|
Kader, Adıgeve
Abhaz halklarını dünyanın dört bir yanına savurdu. Adıge ve
Abhazlar günümüzde toplu olarak Türkiye, Suriye, Ürdün,
Almanya, ABD, İsrail, Hollanda’da ve diğer ülkelerde
yaşamaktadırlar.
Tarihi vatanında (Kuzey ve Batı Kafkasya) şu anda yaklaşık
700 bin Adıge yaşıyor. Adıgelerin kendi devlet kuruluşları
var: Adıgey Cumhuriyeti, Kabardey-Balkar Cumhuriyeti ve
Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti. Bu bölgelere ek olarak,
Krasnodar eyaletinin Şapsığ bölgesinde, Mozdok’da, Uspen’de
ve Rusya’nın diğer bölgelerinde önemli ölçüde Adıge yaşıyor.
Abhazlar Abhazya’da yaşamaktadır. Günümüzde Abhazya
Cumhuriyeti, Anayasası’na göre, egemen, demokratik ve yasal
bir devlettir. Bu durum, 1999’da yapılan referandumda
Abhazya halkı ve Abhazya Ulusal Egemenlik Yasası tarafından
onaylanmıştır. Bu belgede, bu halkların etnik ve kültürel
birliğini açıkça belirtmek için Adıge-Abhaz halkları kavramı
kullanılacaktır.(Abhazya dışında Karaçay-Çerekes Cumhuriyeti
içerisinde Aşuva ve Aşkaruvalardan oluşan yaklaşık 30.000
Abaza vardır.3000 kadar da Stavropol ve Moskova’da
yaşamaktadırlar.)
Kitlesel sürgünle sonuçlanan Adıgeve Abhaz halklarının
trajedisinin somut nedenleri, izleri ve sonuçları yanı sıra
somut planlayıcıları ve uygulayıcıları vardır. Bunlar bir an
önce net olarak tanımlanmalıdır.
DÇB, 19. yy’daki Rus-Kafkasya Savaşı’nın bitişinin 140.
yıldönümü nedeniyle yapılacak aktivitelerin hazırlığına
başladı ve bu halkların trajedisinin gerçek nedenlerinin ve
tarihsel gerçeklerin açığa vurulmasının zamanının geldiğini
düşünüyor.
Arşivlerde bulunan tarihsel belgelerin analizi ile tanınmış
Rus ve yabancı bilim adamlarının çalışmalarının sonucuna
göre, Adıgeve Abhaz halklarının kendi vatanlarından kopup
yabancı ülkelere dağılmalarının en önemli sebebi, 19.
yy’daki kanlı Rus-Kafkasya savaşlarıdır.
Çarlık Rusya’nın Kafkasya’da sömürgeci politikası;
Osmanlı İmparatorluğu ve İngiltere gibi ülkelerin bu bölge
ile ilgili jeopolitik ve geniş çaplı politik manevraları;
Müslüman din adamlarının ‘İslam ülkelerine’ göç için
yaptıkları çalışmalar;
Çoğu Adıgeve Abhaz soylularının üstünlük iddiaları ve
emelleri sonucu oluşan sonuçsuz ve koordinasyonsuz
eylemleri;
19. yy’daki Adıge halkının büyük trajedisini oluşturan
nedenlerin bileşenleridirler.
Şunu da belirtmeli ki, Rusya’nın sonraki dönemlerde yer alan
politik gelişmeler (ihtilaller, İç Savaş ve 2. Dünya Savaşı)
Adıgeler’in 20. yy’da (daha az sayıda da olsa) dış ülkelere
sürülmeleriyle sonuçlanmıştır.
Bu gelişmeler, Adıgeve Abhaz halklarını, bir ulus olarak,
yok olmanın eşiğine getirmiştir. Adıgeler ve Abhazlar, doğal
asimilasyon süreci sonucu, Türkçe, Arapça, İngilizce veya
Almanca konuşan çevrelerinde erimektedirler. Türkiye
kıyılarına -sınırına sağ salim ulaşmayı başaranların
zorlukları sadece yeni başlıyordu. Bir çok Adıge,
kendilerinin alışık olmadığı iklim koşullarında yaşmak
zorunda bırakılmaları, sınırlara yakın yerleştirilmeleri
veya yerleştirildikleri bölgelerdeki savaşlar ve işgaller
gibi nedenlerle ikinci ve üçüncü kez tehciri yaşamışlardır.
Bütün bu zorluklara ve sıkıntılara rağmen halkımız ulusal
kimliğini, dilini, kültürünü ve geleneklerini koruma
yönündeki yıkılmaz istek ve inancını korumuştur.
Yurt dışında hangi ülkede yaşarlarsa yaşasınlar Adigeler ve
Abhazlar her yerde kendi şeref ve haysiyetlerini korudular,
yaşadıkları ülkelerin yönetimi ve vatandaşları tarafından
saygı gördüler ve ‘ikinci vatanları’ ile birlikte zorluklara
göğüs geriyorlar. Adıgeve Abhazların, yaşadıkları ülkelerin
devlet makamlarında en üst düzeylerde görevler almaları ve
yasama organlarına seçilmeleri de bu durumu yansıtmaktadır.
