüş olan Adıgelerden Rus okullarını bitirmiş olanlara da öğrenimlerini sürdürmeleri konusunda yardımcı oluyoruz. DÇB Yürütme Kurulunun önerisi üzerine yüksek öğretim kurumlarımızda, başka ülkelerdeki Adıgelere anadil öğretimi verecek öğretmen adayları ve özel programlar seçilip hazırlanmaya başladı.

DÇB, BM, UNPO ve OBSE(AGİT) ile de başarılı çalışmalar yürütmektedir. BM'de temsil edilmeyen halkların katıldığı bir kuruluş için memorandumun kabul edilmesinin 10. yılı vesilesiyle 2000 yılı haziran ayında Tartu kentinde (Estonya) dünya konferansı toplandı. UNPO yöneticileri DÇB tarafından yürütülen çalışmaları takdirle karşıladılar. Estonya'daki Adıge Derneği ile de ilişkilerimiz başladı ve burada Adıgelerle ilgili radyo ve televizyon programları yayınlandı. Bütün bu gelişmelerde en büyük pay, halkımızın yeniden toparlanması doğrultusunda gücünü ve mal varlığını esirgemeden, bıkmadan, usanmadan, son derece aktif bir şekilde çaba gösteren Wexhute Aleksandr'a aittir.

2001 yılı şubatında, DÇB delegelerinin de katılımıyla toplanan UNPO 6. genel asamblesi toplantısında 'Halkların özgürlük ve eşitliğine ilişkin deklarasyon' kabul edildi.

Qumaxue Muhadin'in başkanı olduğu 'Adıge ansiklopedisi' redaksiyon komitesinin önünde duran çalışmaları nasıl yürüttüğünü de sizlere sunmak isterim.

Bu eşsiz çalışmanın ne denli büyük önem taşıdığını ve tam olarak içinde bulunduğumuz zaman diliminde buna ne kadar ihtiyacımız olduğunu herkes biliyor. Bu çalışma, Adıge halkı ve onun çeşitli alanlarda ünlenmiş değerli insanları hakkında, daha önce yalnızca haklarında birtakım şeyler duyduğumuz, Adıge olmaları yüzünden gururlandığımız kahramanlar hakkında daha doğru ve geniş bilgiler edinmemiz bakımından büyük yararlar sağlayacaktır. Bu çalışmanın, her nerede yaşıyor olurlarsa olsunlar, Adıgelerin yeniden toparlanmaları bakımından da büyük yararlar sağlayabileceğini söylemek her halde abartı olmayacaktır.

Bu çalışma, pek çok insanımızın katkı ve katılımlarıyla yürütülen bir çalışmadır ve bu çalışmada yer alacak materyallerin büyük bir dikkat ve özenle seçilmesi gerekmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse, biz, böyle bir çalışma ile herkesi memnun etmenin güçlüğünü biliyoruz. Böylesi geniş kapsamlı çalışmalarda bazı hoşnutsuzlukların olması da doğaldır ve bu, çalışmayı yürütenler tarafından da bilinmektedir. Burada hiç kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kabul edilmesi gereken bir nokta vardır ki, o da şudur: Adıge ansiklopedisinin en başta gelen görevi utanmadan tarihimizi alt-üst etmeye uğraşanlara layık oldukları biçimde karşı koymaktır. Bunların yanısıra belirtmek istediğim bir başka nokta da, 'Adıge ansiklopedisi'nin yayınlanması işinin bu denli sürüncemede kalmasının çok da haklı nedenlerinin olmadığıdır. Üzülerek belirteyim ki, bunun gerekçelerini redaksiyon kurulu da, kurul başkanı da şu ana kadar bize bildirmediler.