Adıgeve Abhazlar, orduda, poliste ve diğer hassas konumlarda
önemli mevkilerde bulunuyorlar, bugün yaşadıkları ülkelerde
bilimin, eğitimin ve kültürün gelişimine katkıda
bulunuyorlar. Kardeşlerimizi anlayış ve güvenle kabul
ettikleri için bu ülkelerin yöneticilerine ve halklarına
teşekkür borçluyuz.
Fakat bu durum, yurt dışında yaşayan Adıgeve Abhaz
kardeşlerimizin hafızalarından etnik anavatanlarının
silinmesine yol açmadı. Adıgeve Abhaz kardeşlerimiz, içinde
yaşadıkları ülkenin dili ve yabancı diller ile birlikte
kendi ulusal dillerini ve geleneklerini de çocuklarına
öğretmekte ve ulusal kimliklerini korumaktadır.
Asimilsyona karşı direnmek, akışını yavaşlatmak, çok zor bir
iştir. İşte bu sorunu çözmek için kardeşlerimiz Çerkes
kültür ve yardım derneklerini (‘xase’) kurdular.
Halkımızın dünyanın dört bir yanına dağıtıldığı ilk günden
beri, yurtseverlerin tek ülküsü var, tek hedef için
çalışıyorlar: ulusu tekrar birleştirmek ve anavatana dönmek.
Asimilasyona karşı direnmekte, şüphesiz ki, yurt dışında
Çerkes derneklerinin (xase) 1900’den itibaren kurulmasının
büyük önemi vardır. Dernekleri kuran diasporadaki Çerkes
liderler halkımızın korunması ve yeniden-doğuşu yolunda,
bugün bile bazı insanların tam olarak anlayamadığı,
olağanüstü adımlar atmışlardır. Bu insanlar, Adıge
alfabesini hazırlamışlar ve bu alfabeyi kullanarak kitaplar
basmışlardır. Adıgece eğitim veren okullar kurmuşlardır.
Kendi dillerinde gazeteler yayımlamışlardır. Bu liste daha
da uzatılabilir, fakat bütün yaptıkları arasında en bilge ve
en doğru karar, Çerkeslerin gurbette bir ulus olarak
yaşayamayacakları, bir ulusun varlığının ancak kendi tarihi
anavatanında olabileceğini anlamaları ve bunu geniş
kitlelere duyurmaya çalışmalarıdır. Onlar, dönüş sorunuyla
ancak anavatanın başa çıkabileceğini, sadece yurdunda
kalanların sürgünlerin dönmelerine yardımcı olabileceğini
anlamışlardı. Böylece tüm çabaların tarihi anavatana
yöneltilmesi gerektiği sonucuna ulaştılar. Baba ocağındaki
ateşin yanmaya devam etmesini sağlayanlara yardım etmek
için, sürgünleri eve getirme çalışmalarına katılmak için
aralarında en hazır olanlar döndü ve böylece anavatanla
diaspora arasında irtibat kuruldu. Ve şimdi, onca yıldan
sonra ve onca hak ve olanaklar elde etmemizden sonra,
‘denizleri aşarak anavatana dönen öncülerin’ idealini az
sayıda Adıge gerçekleştirdi. Bu durum onların başarılarını
daha da yüceltmektedir.
Yurt dışındaki Çerkes derneklerini kuranlara şükranlarımızı
sunmak ve anılarını saygıyla anmak gerekir; bugün
asimilasyona karşı çaba harcayarak halklarımızın korunması
için çalışan, gücünü, sağlığını ve zamanını ‘xase’de
çalışmaya verenlere saygımız büyüktür.
19. yy’daki Rus-Kafkasya Savaşı’nın bitişinin 125. yılı
nedeniyle 1989’da Ankara’da ‘Kuzey Kafkasya Kültürü
Haftası’nı düzenleyen herkese şükranlarımızı sunmalıyız.
Suriye, Ürdün, Almanya ve Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden
derneklerin temsilcileri yanı sıra, tüm Kuzey Kafkasya
cumhuriyetleri temsilcileri de bu etkinliğe katıldı. Kuzey
Kafkasya Kültür Haftası katılımcıları tüm uluslardan dünya
liderlerine, bilim adamlarına, yazarlara bir çağrıda
bulundu:
Halklar arasında güven ve kardeşliğe dayalı bir dünya
kuralım. Bu dünyada tüm dillerden savaş sözcüğünü atacak bir
barış rüzgarı estirelim.
Bu dünyada, küçük ve büyük diye ayırmaksızın, tüm ulusların
kültürünü koruyalım ve geliştirelim.
Bu dünyada hiç kimse düşünceleri ve inançları için
yargılanmasın.
Bu dünyada kimse insanların kendi kültürü ve dili ile
ilgilenmelerine engel olmasın.
Bu dünyada hiçbir nedenle insanlar vatanını terk etmeye
zorlanmasın.
Benzer bir organizasyon Ürdün’de 1991 Temmuz’unda Kral
Hüseyin Bin Tallal himayesi altında düzenlendi ve DÇB’nin
kurulması yönünde olumlu adımlar atıldı.
1990 yılında ‘AdıgeHase’ ve Kabardey-Balkar ‘Rodina’ derneği
ile Amerika, Almanya ve Türkiye temsilcilerini (toplam 61
delege) bir araya getirip başta asimilasyon olmak üzere tüm
Adıgelerin sorunları ile ilgilenecek bir uluslararası Çerkes
derneği kurulması düşüncesini tarihimizde ilk kez öneren
Hollanda’da toplanan Adıgelere de teşekkür etmeliyiz.
Bu toplantıyı düzenleyenler herhangi bir program veya belge
(fikrin kendisi dışında) sunmadıkları için, görüş alış
verişinde bulunulduktan sonra ertesi yıl Uluslararası Çerkes
Birliği’nin kurulması amacıyla gerekli hazırlıkların
yapılmasından sonra Nalçik’te toplanılmasına karar verildi.
Bugün hangi olayın DÇB’yi kurmanın başlangıç noktası
olduğunu konusunda farklı görüşlerimiz olabilir. Fakat
çoğunluk, tarihi anavatandaki temsilcilerin, Kuzey
Kafkasya’daki kamusal ve resmi kurumların aktif katılımının
bu süreçte çok önemli bir rol oynadığını düşünmektedir.
Sürgünde bulunanların zor kaderinden bahsederken, anavatanda
kalan Adıge ailelerin yaşam koşullarının daha iyi olmadığını
da açıklıkla ifade etmeliyiz. Devrimler, iç savaş ve dünya
savaşları arasında kaldılar ve Ruslar ve SSCB’nin diğer
halklarıyla birlikte korkunç baskılar, açlık ve yıkım
altında ezildiler. Fakat aynı zamanda üretkenliğin hazzını
yaşadılar, topraklarına sahip çıktılar, yeni devlet
yapılanmalarını kurdular, ana dillerini ve halk kültürlerini
korudular, bilim ve eğitimde büyük ilerleme
gerçekleştirdiler.
Yurt dışındaki kardeşlerini bulup onlarla irtibata geçen,
onları anavatanlarına davet etme yollarını bulan,
Kardeşleriyle yeniden buluşturan, resmi yapıları kullanarak
anavatanlarına dönmelerini sağlayanlara da şükran borçluyuz.
Yurt dışında olduğu gibi Rusya’da da Adıgeler saygı ve güven
sahibidirler, yüksek makamlarda görev başına geliyorlar ve
yasama organlarına seçiliyorlar. Adil olmak gerekiyor!
Komünist ve Sovyet yapılarının yanlışlıklarını kınarken,
ulusal azınlıklara destek politikası sonucu Adıge ulusunun
yok olmaktan kurtulduğunu ve Adıgelerin kendi devletlerine
sahip olduğunu da unutmamak gerekir. Ayrıca, Stalinist ‘böl
ve yönet’ politikasınca , Adıge ulusunun Rusya içinde
asimilasyonunu hızlandırmak için, Adıge yurdunu farklı
idari-bölgesel yönetimlere ayrıldığını da bilmiyor değiliz.
.
Yurt dışındaki kardeşlerimizin temsilcilerinin Türkiye
(1989), Hollanda (1990) ve Ürdün (1991) yaptıkları
toplantıların önemi, Adıgelerin yurt dışında asimilasyon
tehlikesiyle karşı karşıya oldukları yönündeki ortak
anlayışı göstermesidir.
Ankara’da Sürgün’ün 125. Yıldönümü Anısına düzenlenen Kültür
Haftası’nda yayımlanan Çağrı’da ulusumuzun sorunlarını ancak
tarihi vatanında yaşayan, ulusal dilini, Adıgexabzeyi, Adıge
görgüsünü koruyan, kendi devlet yapılarına sahip olan
kardeşleriyle birlikte çözülebileceği açıkça belirtilmişti.
Çerkes diasporasının Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerinden gelen
kardeşleri ile gerçekleşen görüşmelerden sonra, farklı
ülkelerde yaşamalarına karşın tüm Adıgeve Abhazların,
aralarında bir uzlaşmaya varmalarının, işbirliğini
geliştirmelerinin ve birbirlerine destek olmalarının
gerekliliği konusunda ortak bir anlayış oluştu. Açık olarak
belirtmemiz gerekiyor ki, Adıgeler-Abazalar ortak devlet
kurmak için çalışmıyorlar, bu bizim amacımız olmamalı. Biz,
farklı ülkelerimizde yaşayan bir ulus olarak birleşmeye
çalışmalıyız.