Doğrusunu söylemek gerekirse, bu büyük çalışmayı bir an önce sonuçlandırıp yayımlamak için çaba gösteren mesai arkadaşlarımız bu gecikmeden oldukça rahatsızdırlar. Onların 'Ansiklopedi'ye alınmak üzere seçilenlerle ilgili somut kaygıları da var. Bugüne kadar redaksiyon kurulu, ünlü Adıgeler arasından 'Ansiklopedi'ye alınması gerekenlerin nasıl saptanacağına ilişkin ölçüleri belirlemiş ve derneklerimize göndermiş değildir. Bizden önce yaşamış olanlardan da, günümüzde yaşamakta olanlardan da bu çalışmada yer almaya layık olanları en çok onların bilmesi gerekmez mi' Materyallerin seçilmesi konusunda Adıge dernekleri yöneticilerinin görüş ve değerlendirmelerini almamak, yanılgının da ötesinde açıkça ayıptır da. Böyle bir yaklaşım, sizi temin ederim ki, halkımız tarafından asla kabul edilmeyecek, hatta dedikodulara da yol açacaktır. Böyle olmaması için ilgili derneklerin yetkili kurullarında konunun ele alınıp, ansiklopedide yer alması gereken materyalleri seçmeleri daha doğru olsa gerektir.

Bütün bunların yanısıra, 'Adıge Ansiklopedisi' çalışmalarına DÇB'nin gerekli ilgiyi göstermediğine, konuyu önemsemediğine ilişkin olarak kulağıma gelen birtakım dedikodular bana çok garip geldi. Söylendiğine göre bu yüzden, 'Ansiklopedi'nin genel redaktörü büyük değer verdiğimiz, saygıdeğer Qumaxue Muhadin, bir çıkar yol bulamayarak para yardımında bulunmaları için başka insanlara (rahmetli Akhbaş Boris'in çocuklarına) baş vurmak zorunda kalmış. Onlar da bankadan kredi alarak telif ücretlerini ödeyip telif haklarını kendi adlarına tescil ettirmek istiyorlarmış. Hepinizin anlayacağı gibi, bunun anlamı, 'Adıge Ansiklopedisi' ile DÇB'nin hiçbir ilgisinin kalmayacağı, böyle olunca da redaksiyon kuruluna herhangi bir biçimde karışamayacağı demektir.

Ben böyle bir yaklaşımı asla kabul edemem ve sizlere kendi görüş ve yaklaşımımı anlatmak isterim. 'Ansiklopedi' ile ilgili çalışmaların başladığı ilk günlerden itibaren bu iş için para ayıran ve harcayan örgüt DÇB'dir. Akhbaş Boris (o zaman DÇB genel başkanı idi) DÇB adına redaksiyon komitesine gerektikçe ödemede bulunuyordu (konuya ilişkin olarak yapılan yazılı anlaşmalar, para alış-verişine ilişkin yazı ve belgeler elimizdedir). Ama daha sonra, 'Ansiklopedi' çalışmalarının sürdürülmesi için gerekli sponsor organizasyonlarının aksaması üzerine bizzat kendi parasını da koymuş olabilir. Biz böyle olmadığını iddia etmiyoruz, iddia etmeye de niyetimiz yoktur. Ama söz konusu edilmesi gereken konu ; kimin ne kadar para koymuş olduğudur.

Ama biz bu konuda da kimse ile bir yarışmaya girmek istemiyoruz. Bütün olarak ele alındığında, hepimizin konusu aynıdır, hepimiz halkımızın yararına bir şeyler yapmak istiyoruz. Asıl olan kimin ne kadar katkıda bulunduğu değildir. Akhbaş kardeşler, bankadan kredi alarak babalarının başlattığı işi sonuçlandırmak, onun anısına 'Ansiklopedi'yi ortaya çıkarmak istiyorlarsa, biz buna büyük saygı duyarız. Biz böylesine iyi/yararlı bir işi kabul etmeyecek değiliz. DÇB'nin güçlenip sağlamlaşmasında büyük emeği ve katkısı bulunan, özel bir saygıyı hak eden bir kişinin adının Ansiklopedinin üzerinde yer alması düşüncesine her bakımdan katılıyoruz.

Ama işin aslı başkadır. DÇB yürütme kurulu toplantılarının (pek azı dışında) hemen hepsinde 'Adıge Ansiklopedisi'ne ilişkin çalışmalar hep gündem konusu edilmiş, bu amaçla geliş-gidiş yol paralarının da karşılanacağı belirtilerek genel redaktör de davet edilmiş olduğu halde acaba DÇB'nin bu işi önemsemediğine ilişkin iddiaların nedeni nedir' Bunun yanısıra 'Ansiklopedi'nin genel redaktörü telefonla veya bizzat yaptığımız görüşmeler sırasında acaba para bakımından sorunları olduğunu niçin söylememiştir? DÇB'nin genel başkanı olarak ben bu sorunu çözemeyecek, gereken parayı bulamayacak durumda mıyım? Ama her halde bu işin olmasını istemeyen birileri olsa gerektir.