Anavatanda yaşayan kardeşlerimiz gibi, yurt dışında yaşayan
kardeşlerimiz de, geçmişte ve günümüzde çektiğimiz tüm
acıların nedeninin Çar tarafından açılan yıkıcı savaş ve bu
savaşı izleyen Osmanlı İmparatorluğu’na sürgünün olduğunu
anlıyorlar. Fakat ulusların sonsuza dek nefret içinde
yaşayamayacakları da açıktır. Bu dünyadaki tüm uluslar başka
uluslarla savaştılar ve geçmişte çeşitli düşmanları oldu.
Fakat yüzyıllarca birbiriyle savaşan uluslar bile sonradan
anlaşıp birleşebiliyorlar. Bu yüzden Ruslarla ve Adıgeve
Abhazların beraber yaşadığı diğer uluslarla anlaşmamız önem
arz etmektedir. Tarihi anavatanda yaşayan Adıgeler , Rusya
Federasyonu’nun kaderiyle kendi kaderleri arasındaki bugün
için var olan ilişkiyi görmektedirler. Yurt dışında yaşayan
kardeşlerimiz de kendi kaderlerinin içinde yaşadıkları
ülkenin kaderiyle bağıntılı olduğunu görmelidir. Rusya’da
federalizmin ve demokrasinin güçlenmesiyle, ülkelerimizin de
güçleneceğini düşünüyoruz. O zaman kardeşlerimizle
ilişkilerimiz ve bağlarımız da güçlenecek ve gelişecektir.
Halklarımız anavatanında daha fazla özgürlüğe sahip oldukça,
diğer ülkelerde yaşayan Adıgeve Abhazların destek ve ilgisi
de artacaktır. Rusya Federasyonu’nun Kosova Çerkeslerinin
dönüşünü sağlaması, Rusya’da pek çok insanın bu ilkeleri
benimsediğini gösteren memnuniyet verici bir kanıttır.
Bilindiği gibi, Rusya’da demokratikleşme süreci dönüş
sürecini başlattı. Zorluklardan korkmayarak anavatanıyla
sorunlarını ve sevinçlerini paylaşmaya karar verenler tarihi
anavatanlarına dönüyorlar. Fakat mevcut olumlu koşullara
karşın bu yolu izleyenlerin sayıca az olması üzüntü
vericidir.
Son 10 yılda Kabardey Balkar Cumhuriyeti, Adıgey Cumhuriyeti
ve Karaçay Çerkes cumhuriyetine yaklaşık 3000 kardeşimiz
dönmüştür. Bu durumun nedenlerini gerçekçi bir şekilde
incelemeliyiz. Burada Uluslararası Çerkes Birliği’nin bu
sorunu nasıl gördüğünü belirtmemiz gerekiyor.
Bölgesel olarak dağılmış uluslar asmilasyon tehlikesi ile
daha fazla karşı karşıyadır, çünkü bu ulusların hukuki,
finansal, sanatsal ve diğer varlıklarını kültürel ve eğitim
programlarına odaklanma olanakları yoktur; ulusal okul ve
tiyatrolara sahip olmaz; gereken sayıda ve kalitede ana
dilinde okul kitapları yayımlayamaz; kendi milli ekiplerini
ve diğer sanatsal topluluklarını ayakta tutamaz; gerçek
tarihlerini öğrenmek ve ulusal dilini geliştirmek için
bilimsel çalışmalar ve araştırmalar gerçekleştiremezler.
Genç nesilleri Adıge xabze gelenekleri ve Abhaz görgüsüne
göre yetiştirme olanakları da doğal olarak azalmaktadır.
Gençler giderek artan oranda dış etkenlerin negatif etkisi
altında kalıyor, kötü alışkanlıklar ediniyor. Bu zorluklar
hem dışarıda, hem de tarihsel anavatanında yaşayanlar için
geçerlidir. Fakat herkes için çok açıktır ki, ulus olarak
dışarıda varlığını sürdürmek çok zor, hatta açıkça söylemek
gerekirse, olanaksızdır.
Memlüklerin deneyimi bunu kanıtlıyor; Memlükler kendi
devletini kurmuş oldukları halde bir etnik varlık olarak
kendini koruyamayıp başka uluslar arasına karışıp gittiler.
Evet, dönüş düşüncesi veya ulusun tarihsel anavatanda
birleşmesi cazip bir ulusal ideal olarak düşünülebilir ve bu
düşüncenin gerçekleştirilmesi için çaba harcanabilir. Fakat
her zaman, bu idealin uygulanmasının gerçeklik olasılığını
göz önünde bulundurmak zorundayız. Deneyim, bunun kolay ve
hızlı bir şekilde gerçekleşmeyeceğini göstermektedir. Bunun,
karmaşık ve zor bir süreç olduğunu, sadece liderler
tarafından değil, geniş kitleler tarafından da anlaşılması
gereken bir süreç olduğunu görmeliyiz. Bu sürecin
gerçekleşmesi, uygun tarihsel koşullar ve bütün tarafların
koordine çabalarını gerektiriyor.
Ne yazık ki bu gün tarafların tutumunu şöyle
tanımlayabiliriz: Anavatan’da yaşayanlar ‘Gelsinler, neden
gelmiyorlar’’ derlerken, dışarıda yaşayanlar da, ‘Bizi
anavatana alsınlar, neden almıyorlar’’ diye sormaktadır.
Anavatanda yaşayanlar, dışarıda yaşayanların kendilerini
rahatsız etmeden sorunlarını çözmelerini yeğliyorlar.
Dışarıdakiler de, anavatandaki bütün sorunların çözülmesini
ve ülkenin zenginleşmesini bekliyor. Onlar da zahmette
bulunmak istemiyorlar.
Dönüş sorununa bu şekilde yaklaşmak sorunun çözülmesine
katkı sağlamaz. Bu mantığı değiştirmek ve dönüşün
desteklenmesi için uzun vadeli bir programın oluşturulması
gereklidir.
Bugün DÇB dönüş sorunu için acil bir çözüme sahip değildir.
Esasen bütün Adıge ve Abhazların aynı anda anavatana
dönmeleri gibi bir hedef de yoktur. Kurulduğu ilk günden
beri DÇB, atalarının topraklarına dönmeye karar verenlere
destek sağlamak ve yeni koşullara uyumlarına yardımcı olmayı
amaç olarak benimsedi. İşte bu nedenle Kabardey Balkar ve
Adıgey cumhuriyetlerinde ‘Geri dönenler’ ile ilgili yasalar
çıkartıldı. Bu yasalar büyük finansal destek sağlamıyor
fakat dönenlere mümkün olan tüm yardım sağlanıyor.
Bugün yurduna dönemeyenler ise bir anavatanları olduğunu
hissetmeli. Bu anavatan Rusya Federasyonu içindeki Kuzey
Kafkasya’dır ve bağımsızlığını ilan eden Abhazya’dır!
Bu vatanla bağlantıları sıkılaştırılmalı, ekonomik, bilimsel
ve kültürel alanlarda iş birliği geliştirilmelidir.
Anavatanla haberleşilmeli, çocuklar eğitim ve dinlenmeye
amacıyla anavatana gönderilmelidir. Anavatan ana dilin
öğrenilmesi, genç nesillerin Adıge Xabze gelenekleri ve
Abhaz görgüsüne uygun şekilde yetiştirilmesine yardımcı
olabilir.
Bütün bu öneriler, 1991 Mayıs’ında yapılan Kuruluş
Kongresi’nde kabul edilen DÇB tüzüğünde açık ve net bir
şekilde yer almaktadır.
Tüzüğe göre, Uluslararası Çerkes Birliği Yönetim Kurulu,
Kabardey Balkar Cumhuriyeti’nin başkenti Nalçık’ta
bulunacaktır. Bu durum, tüm kardeşlerimizin tarihsel
anavatanlarına dönme zamanının geldiğinin açık işaretidir.
DÇB geçici şube merkezleri diğer yerlerde de
kurulabilecektir.
DÇB’nin tüzüğünde çeşitli değişiklikler ve eklemeler
yapılmıştır ama bu değişikler, programatik önemdeki
kuruluşun amaç ve görevleriyle ilgili değildir.
Tüzüğe göre DÇB’nin amaçları şunlardır:
Çerkes halkının yeniden doğuşu ve kültürel ve manevi
mirasının gelişmesine, ulusal varlığın korunmasına ve gerçek
Çerkes tarihinin saptanmasına yönelik olarak DÇB’nin üyesi
olan Çerkes sivil toplum kuruluşlarının etkinliklerinin
güçlendirilmesi ve koordinasyonu;
Çerkes ulusunun karşı karşıya olduğu ekonomik, sosyal,
kültürel ve dini sorunların çözümlenmesine destek olmak;
Çerkeslerin yeniden birleşmesi ve Çerkes diasporasının
tarihi anavatanıyla ilişkilerinin güçlenmesi için gerekli
koşulları oluşturmak;
DÇB üyelerinin ekonomik, sosyal ve her türlü diğer
haklarının korunmasını sağlamak ve mahkemelerde temsil
etmek;
Uluslar arasında barış, dostluk ve birliğin sağlanmasına
yardımcı olmak; sosyal, ulusal ve diğer anlaşmazlıkların
çıkmasını engellemek.