'Adıge Ansiklopedisi' konusu 6. genel kurulumuzun gündemindedir. Umarım ki bu konuyu daha derinlemesine ele alarak çözümleyebiliriz.

Her neyse de, açıkça belirtmek isterim ki, DÇB bu kitabın telif haklarını ele geçirmek ve bundan bir takım maddi yararlar sağlamak gibi bir düşünce içinde değildir. Bizim çabamız, yalnızca, Adıge halkının merakla beklediği bu büyük çalışmanın bir an önce tamamlanarak yayınlanabilmesi ve ilgi duyanların eline geçebilmesidir.

İnanmanızı isterim ki, Adıge halkının saygı ve takdiri 'Adıge ansiklopedisi'ni hazırlayanların hepsine ulaşacaktır.

Saygıdeğer kongre delegeleri!

Üzerinde durulması gereken birkaç konu daha vardır.

Bunların biri, DÇB çalışmalarının temel ilkelerine (DÇB programına) ilişkindir.

Bugün bu genel kurula katılan delegeler bu belgeden haberdar olmayabilirler. Böyle bir olanağı bulamayanlar da vardır. Bu nedenle, bunun neye ilişkin olduğunu kısaca açıklamak isterim.

Burada, DÇB çalışmalarının yönelik olduğu amaçlar, karşı karşıya bulunduğumuz sorunlar ve bunların çözüm yolları belirtilmiştir. Bunun yanısıra, DÇB'nin geçmişine, gelişimine, bugünkü durumuna, Adıge halkının toparlanması konusunda taşıdığı öneme ilişkin özet bilgi verilmektedir. Anayurda dönüş, anadil eğitimi ve gelecek kuşakların Adıge değerleriyle yetiştirilmesi konularına ilişkin sorunlar belgede öne çıkmaktadır. Aynı şekilde bu belgede; halkımızın bütün dünyada dağılmasına yol açan olaylar, Adıgelerin tümden yok olmamaları, ulusal duygu ve bilincin, anadilin, ulusal kültürün, törelerin korunması amacıyla yürütülmesi gereken çalışmalar da bu belgede belirtilmektedir.

Ben burada bu konulardan uzun uzun söz edecek değilim. Zira bu da genel kurulda ayrıca görüşmemiz gereken konular arasındadır.

Bu konuyu biz, DÇB Yönetim Kurulunda ve Yürütme Kurulunda birkaç kez ele alarak görüştük ve birtakım değişiklikler de yaptık. Yapılan öneriler ve katkılar doğrultusunda yeniden düzenlediğimiz belgeyi DÇB üyesi derneklere gönderdik, hatta daha çok insanımıza ulaşması amacıyla DÇB'nin internet sayfasına da koyduk.

Doğal olarak DÇB'nin yürüttüğü çalışmalar doğrultusunda bu belge de değişecek, gelişecektir. Bir süre sonra bu belgedeki bazı hususlara artık gerek kalmayacak ya da karşı karşıya bulunduğumuz sorunların çözümü için yeni olanaklar aramak durumunda kalmamız da söz konusu olabilecektir. Öylesi durumlarda da kuşkusuz biz bu belgede gerekli değişiklikleri yaparız. 'DÇB Çalışmalarının Temel İlkeleri' belgesini bugün genel kurulun huzuruna çıkarmamızın nedeni budur.

Dünya Adıge gençliğinin spor etkinlikleri hakkında.

Hatırlayacağınız gibi bu tür etkinlikler yapılmasına ilişkin kararlar üç yıl önce alınmıştı. Biz bu etkinlikleri geçen yıl Maykop'ta yapmayı düşünüyorduk Ne var ki hem bu kentte, hem de başka kentlerde meydana gelen sel baskınları bunu engelledi. Buna karşın gençlerimizi bir araya getirmenin önemini göz önünde tutarak, her şeye karşın bu etkinliği gerçekleştirmek istedik. Kanaatimce bu etkinliği gelenek haline getirmek gerekir. Zira bu, gençlerimizin bir araya gelip tanışmalarına, aralarındaki dostluk ilişkilerinin gelişmesine katkıda bulunacaktır.