Tüzük, DÇB’nin görevlerini aşağıdaki şekilde tanımlamıştır:
DÇB, Çerkes ulusunun gelişimine ilişkin ekonomi, hukuk,
tarih, kültür, eğitim, demografya ve diğer konularda
bilimsel araştırma projeleri düzenler ve yürütür;
Çerkeslerin manevi ve kültürel gelişmesine yardımcı olur;
Ana dilin öğrenilmesine ve tek Çerkes edebiyat dilinin
yaratmaya yardımcı olur;
Çerkes kültürel ve tarihsel varlıklarının tarihsel anavatana
geri getirilmesine yardımcı olur;
Çerkesler hakkında yazılmış el yazmalarını özel DÇB
kütüphanesinin oluşturulması amacıyla derler;
Akrabalık ilişkilerinin güçlendirilmesi, farklı ülkelerde
yaşayan Çerkeslerin arasında, özellikle çocuk ve gençlere
yönelik olarak, ilişkilerin arttırılmasına çalışır;
Kanuna uygun şekilde tarihsel anavatanına dönmek isteyen
Çerkeslere yardımcı olur.
DÇB’nin kuruluşundan bu güne geçen 11 sene boyunca bu
amaçlar ve hedefler gözetildi. Koşullara ve Yönetim Kurulu
üyelerinin aktifliğine bu amaçlara ulaşılmaya, bu hedefler
gerçekleştirilmeye imkanlar oranında çalışıldı.
Hiçbir şeyin gerçekleştirilemediği söylenemez. Anavatanda ve
dışarıda çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi, bazı sonuçlar
elde edildi. Fakat bu sorunların basit olmadığı açıktır; bu
sorunlar yüzyıllar boyu farklı tarihsel dönemlerde
oluşmuştur ve Yönetim Kurulu’nun bir döneminde tam olarak
çözülmeleri mümkün değildir.
Bir dönemim Yönetim Kurulu üyeleri, diğer yönetime yönetimde
bulundukları dönemdeki yanlışları ile birlikte tüm olumlu
başarılarını ve sorunları da devretmektedir.
Bazı DÇB Yönetim Kurulu üyelerinin zamanla aşırı politize
olduğunu ve düşmanlarına, DÇB’yi milliyetçilikle, ‘Büyük
Çerkesya’yı kurup Rusya Federasyonu’ndan ayrılmayı
istemekle, bölücülükle damgalama fırsatı verdiğini
görmeliyiz. Adıgelerin birleşik bir devlet kurmaya
çalışmadıklarını hep söyledik ve bu şimdi de ilk amaç
değildir. Kafkasya’daki farklı ülkelerde yaşayarak, bir ulus
olarak birleşmeyi gerçekleştirmemiz gereklidir.
DÇB nin statüsü uluslararası olarak her zaman belgelerle
pekiştirilmiş olmadı. Herkes ‘Hase’ sözcüğünün manasını
doğru anlamıyordu. Günümüzde bu sorunların çoğu gündemden
kalktı ve resmi statü netleşti.
Bugün bir kez daha açıkça belirtilmiştir, DÇB politik
faaliyetlerde yer almıyor; Rusya Federasyonu ve yurt
dışındaki üyelerin -Çerkes dernekleri(Hase)- bulunduğu
ülkelerin kanunlarına aykırı davranışlarda bulunmuyorlar.
DÇB, iktidarı ele geçirmek için politik mücadelelerde, bir
şahsı ya da grubu iktidara getirme amacıyla
kullanılamayacaktır.
Eğer herhangi bir nedenle dünyanın bir bölgesindeki DÇB
üyesi politikaya girmek isterse o derneğinin yöneticileri
DÇB’deki üyeliklerini sona erdirmeli ve bir siyasi parti
kurmalı, ancak ondan sonra siyasi mücadeleye
katılmalıdırlar.
DÇB’nin uluslararası statüsü DÇB tüzüğünde değişikliklerin
kaydedilmesi sırasında dış üyelerinden de gerekli
dökümanların alınmasıyla belgelendi ve 2001 Mart’ında Rusya
Federasyonu Adalet Bakanlığı’nda eksiksiz olarak kayıt
işlemi tamamlandı.
DÇB’nin Beşinci Kongresi’nde seçilen Yönetim Kurulu,
Çerkeslerin sorunlarını bilen kişilerden oluştu. Nalçık’te,
Kabardey Balkar Cumhuriyeti Hükümeti ve Nalçık Belediyesi
tarafından karşılıksız ve süresiz olarak DÇB’ye verilen
ofislerin bakım ve onarım çalışmaları bitmek üzeredir.
DÇB’nin çözmesi gereken sorunlar, hukuki ve finansal
olanakları geliştirerek, hem tarihsel anavatanda, hem de
dışarıda yaşayan Adıge ve Abhazların konumunu anlayarak,
bilim adamlarımız ve yaratıcı aydınlarımızda devasa
potansiyeli harekete geçirerek, tarihsel anavatanına sevgiyi
geliştirerek ve genç nesillerin aktif katılımıyla, kararlı
bir şekilde çözülebilecektir. Her ulusun tarihinde, ulusun
kaderini belirleyen geçiş dönemleri olur; bu dönemlerde
iktidarda olanlar ulusları için büyük yararlılık
gösterebilir.
Adıge ve Abhazlar işte böyle bir geçiş döneminde yaşıyorlar.
Bu dönemde saygın toplumsal konumlarda olanlar ve eğitimli
insanlarımız, bu ulusun geleceği için, ulusal dilimizin ve
kültürel mirasımızın korunması ve geliştirilmesi için, genç
nesillerimizin yetiştirilmesi için büyük bir sorumluluk
altındadır.
Dünya Çerkes Birliği’nde birleşen tüm sivil toplum
kuruluşları bu sorunlarla ilgilenmek durumundadır.
Yönetim Kurulu, DÇB Başkanlar Konseyi’ne aşağıdaki faaliyet
programını önermek istemektedir. Bu program bir dogma
değildir. Dünyadaki değişmelere ve yeni amaçların ortaya
çıkmasına göre değişiklikler,çıkartmalar ve ilaveler
yapılabilecektir.
Yönetim Kurulu, hem tarihi anavatanında, hem de dışarıda
yaşayan bütün Adıge ve Abhazlar için aşağıda belirtilen
pratik görevleri hayati önemli olduğunu düşünmektedir.
Kabardey Balkar ve Adıgey cumhuriyetleri hükümetleriyle,
tarihsel anavatanına ‘Geri dönenler’ yasalarına uygun
şekilde dönen kardeşlerimize destek verilmesi için hükümet
programlarının oluşturulması ve benimsenmesi için görüşmek;
Karaçay Çerkes Cumhuriyeti yetkilileriyle böyle bir yasanın
kabul edilmesine ilişkin görüşmek.
Kabardey Balkar, Adıgey ve Karaçay Çerkes cumhuriyetlerinin
kırsal kesimlerinde, dönen kardeşlerimizin ailelerine
verilmek üzere arsa tahsis edilmesi olanaklarını aramak. DÇB
üye kuruluşlarının yöneticileri ile birlikte anavatanına
temelli dönmek isteyen şahıslara bu bilgileri ulaştırmak.
Rusya Federasyonu Vatandaşlığı Kanunu’ vatandaşlık için geri
dönenlerin Rusça bilmesini zorunlu kıldığı ve bu durum
dışarıdaki kardeşlerimizin dönüş olanaklarını kısıtladığı
için, Rusya Federasyonu Başkanı’ndan ve Rusya
Parlamentosu’ndan, vatandaşlık için başvuruda bulunan
kardeşlerimize yardımcı olunmasını istemek. Ayrıca RF
Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla Adıge ve Abhaz diasporasının
yaşamakta olduğu ülkelerdeki Rusya Büyükelçiliklerindeki
kültür merkezlerinde Rusça öğrenim etkinliğinin
arttırılmasını istemek.
Kabardey Balkar, Karaçay Çerkes, Adıgey ve Abhazya
cumhuriyetleri hükümetlerin bünyesinde, DÇB ve yerel
örgütlerin temsilcilerinin yer aldığı, Geri Dönenlere Yardım
Komisyonları’nın kurulmasına öncülük etmek.
Geri dönenlerin çocukların ilk okullarda okutmakta yardımcı
olmak ve Kabardey Balkar, Karaçay Çerkes ve Adıgey
cumhuriyetleri yüksekokul ve meslek okullarına girme
avantajlarını sağlamak.
Türkiye, Suriye ve Ürdün’deki Adıgeve Abhaz diasporalarının
genç temsilcilerinin bu cumhuriyetlerin yüksek okul, enstitü
ve üniversitelerinde eğitimi için mali destekle ilgili
sorunlarını araştırmak.
Yeni RF ‘Geri dönenler’ yasası ve oturum izni ve vatandaşlık
alınmasına ilişkin yönetmeliklere göre dönenlerin tüm resmi
işlemlerine yardımcı olmak.
Cumhuriyetlerde ‘Geri dönenler günü’ organize etmek;
Cumhuriyet yönetimleri ve DÇB Yönetim Kurulu geri dönenler
arasında yıllık toplantılar düzenlemek.
Her sene 21 Mayıs’ta ‘19 yy. Rus -Kafkas savaşı kurbanlarını
anma günü’ düzenlemek, aynı günün 140. yıldönümüne kadar
gerekli anıtları tamamlamak.
19. yy’deki Rus-Kafkas savaşının sonuçlarının üstesinden
gelinmesi’ne ilişkin yeni bir RF Kanunu’nun kabul edilmesine
ve bu doğrultuda özel bir RF hükümet programının
başlatılmasına ilişkin girişimlerde bulunmak.
Üç cumhuriyetin (Kabardey Balkar, Karaçay Çerkes ve Adıgey)
parlamentoları arasındaki Parlamentolar Arası Konsey’in
çalışmalarını yeniden başlatmak veya Adıgemilliyetinden
parlamenterlerden oluşan bir Koordinasyon Konseyi kurmak.