Bildiğiniz gibi, son aldığımız karara göre bu etkinlik, DÇB 6. genel kurulu öncesinde 12-16 ağustos tarihlerinde Nalçik'te yapılacaktı. Khaberdey-Balkar Cumhuriyeti hükümeti de bize her konuda destek verecekti. Ne var ki çeşitli nedenlerle, özellikle Türkiye ve Suriye'de yaşayan soydaşlarımızın temsilcilerinin katılamayacak olması nedeniyle bu spor etkinliğinin açılışını ekim ayının başlarına erteleme gereği doğdu. Yönetim kurulumuz, bu ülkelerdeki soydaşlarımızın temsilcilerinin katılmadığı bir spor etkinliği yapmanın uygun olmayacağı kanaatine vardı.

Gerçekten de kalabalık bir sporcu grubunu bir başka ülkeye götürmek, çeşitli dallarda böylesi yarışlara katılmak pek kolay değildir. Her şeye karşın bu spor etkinliğini kararlaştırdığımız zamanda en iyi biçimde gerçekleştirmeye çalışmak şimdi bizim önümüzde duran bir görevdir. Gençleri bir araya getirmeye ilişkin konulara yönetim kurulumuz özel bir dikkat ve özen göstermektedir. Kanaatimce biz hepimiz bu spor etkinliğine gereken harcamaların temini konusunda da sorumluluk taşıyarak yaklaşacağız.

'Adıgeler' ve 'Adıgelerin yeniden toparlanmaları' adlı fondlara/vakıflara gelince;

Öyle anlaşılıyor ki, çok geçmeden biz bu konu üzerinde yeniden durmak zorunda kalacağız. DÇB tarafından kurulan bu fondların/vakıfların ekonomik işletmelerinin çalışmaları hakkında bizi bilgilendirmesi için bu işletmelerin kayıtlı bulunduğu Çerkessk kentinin vergi dairesi yetkililerini davet ettim. Ne var ki böyle bir görevlerinin olmadığını, ayrıca işletmeler hakkında başkalarına bilgi de veremeyeceklerini belirttiler. Dolayısıyla bu fondların/vakıfların kuruculuğundan DÇB'nin ayrılmasına ilişkin karar alınması hususunu takdirlerinize sunuyorum. Böyle bir fond/vakıf kurulmasına gereksinim olduğu takdirde bu konuda da genel kurulumuz gereken kararı alacaktır.

Dernek üyeliğine ilişkin ödentiler konusunda:

Hepinizin gayet iyi anlayacağı gibi DÇB günümüzde gereken ekonomik gücü olmadıkça karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm getiremeyecektir. Üzülerek belirtmeliyim ki derneğimizin üyesi olan yerel dernekler ödenti yükümlülüklerini zamanında ve gereği gibi yerine getirmemektedirler. Aralarında ödenti borçları çok birikmiş olanlar da vardır. Kanaatimce DÇB yönetim kurulunun etkili çalışmalar yapmasını istiyorsak, borçlulara borçlarını ödemeleri konusunda da ciddi direktifler verme zamanı gelmiş olmalıdır.

Bu konuda söylemek istediğim şey şudur: Ödenti ödemek, şu anda olduğu gibi, yalnızca başka ülkelerde yaşayan soydaşlarımızın kurdukları derneklerin değil, aynı zamanda DÇB üyesi olan anayurttaki derneklerimizin de ödevidir. Bu, Khaberdey-Balkar, Karaçay-Çerkes ve Adıgey gibi cumhuriyet statüsündeki yörelerimizde bulunan dernekler başta olmak üzere Rusya Federasyonunun çeşitli yerlerinde kurulu bulunan DÇB üyesi diğer derneklerimizin de ödevidir.

Yeri gelmişken söylemeliyim ki, elimizdeki kıt olanaklar yeterli olmadığından, herhangi bir etkinlik yapacağımız zaman gereken parayı çeşitli yerlerde aramak, sponsorlar bulmak zorunda kalıyorum.