Çerkes diasporasının tarihsel anavatanıyla bağlantılarının
kuvvetlenmesi için dış ülkelerde yaşayan genç
kardeşlerimizin tatillerini geçirmek üzere anavatanlarına
gelmelerine yardımcı olmak; diaspora ile ortaklaşa folklor
festivalleri, konserler, sportif faaliyetler
gerçekleştirmek; Kabardey Balkar, Adıgey ve Abhazya ile
Adıgeve Abhazların yaşadığı ülkeler arasında hava yolu
bağlantısı tesisine çalışmak.
Yurt dışındaki işadamlarımızın ve Kuzey Kafkasya iş
çevrelerinin katılacağı ‘yuvarlak masa toplantıları’,
konferanslar, sergiler ve fuarlar düzenlemek.
Yurt dışındaki kardeşlerimizi cumhuriyetlerimizdeki yeni
yatırım programları konusunda bilgilendirmek, Rusya vergi ve
gümrük kanunlarındaki değişikliklerden haberdar etmek.
Yurt dışındaki kardeşlerimizin yaşadığı ülkeler ile Kuzey
Kafkasya kentleri arasında ‘Kardeş Şehir’ bağlantılarını
kurmaya ve ilişkileri geliştirmeye devam etmek.
Ortak bir Adıgece radyo/TV ve haber ajansı kurmak. Çağdaş
bilgisayar teknolojisinden faydalanmak suretiyle bilgi ve
haber ağı oluşturmak, Çerkes diasporası ile habereşmek ve
anadilin öğrenimine uzaktan katkı amacıyla uydu kanal
kiralayarak televizyonla yayınlar yapmak.
Ders kitapları ve edebi eserler yayımlamak, yurt dışında
yaşayan kardeşlerimizin çocukları için anadilde çizgi
romanlar/filimler hazırlamak üzere mali imkanlarını aramak.
Kültürel mirası korumak için Kabardey-Balkar ve Abhazya
cumhuriyetleri devlet radyo ve televizyon kurumlarında ve
yurtdışı arşivlerde bulunan eski Adıgeve Abhaz şarkılarını
çağdaş bilgi taşıyıcılarına ve elektronik ortama aktarmak; .
Gerektiğinde eski müzik kayıtlarının restorasyonunu yapmak
ve notalara dökmek.
Tek Adige alfabesini yapma çalışmalarını bitirmek ve tek
yazı dilini kabul etmek; Kabardey Balkar, Karaçay Çerkes ve
Adıgey cumhuriyetleri yüksekokullarında Adıgefilolojisi
fakültelerinde eğitim programlarını birbirine
yakınlaştırmak.
Cumhuriyetlerimizdeki eğitim bakanlıklarıyla işbirliği
yaparak okullarda ana dilini öğretmenin seviyesini
yükseltmek, Adıgece yeni okul kitaplarını yayınlamak;
öğrencilerin ana dilini bilme seviyesini yükseltmelerini
teşvik edecek faaliyetler ve yarışlar düzenlemek.
Devlet dili’ statüsü olan dillerin pratikte kullanılmalarına
yardımcı olmak. Bu dillerin, Kabardey Balkar, Karaçay Çerkes
ve Adıgey şehir, köy ve cadde adları ile devlet daireleri
yazılarında kullanılması için gerekenleri yapmak.
Adıge Ansiklopedisi’ ve ‘Kafkasya Tarihi’ eserlerini
tamamlamak ve yurt dışında çevirilerini yayınlamak.
Çerkes tarihine ilişkin belgeleri, yurt dışında yayınlanan
Adıge yazarların eserlerini, Adıge dergilerini DÇB
kütüphanesinde saklanmak üzere toplamaya devam etmek.
Olumsuz demografik göstergeleri göz önünde bulundurarak çok
çocuklu ailelere maddi yadım ve teşvikler vererek doğum
oranını arttırmaya çalışmak.
DÇB’nin internet sitesinde her hafta anavatanda gerçekleşen
önemli siyasi, ekonomik ve kültürel gelişmeler konusunda
bilgi vermek.
Adıge Psale’ gazetesinin internet sayfasını yurt dışında
yaşayan kardeşlerimiz için bilgi kaynağı olarak kullanmak.
Yurt dışında yaşayan Adıgeve Abhazların yaşadıkları
ülkelerin arşivlerinde bulunan bilimsel bilgi ve belgeleri
derleyip değerlendirmek üzere bilim adamlarını
görevlendirmek; halklarımızın karşı karşıya olduğu
sorunların ve çözüm yollarının tespiti amacıyla bilim
adamları, yazarlar ve müzisyenlerin toplantılarını organize
etmek.
DÇB tüzüğünde kayıtlı amaçların gerçekleştirilmesi için
Hükümetle, uluslar arası kuruluşlarla, Sosyal Kurullar ve
tüm fonlarla işbirliği yapmak.
DÇB Tüzüğü’nde yer alan amaçların ve görevlerin
gerçekleştirilmesine yönelik olarak, Rusya Federasyonu
hükümet organlarıyla, uluslararası kuruluşlarla ve insani
yardım kuruluşları ve vakıflarla işbirliği yapmak. |