Bu soruna da somut bir çözüm bulacağımızı umuyorum.

Rus-Kafkas savaşının sona ermesinin 140. yıldönümü dolayısıyla yapılması gereken etkinler konusunda.

Bu büyük yas günü dolayısıyla biz birkaç önemli etkinlik gerçekleştirmek istiyoruz. Rus-Kafkas savaşlarında can vermiş olanlar anıtının açılması, buna ilişkin bazı temel kitapların çıkarılması, vb. etkinlikler bunlardan bazılarıdır. Zaman biraz daha yaklaştığında DÇB yürütme kurulu ayrıntılı biçimde konuyu ele alarak, yapılacak çalışmaları ve olanakları değerlendirecektir. Ama bu acımasız savaşta can verenlerin anılarını yüceltirken en başta gözetilmesi gereken konu, pek çok acıya katlanmış olan Kafkasya'da barışı, orada yaşayan halklar arasındaki uzlaşmayı korumak ve gözetmektir.

140 yıl önce yaşanmış olan acılarda, bugün bizimle birlikte yaşayan başka halklardan insanların hiçbir kusurları/sorumlulukları yoktur. Bu yüzdendir ki, DÇB ne zaman hangi etkinliği yaparsa yapsın, bunu yalnızca Adıgelerin değil, birlikte yaşadığımız diğer halkların da katılımıyla yapmalı, halklar arasındaki dostluğu korumayı, geliştirmeyi gözetmelidir. Bunu unutmamanızı diliyorum.

DÇB'nin armasına ve marşına ilişkin olarak:

DÇB marşına ve armasına ilişkin olarak sanatçılarımız çalışmalarını tamamladılar. Bunların kabul edilmesini genel kurula arz edeceğiz.

Amiral M.P.Lazarev'in heykelinin Soçi kenti Lazarevskiy demiryolu istasyonunda dikilmiş olmasından sonraki durum hakkında:

Bu konuyu, Kıyıboyu Şapsığ Bölgesi Adıge Derneğinin isteği üzerine DÇB 6. genel kurul gündemine aldık. Bu konuda Çaçıxhu Mecid söz alacağından ben burada sözü uzatmak istemiyorum. İşin özünü kısaca anlatayım. Kardeşlerimizin orada niçin özellikle rahatsız olduklarını da değerlendirelim.

Sorun, Soçi kenti Lazarevskiy demiryolu istasyonu peronunda amiral M.P.Lazarev'in heykelinin yeniden dikilmesiyle başladı. Hepimizin bildiği gibi o, Rus-Kafkas savaşları sırasında burada Adıgelere karşı yürütülen ve pek çok insanın can verdiği çatışmalarda bizzat yer aldı. Yerel yönetimlerin aldığı kararların Şapsığları rahatsız etmesinde yadırganacak bir şey yoktur. Bu karar karşısında pek çok insan gerçekten rahatsız olmaktadır.

Biz, Soçi kenti yerel yönetiminin aldığı Şapsığların dibinde M.P.Lazarev'in heykelinin dikilmesi kararının, insanlık değerlerine de yasa ve kurallara da uygun olmadığı hakkında Kıyıboyu Sapsığ Adıge Derneği genel kurulu tarafından alınan kararı destekliyoruz. Aynı şekilde Kıyıboyunda kalan az sayıdaki Şapsığ nüfusunun kültürünü, sosyal durumunu geliştirmesi ile ilgili sorunların da DÇB 6. genel kurulunda ele alınmasını gerekli görüyoruz.

DÇB'nin genel merkezi hakkında:

Üzülerek belirtelim ki, Şocents'ık'u Aliy caddesindeki dernek merkezinin onarılması işi, bizim kusurumuz olmaksızın gecikti, uzadı. Biz, bu genel kuruldan önce oraya taşınıp yerleşmeyi istiyorduk. Ne var ki, bu iş için ayrılan para çok geç geldi. Ama artık şimdi çok gecikmeden odaların içi onarılıp düzenlenecektir. Bize kalan ise odaların istediğimiz gibi döşenmesinden ve gerekli araç-gerecin alınmasından ibaret olacaktır. Bunun için ihtiyaç duyacağımız bütün malzemeleri getirmeleri konusunda da anlaştık. İstediğimiz zaman artık gecikmeksizin her şeyimizi getireceklerdir. Bundan sonra da bütün üye derneklerimizle ilişkilerimizi daha sıkı bir biçimde sürdürmemiz bakımından büyük olanaklar kazanmış olacağız. Ortaya çıkacak işler, sorunlar konusunda herkes bu merkezde cevap bulacaktır. Aynı şekilde herkes istediği bilgileri bu merkezden sağlayabilecektir.

Ben, bu sayede DÇB'nin çalışmalarını daha etkili, düzenli ve tüm üye kuruluşlara açık biçimde yürütebileceğini de belirtmek isterim.

İletişim, eğitim olanaklarını uydu aracılığıyla kitlelere ulaştıran televizyon yayınlarının sağlanmasına ilişkin olarak:

Karşı karşıya olduğumuz birçok sorunun da çözümü bakımından büyük önem taşıyan uydu aracılığıyla yayın yapan televizyon olayı son derece çekici bir konudur. Bu konuda neler yapabileceğimizi değerlendirdik. İletişimin bu olanağından yararlanmak fahiş paralar gerektirdiğinden, bizim şimdilik bu olanaktan yararlanmamızın mümkün olmadığını belirtmemiz gerekiyor. Ama biz bu konuda şimdiki bilgisayar teknolojisini kullanabileceğimizi düşündük. Başka ülkelerdeki çocuklarımıza anadilimizi öğretecek bilgisayar programlarının hazırlanması işi şu andan itibaren başlamış olup, sürmektedir. Bunun yanısıra biz iletişimin uydu teknolojisini kullanabileceğimiz zamanın da geleceğini umuyoruz.

DÇB Yönetim Kurulu hakkında:

Geçen zaman göstermiştir ki, ücretsiz/gönüllü olarak çalışan komite başkanları, kendi profesyonel işlerinin zorluklarıyla bağdaşması mümkün olmayan büyük görevlerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu yüzden, DÇB yönetim kuruluna aday gösterirken, bu konuya genel kurul delegelerinin sorumlulukla yaklaşmalarını özellikle rica ediyorum. En büyük icra organına birini aday gösterirken, onu yalnızca beğendiğiniz için değil, aynı zamanda o işin gereklerini yerine getirebilecek güç ve olanağa sahip olup olmaması bakımından da değerlendirmek gerekir.

5 kişilik Yönetim Kurulumuzdan toplantılara düzenli olarak katılanların sayısının yalnızca 8-9 kişi olduğunu açıklarsam, bunu huzurunuza getirmemin temelsiz olmadığını anlarsınız. Bunlar toplantılarımıza düzenli olarak katılırlarken, diğerleri, alışageldikleri gibi, herhangi bir özürleri olmadığı halde katılmıyorlar. Aralarında üç yıl boyunca hiçbir toplantımıza katılmamış olanlar da var. Böylelerinin, böylesine büyük anlamı olan bir örgütte yönetim kuruluna seçilmelerinin düşünülmüş olmasını anlamak zordur. Onlara verilen görev, yapacağı çalışmaları belirleyip yürütme kuruluna yön vermek idi. Ne var ki, anlamış olacağınız gibi, onlar bu konuda en küçük bir sorumluluk duymadılar. Bizi kurtaran ise, kendi özel mesleklerindeki yoğun meşguliyetlerine karşın, başka görevleri de özveriyle yerine getirmeye çalışan yürütme kurulu üyelerimiz olmuştur.

Son olarak tüm delegelerin de konukların da bir hususa dikkatlerini çekmek istiyorum. Son zamanlarda DÇB'yi durmadan eleştirenlerin sayısı oldukça azalmıştır. Ancak bu, böylelerinin hiç kalmadığı anlamına gelmiyor. Girdiği topluma uyum gösteremeyen gevşek insanlar her zaman var olmuştur, var olacaktır da. Ama ben burada, kürsüde iken herkesin duyacağı şekilde söylemek isterim ki; DÇB, Rusya Federasyonu ve ilgili bulunduğu diğer tüm devletlerin yasalarına aykırı olarak hiçbir zaman politik konularla ilgili hiçbir şey yapmamaktadır, yapmayacaktır da. Biz iktidarı ele geçirmeye yönelik hiçbir politik mücadelenin içinde olmak istemiyoruz, olmayacağız da. Zira, kurallara uyan, demokrasi ilkelerine bağlı bir uluslar arası organizasyon olmamız nedeniyle bize verilmeye başlayan değeri, saygı ve itibarı kaybetmek istemiyoruz.

Son söz olarak, genel kurulda seçilecek olan DÇB yönetim kurulunun çözmesi gereken bazı sorunlar üzerinde durmak istiyorum. İlk olarak, yeni seçilecek Yönetim Kurulu, tüm gücünü, birliği oluşturan kuruluşların güçlerini birleştirmeye, onların çalışmalarını yönlendirmeye yöneltmelidir. Bu bakımdan DÇB bütün kuruluşların merkezinde yer almalıdır. Bugün doğrusunu söylemek gerekirse, DÇB'nin kararlarını yerine getirmek, hiçbir üye kuruluşun görevi olmamaktadır, tüzükleri gereğince onların hiçbir başka birinin emri/yönetimi altında değildir. Bu nedenle DÇB'nin, onun yönetim kurulunun kararlarını tüm üyelerin yerine getirmesi gerektiğine ilişkin bir kararı bugünkü genel kurulda alabilirsek, onlar da kendi tüzüklerinde bu doğrultuda gerekli değişiklikleri yapabilirlerse, biz bunun, çalışmalarımızı etkili ve başarılı biçimde yürütebilmemiz bakımından büyük yarar sağlayacağı kanısındayız.

Biz, Adıge halkının önünde duran ekonomik, sosyal, kültürel ve dinsel sorunlarla ilgili olarak daha etkili ve yoğun bir çaba göstermeliyiz.Gençlerle ilgili olarak daha yoğun çalışmalar yürütmemiz gerektiği konusunda da en küçük bir kuşku duymuyoruz. Adıge olmanın büyük sorumluluk gerektirdiğini, halkımızın bütün iyilik ve güzelliklerini, töreleri, insanlık değerlerini, anadili daha ileriye götürme görevinin bugünkü gençlere düştüğünü insanlara sadece sözle değil, aynı zamanda somut olarak da göstermeliyiz.

Anadil eğitimi, ilişkilerimizin güçlendirilmesi ve başka bakımlardan çalışmalarımızı daha ileriye götürme görevi yeni seçilecek yeni yönetim kuruluna düşmektedir. Bütün bunlar DÇB çalışma ilkeleri belgesinde yer almaktadır. Ben onları şimdi burada uzun uzun anlatacak değilim.

Benim diyeceğim odur ki, beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Söz almak üzere adlarını yazdıranların benim söylediklerime daha çok şey eklemelerini, yeni düşüncelerle, yeni önerilerle projeyi daha da geliştirmelerini bekliyoruz.

Tekrar, genel kurulumuzun iyi işler yapmasını, katılanların sağlıklarını, büyük Adıge halkının daima daha ileriye gitmesini temenni ediyorum.

[i] Kısaca 'Dünya Çerkes Birliği (DÇB)' olarak çevirdiğimiz örgütün adı, 2000 Nalçik baskılı son tüzüğünde: Adıgece : 'Duneypso Adıge Xase (DAX) / Dünya Adıge Derneği(DAD)'; Rusça 'Mejdunarodnaya Çerkesskaya Assotsiatsiya (MÇA)' ve İngilizce : 'International Circassien Association' olarak belirtilmektedir. Konu ile ilgili olarak daha önce yapılmış bulunan Türkçe yayınlarda çoğu zaman 'Dünya Çerkes Birliği (DÇB)', bazen de 'Uluslararası Çerkes Birliği(UÇB)' deyimleri kullanılmıştır. Bu çeviride de, kavram kargaşasına yol açmamak için 'Dünya Çerkes Birliği (DÇB)' deyimi tercih edilmiştir. Adıgece adı esas alındığı takdirde 'Dünya Adıge Derneği (DAD)' demek gerekmektedir.(F.H.)

 

..
...